şükela:  tümü | bugün
  • cok komik bir ahmet kaya sarkisi, suphi bir acayip adam. tedirgin bir balik gibi uyurdu.
  • yusuf hayaloğlu'nun bu şiiri okuması çok daha yenik bir havadadır...ahmet kaya'nın yorumunda bir direngenlik sezersiniz, "ve o günden sonra hiç bir zaman hiç bir yerde hiç ağlamadım..." derken bile ayakta bir çocuktur...hayaloğu ise daha çok 80 sonrası yenilginin şokunu yaşayan biridir, ezilmiştir vs vs vs...

    yine de ahmet kaya denince akla gelen bir kaç şarkıdan biridir, bir daha böyle şarkı yap(ıl)amayacak...
  • suphi isimli bir komunist. ahmet kaya'nın şarkısında hayat bulan bu adamın bir cebinde das kapital bir cebinde de kenevir tohumu bulunur. daima susar, konuşulunca kızar. kitabının kapağında ak sakallı güleç bir dede resmi vardır. (kim acaba?!) yere tükürür, göğü tarar. tutuklanır. şimdi anladın mı der. ahmet abi anladım der ve bidaa ağlamaz. gerçekten acayip adamdır şu suphi. ama şimdi hakkıyla güzel bir parça..
  • ahmet kayanın zamanında filmini çekmeyi kafasına koyduğu şarkısı.
    ne varki ömrü yetmedi rahmetlinin.
  • ahmet kaya'nın yine yusuf hayaloğlu'nun bir şiirinden bestelediği "biz üç kişiydik" şarkısında nazlıcan ve bedirhan'ı anlatan üçüncü kişi suphi'nin şiiri. insana bazı romanların ve filmlerin sonundaki "o kahramanlara sonra ne oldu" bölümünün verdiği güzel hissi verse de nerde "biz üç kişiydik" teki güzel devrimci romantizmi, satır aralarında bedirhan ve suphinin nazlıcan'a aşık olduğunun okunması, mor dağlar, kekik kokuları, yoldaşlık bağlılılığı, ölümün acımasızlığı, mantık dışılığı nerde bu "bir acayip adam" şiirindeki şimdi annadın mı, bir cebinde das kapital, canım ciğarim diye dangul dungul ve komik akan dizeler dedirtir insana.
  • yitirmistir sevdigini suphi,
    nazlıcanını

    en yakın dostunu
    silah arkadasını
    aynı kızı sevdikleri icin kıskandıgı
    canı cigeri bedirhanı yitirmistir
    inandığı davada.

    kimileri yuzunden surunmustur ama vazgecmemistir kavgasından

    aranmaktadır
    sırtında mermı hissiyle yasamaktadır
    unutmak icin kenevir tohumu cigner yasadıklarını
    acıları dayanılmaz geliyordur belki de artık
    bozuk para gibi harcanan hayatı
    kıymeti bilinmeyen cabaları yuzunden

    ibret vericidir hikayesi
    ama asla komik degildir

    bildiklerini
    yasantısını anlatmaz
    suskundur
    kuskundur hayata
    sadece anlasılmak ister artık
    anlatmadan ama

    anlatmamıstır da.

    hayatının bir kısmını canlandırmıstır
    en son
    karakola girerken

    ve herseyi ancak ozaman anlatabilmistir.

    anlamayan bizlere

    en cok da guzelce acıklandıgında bile anlamayan duyarsız sorumsuzlara kızgınlık kusturur.

    kendıne küstürür-insanlara küstütür
  • suphinin*gençliği için (bkz: biz üç kişiydik)
  • başım belada adlı efsane şarkıyla aynı adı taşıyan albümün 5. parçası olan bir ahmet kaya şarkısı.

    sözleri tabi ki yusuf hayaloğlundan...

    suphi benim canım ciğerim
    kimse bilmez nereli olduğunu
    susar akşam oldu mu
    bir cebinde das kapital
    bir cebinde kenevir tohumu
    fırtınadan arda kalmış bir teknede tevekkül içinde
    görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla gizlediği macerasıyla
    bir acayip adam yaşardı
    akşamları susardı
    ben konuşsam kızardı
    bir sürgün kasabasıydı
    bir eski zamandı, hazirandı
    çocuktum evden kaçmıştım
    gelip ona sığınmıştım
    küçüçük bir koydu, sığdı
    burayı keşfeden belki de oydu.
    uzaktan kasabanın ışıkları yanardı
    içim anneyle dolardı, ağlardım
    suphi söyle bir göz atardı,
    gizli bir cigara yakardı
    ağlardı, sonra barışırdık
    ben flüt çalardım, cigara sönerdi ağlardık

    nerden geldiğini bilmezdim,
    kimsesizdi, belki kimliksizdi
    onun macerası onu ilgilendirirdi
    kimseye ilişmezdi
    bir şeylere küfrederdi hep
    tedirgin bir balık gibi uyurdu
    bazen kaybolurdu
    arardım, yağmurun altında dururdu
    bir kalın kitabı vardı, cebinde dururdu, hergün okurdu
    ben bir şey anlamazdım
    kapağını seyreder duymazdım
    sakallı bir resimdi, kimdi, ne kadar mutebessimdi
    sordum bir gün suphi'ye soylediklerini niye anlamıyorum
    diye
    bildiklerini dedi; yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma
    doğru ile yanlışı o zaman ayırdedebilirsin
    ve onu anlarsın
    sonra gülerdi
    günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle geçerdi
    sonra yine akşam olurdu.
    suphi susardı, ben konuşsam kızardı
    tekneye martılar konardı
    yüreğim suphi'ye yanardı, ağlardım.
    suphi denize tükürürdü
    gökyüzünü tarardı, ağlardı
    sonra barışırdık
    ben flüt çalardım
    yıldız kayardı, ağlardık.

    bir sürgün kasabasıydı, bir eski zamandı, hazirandı
    cocuktum, evden kaçmıştım, gelip ona sığınmıştım
    bir gün aksilik oldu
    annem beni buldu
    suphi kaçıp kayboldu
    kasaba çalkalandı, olay oldu
    ben sustum, kanım dondu
    polisler onu yakaladığında tekti
    felaketti
    herkes meydanda birikti
    karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
    ansızın dönüp bana baktı
    "anladın mı?" dedi.
    anladım dedim anladım
    ve o günden sonra hiç bir zaman hiç bir yerde
    hiç ağlamadım...
  • suphi*; bedirhan ve nazlıcanın arkadaşı, bir cebinde das kapital bir cebinde kenevir tohumu taşıyan adam, turuncu gemide ki yoldaş, az konuşan, çok konuşulunca kızan oturaklı, bir acayip, bir tedirgin adam.