şükela:  tümü | bugün soru sor
  • annie ernaux' un babasının yaşam öyküsünü anlattığı ve fransa'nın edebiyat ödüllerinden renaudot ödülünü kazandığı kitabının adı ...
  • özdemir asaf şiiri..

    "...
    korku dağlarının yürekçisi,
    olum denizlerinin kürekçisi;
    öyle suskun oturuyor şişesinin basında,
    içtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi,
    onu kirmiş olmalı yaşamında birisi.
    dinledikçe susması, düşündükçe susması...
    tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
    heykelini yontuyor yalnızlığın ustası
    ..."
  • bugünlerde canı sıkılan..
  • bir adam var, ki ben tanımıyorum hiç onu.

    mümkün olsaydı, ona bu akşam bir kadeh rakı ısmarlayıp şerefine içerdim. ''büyük adamsın usta'' derdim, sırtına dostça vururdum. şaşırırdı, anlamazdı. ''yüreğimin yağını erittin'' derdim, ''eyvallah usta, eyvallah!''

    keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
  • bir adam var, yolları beklerken parçalanan. paramparça. hiçbiri doğru degil işte, bilirsin. unutmak da belki yine. yine de seversin ama, bir adam o adam değildir, bile bile.
    o bir adam, elleri güzel olandır. yaralarını saran, yaralarına pay ettiğin aşkı rüzgarın ağzına bırakan, kocaman olandır. bu adamı zaten örmüşsündür içinde. bir dokunuşuna, bir bakışına bakar bir adam. oluk oluk sunar varlığını. doyamazsın bu bir adama. girdiğin tüm yollarını çözer, güneşi akıtır ayaklarına. bir adam var, tam kalbinin düğümünde. işte tam ölmek zamanı dediğinde düğümlerine düğümlendikçe varan. sana varan, sana akan, sana parlak. iyi bak bir adam. nasıl da ıslak tüm anlar. bir adam. iyi bak bana, sana ıslanmışken yanıyorum alev alev ve hazırım kül olmaya. sevgilim bir adam. kalmıyor. her seferinde gidiyor ve acıtıyor bu ayrılıklar.
  • takiguşi masako adlı japon şairin oldukça dokunaklı şiiri. şair hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadım ama şiirini şuraya bırakıyorum.

    bir adam

    biliyor ki
    bacakları arasında bir kadının
    bir çiçek açar değişe değişe
    ilkbahar
    yaz
    sonbahar
    kış.

    duraksamadan konuşuyor adam
    geleceği okuyan bir büyücü gibi
    tok sesi
    utandırıyor kadını
    tepeden tırnağa
    istiyor ki sevgilisi ölsün çabukça
    inanması için
    tek onun olduğuna.

    aydınlık bir kış günü
    kadının ardına düşüp:
    "ölürsen
    ben taşıyacağım tabutunu"diyor.
    acele ediyor
    yeşermiş kaysının kızarması için
    açması için zorla tomurcuk gülün.
    sanıyor ki
    ellerinin ayasıyla dokununca
    olgunlaşır ve düşer bir kadın,
    avuçları hep nemli
    yehova gibi tıpkı.
  • daha önce görmediğim bir adam vardı yanımda, hiç tanımadığım, hayatını bilmediğim, iyiliği gözlerinden okunan bir adam. görür görmez anlaşılıyor iyilik. tertemiz su gibi berrak bir adam.

    hiçbir mahcubiyeti yokken bile mahçup bir adam, kendimi çocuk görürken, karşımda dev gibi bir çocuktu bu adam.

    'kumlara uzanma hayalim var' dediğimde bana şehrin tüm havuzlarını gezdiren adam.

    en son yaptı bir güzellik, götürdü bir kumsala, hadi uzanacağız dediğimde, kas katı kesildi, ben uzandım, o oturdu yanımda, kocaman bir gökyüzü bir tane bulut yok, uzanmakta tereddüt etti, kendine 'salak' dedi, 'embesil' dedi. ne işi vardı la onun burada.

    sonra iki elimle omuzlarından iterek uzandırdım onu, kafası rahat etmedi, kafasının altına çantamı koydum.

    öylece uzandık yan yana, ayak ucumuz mavi, başımızın üstü mavi, içimiz de artık mavi.

    özlüyorum onu, çok özlüyorum.

    onu özlediğimi söylediğimde bana onu özlememem gerektiğini söyledi, ve bir şiirden bahsetti, ona ben kendi şiirimi yazacağım dedim. okumuyorum senin şiirini.

    hayali kahramanlarım vardı benım, leon ve behzat ç gibi.
    bu adam tam da onlardı.

    behzat ç gibi rakı içer, behzat ç gibi küfürbaz, behzat ç gibi savruk bir adam.

    leon gibi de köksüz.

    ikisinin ortak özelliği olan, ancak ölünce onun duygu radarına girebileceğiniz bir adam.
  • özdemir asaf’ın en sevdiğim, en dokunan şiiri.

    içtiğinin hem hırsızı hem bekçisi