şükela:  tümü | bugün
  • 30 nisan 2020 tarihinde izleyiciyle buluşacak netflix’in almanya yapımı yeni dizisi.

    bilim kurgu ve gerilim türlerini harmanlayan, aşk, arkadaşlık ve intikam gibi duygu yüklü konulara da yer veren bir drama dizisi olan biohackers’ın konusu ise kısaca şu şekilde lanse ediliyor:

    mia (wedler), geçmişte yaşadığı bir aile trajedisinde parmağı olduğundan şüphelendiği bir profesöre (schwarz) yaklaşmak için tıp okuluna gider ve kendini biyolojik hackleme dünyasının içinde bulur.

    dizinin ilk sezonu 6 bölümden oluşacak.
  • resmi fragmanı yayınlanan netflix'in 20 ağustos'ta yayınlayacağı yeni dizisi.
  • fragmanı az önce izledim, baya ilgimi çekti. eğer bilim-kurgu tarzı seviyorsanız fragmana bir göz atın. dizi yayınlandıktan sonra buraların hep dolacağını düşünüyorum, şimdiden yerimizi alalım. umarım dark kadar güzel bir dizi bizi bekliyordur.

    t: netflix’in alman yapımı dizisi.

    bitirme editi: dizi vasat çıktı arkadaşlar. bir şekilde izlettiriyor mu evet ama dizinin bir ağırlığı yok. dark’ın yanından bile geçemez. 4.9/10

    --- spoiler ---

    bilimkurgu dizisi beklerken temelinde intikam, kin, hırs temalarıyla yoğrulmuş bir dizi buldum. araya da bilimkurgu serpiştirmişler.
    --- spoiler ---
  • başrolünde müge boz'un oynadığı dizi.
  • netflix yapımı alman dizisi.
    kaliteli oyunculuk, farklı senaryo. dark gibi olur mu bilemem ama çok iyi.
    almanların dizi ve sinema sektöründe de iz bırakan kaliteli işler yaptığı son senelerde daha da netleşti.

    "bir tıp öğrencisi, almanya'nın en iyi üniversitelerinden birine girer. ama asıl amacı, bir aile trajedisi ile bir profesörü birbirine bağlayan komployu açığa çıkarmaktır."

    üniversitenin girişinde yazan
    "die wahrheit wird euch frei machen"
    (gerçek seni özgürleştirir)

    gerçek seni özgürleştirir aynı zamanda john hopkins üniversitesi' nin mottosudur.

    gerçek üniversite eğitimi ve hayata bakış açılarını görmek için mutlaka izlenmesi gerekir.

    malum yerde bu tarz bir senaryo, oyunculuk ve bakış açısı için kaç yy geçmeli bilinmez.

    "geleceği konuşalım" diyen akademisyen öğrencilere devamında "büyük düşünün. sentetik biyoloji bizi yaratıktan yaratıcıya dönüştürüyor. bu sadece tıbbın değil, insalığın da geleceği. hastalıkları ortaya çıkmadan önleyebiliriz. sınırların ve sınıfların ötesinde fırsat eşitliği sağlayabiliriz. genetik hastalıkları yok edebiliriz ya da işimizi iyi yapmazsak tüm insanlığı. geleceğin dünyasını yaratmak bizim sorumluluğumuz. sizin sorumluluğunuz. yarını yaratacak olan sizlersiniz. tanrı'nın papucu dama atılacak. "
  • müthiş gerilim sahneleri barındıran alman dizisi.
  • tek solukta bitirilen mükemmel bir dizi. her ne kadar hepimiz genetik hastalıkların tamamının ortadan kalkmasını istesek de bu yolda yapılan çalışmaların ahlaki boyutu tartışmaya açık. bu dizide de bu ahlaki boyut bilim-kurgu, gizem ve gerilim unsurlarıyla harmanlanarak anlatılıyor.

    genetik çalışmalar insanlığın geleceği için büyük bir umut vaat etse de bu çalışmalarda insan deneklerin kullanılması etik bir problemi ortaya çıkarıyor. özellikle rızası alınmadan denek olarak kullanılan insanların hayatı birer veri olmaktan öteye geçmiyor. bu bana (bkz: tramvay ikilemi)'ni hatırlatıyor. binlerce insanın hayatını kurtarmak için birkaç kişinin hayatını feda etmek çoğu kişiye göre mantıklı olabilir ancak bana göre her insanın yaşam hakkı vardır.

    her neyse lafı fazla uzatmayayım. bana (bkz: fringe) dizisini de anımsatan bu yapımı izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
  • almanya'da yaşayan türklerin alman kültürünü az-çok etkilediği bilinir. tavuk döner, bazı türkçe küfürler, die joghurt, die köfte, das lokum... tek oturuşta 6 bölümü izledim ve almanların sadece dil olarak değil "doktor dizisi çekerken mantığın ırzına geçme ısrarı" açısından da türklerden çokça etkilendiği kanısına vardım.

    --- spoiler ---

    tıp fakültesi 1. sınıf, 1. ders. 200 kişilik anfi. gelen profesör hocanın alanı genetik. öğrencilere 1. derste koyduğu çıta nobel ödülü almaktan daha zor bir seviye. 2. derste ve onu takip eden derslerde ise çıta anasının amında.

    1. sınıf öğrencisine fertilite araştırmasında görev vermek mi? önce bir anatomi, histoloji, biyokimya... temeli bir vereydiniz. hadi temel bilimleri geçtim, bu çocuklara ne ara laboratuar teknikleri dersini sığdırdınız 1 hafta içine. aynı derse öğrenci olarak giren jasper adlı ezik hadi orada fellow vb. olmuş olsun. bu lorenz kaltağının hiç mi yetişmiş asistanı yok. profesör olmuş, kendi adıyla devasa araştırma labı kurmuş, ama 1 numaralı yardımcısı jasper. gerçi onun sebebini de çocuğun hastalığı olması, dolayısıyla elinin profa mahkum olması şeklinde açıklanmış gibi ama... böylesine güzel bir konu( gen terapisi) işlenirken kurgu neden bu kadar uyduruk?

    bitki genleriyle uğraşan çinli kız ile çinin insan deneyi yaptığına/ yapacağına gönderme vardı. çinli kız" bunu anca çin yapar, etik değil" vb. dedi.

    huntington hastalığından muzdarip jasperi, lorenz'in evinde çinli kız ile beraber iyileştirme sahnesi. bu sahneyi yazan kişi ya orjinal metne bağlı kalmadan çekti ya da orjinal metni yazan kişi huntington hastalığından bihaber. burada ateşin ön planda olduğu başka bir hastalık seçilebilir miydi? kalıtsal bir hastalığı 5 dakikada hazırlanan iksirle tedavi etmeleri fazla kurgusal, az bilimsel, dolayısıyla pek bilimkurgu sayılmaz.

    homo deus deneyine dahil edilmiş çocukların dna örneklerini almaya neden bu kadar kastılar? çocuğun isim belli mi belli. dna örneği illa mı lazım. aç mezarı sonra kemikten bir tutam al sürüntüyü, sonra kapa mezarı. illa labtan dna örneği çalıp alarm öttürmenin alemi nedir?

    dolu amk. neresine baksam mantıksızlık fışkırıyor. trende venom saldırısı olmuş. astronot kıyafetiyle dr gönderdin trene. aa o da nesi, aynı doktor yoğun bakımda anestezist. yok hastalar fibrilasyona giriyor. kardiyolog belki de. ama antikordan falan anlıyor, coxackie virusten anlıyor. enfeksiyon doktoru aynı zamanda. lakin yğun bakım hastaları içiçe, ve bunlara bakan doktorda maske yok. hadi siktir et maskeyi, dışardan eleman girip hastanın kucağında sabahlayabiliyor. almanya burası amk. deutschland deutschland. hindistanda bile kimse giremez o odaya. hatta hindistan örneği az kalır, orta afrika cumhuriyetinde bile kimse giremez. hadi girdi diyelim, kurgu ya. evde ürettiği antikoru oradaki sorumlu doktora verecek. al bunu uygula diycek. sonra işe yaramadı mı? mavi renk olmazsa kırmızısını kendi elleriyle deneyecek... çok zor olmamalı bu kadar mantıksızlığın içinde boğulmamak.

    dizide apaçık şekilde alman sağlık personelleri + kolluk kuvvetlerine tahkir mevcut. polisin elinden biri trenin camından biri jasper'ın labından olmak üzere iki defa kaçabildi. polisin bu kadar useless olmasını biraz yadırgadım.

    dizinin beğendiğim kısımları flashdisk, yazıcı, bilgisayar gibi donanımların dahil olduğu aktarım sahneleriydi. gerim gerim gerildim herbirinde. yakalandı yakalanacak, oh yakalanmadı şeklinde gerçekleşti.

    6. bölümün sonu gösterdi ki dizinin devam edeceği aşikar. 2. sezona tahammül edebilir miyim? ederim herhalde.
    --- spoiler ---
  • akıcı.
  • biyologlar için korku filmi gibi. anlatılan tüm kavramlardan haberdar olmak acı verici. bulundukları üniversite yaşam bilimleri için hogwarts gibi anasını satayım. herkesin evinde transgenik bir canlı var amk.

    şaka maka benim evin şu anda dolabında sars-cov-2 tespit kiti ve viral plasmid bulunuyor. orda bir gerçekçilik payı var. ama mecburiyetten eve getirdim, pazartesi laba geri dönecek.

    neyse bunun dışında ana karakter rna çalışırken eldiven giymiyor diye diziyi kapatacaktım az daha. kızım kontamine edeceksin, rna'larin kaba tabirle anasını sikeceksin bu ne bilimsizliktir!

    1. sezon 3. bölümde:
    2 dk içinde reverse trancription yapip polyacrylamide gel electropheresis (page) yaptı anasını satayım. page jelini yırtılmadan çıkartması büyük başarı. bir de yanındaki sözelci de "bir şeyler yanlış galiba" diyor ahaha. neyse gitti bilen arkadaşını çağırdı da kız eldivenle girişti işe. işin sonunda "rna'ları degrede etmişsin amk malı" veya "sen bu kafayla çok yaşamazsın" der belki de için soğur, kim bilir!