şükela:  tümü | bugün
29 entry daha
  • sözünde durması.

    bu bana kalite ayıracı gibi geliyor, bizim akademisyenlerimiz sözlerinde pek durmazlardı bu yüzden aklımda yer edinmiş.
  • bilim temelli argümanlar sunması. alanı dışında ben onu da bilirim edasıyla çıkıp saçmalamaması. benim alanım değil, bilgi sahibi değilim diyebilecek karaktere ulaşmış olması.

    inanır ya da inanmaz o kendi sorunu fakat herhangi bir dogma üzere laf gevelediği zaman, kilisedeki papaz efendiden, camideki imamdan farkı kalmıyor gözümde.
  • kesinlikle araba.

    mevki arttıkça arabanın kalitesi düşüyor. hatta en üst mevkide araba yok oluyor. çoğu kaliteli prof ve doçun arabası yok mesela. ya da varsa da toplu taşıma kullanıyor.
  • ünvanı yükseldikçe egosunun düşmesi.
    mümkün değil öyle bir şey diyenler olabilir, canlı örneklerini gördüm. olunca oluyor.
  • slayttan motomot okuyup ders anlatması en sağlam turnusol kağıtlarından biridir.
  • - iletişim kanallarını güncel takip etmesi

    - erişilebilirliğini yüksek tutması

    - odasının kapısını kilitleyip içeride ölü taklidi yapmaması

    - bilgiyi öğretmeye ve paylaşmaya açık olması

    - sorulara cevap verme motivasyonunu yüksek tutması

    - karşısındaki kişileri aşağılayıp başından savmaması

    - herkesi ve herşeyi ciddiye alması

    - dakik olması, planlanan saatlere uygun hareket etmesi

    - birlikte çalıştığı öğrenciye yapması gerekenleri dikte etmemesi ve diğer taraftan bütün işleri öğrenciye yıkıp bir kenara çekilmemesi (bu iki sınırın ortasında bir denge tutturmalı)
  • memleketimiz için maalesef temel etik kurallar edindikten sonra üzerine değerlendirmeler yapabileceğimiz detaylardır. bunlardan en önemli ve önceliklisi görev saatleri içerisinde yerinde olması. ben diş hekimliği fakültelerini üç aşağı beş yukarı bilirim, ve saat 14:30'da 9:00'da değil prof, doç, uzman bulma şansınız pek çoğunda yoktur. bazısı haftada bir iki defa iki üç saatliğine uğrar. bazısı sadece bir gün gelip bir iki ameliyat yapar gider. bunun çok çeşitli şekilleri vardır, fazla detaya gerek yok bence. ikinci olarak uzmanlık, doktora öğrencisine öğretmeye yönelik davranması, onu üniversite kliniğinde çalıştırılacak bir köle, hocanın bütün işlerini yapmakla görevli bir hizmetçi görmemesi. gerektiğinde yanında durması, gerektiğinde önünü açması, elinden tutup göstermesi, ittirmesi, taşımasını bilmesi. kısaca "öğretmenlik" yapması. üçüncü olarak kendi çocuğunu ya da arkadaşlarının çocuklarını kendi bölümüne alıp ayrıcalık sağlatmaması.
    bunlar temel konular ama bunlardan yoksun prof, doç, uzmanların egosu, konuları ciddiye alması, erişilebilir olması, farklı üniversitelerde eğitim almış olması vs vs nin ne önemi kalır ki? biz hocamıza ne zaman mesaj atsak ulaşabiliyoruz. ne güzel. peki siizn hocanız arkadaşının çocuğuna gösterdiği imtiyazı size de gösteriyor mu? aynı şartlarda rahatlığı hissedebiliyor musunuz orada? bizim hocamızın egosu neredeyse hiç yok. yok da hocan fakültede de yok. napacaksın sen orada? ağaç olmaya mı geldin? zaman doldurup diploma mı almak hedef yoksa bilimle donatılmış mesleki tecrübe edinerek ve sonrasında bu bilgiyi etrafına yayabilmek mi? bizim hocamız dört farklı üniversitede ders vermiş bla bla. sana öğretmek için uğraşmadıktan sonra, bilgisini kendisine sakladıktan sonra, bilgisini ve üniversitede bulunmasını sırf reklamasyon için kullandıktan sonra ne anladım o işten? bu kraldan çok kralcılık değil midir?
  • dil bilmesidir. kendi alanındaki kaynaklara birinci elden ulaşıp bilgileri işleyebiliyorsa o akademisyen kalitelidir. sadece ingilizce öğrenip hayatı boyunca mal gibi geçinen, bilgi üretmeden maaşını alan adamlar var bu ülkede; diğer bir yandan bir ilber ortaylı, aytunç altındal, mahmud erol kılıç, 80'e yakın kitabı olan ve 4 dil bilen yaşar nuri öztürk de var. daha niceleri var tabi, bunlar şimdi aklıma gelenler.

    mesela felsefeciysen en az bi ingilizce, arapça, yunanca ve latince bilmelisin. hıristiyan bilimciysen süryanice, grekçe, aramice bilmelisin. dinler tarihçisiysen arapça, ibranice, grekçe bilmelisin. deniz tarihçisiysen bi portekizce bil be kardeşim! arapça bilmeden kur'an hakkında atıp tutan adamlar (bkz: caner taslaman) var bu ülkede, yapmayın etmeyin. tamam bence de ana kaynak kur'an olmalı ama en azından başkasının yorumuna bakarak okuma. bu alanda otorite olarak görüyor insanlar seni.

    o yüzden dil öğrenmek önemli.
  • akademik kaliteyi yayınlar ve alana hakimiyeti belirler.
    pedagoji ve belagat da ek özelliklerdir.
    diğer talepler kişiseldir, en fazla iyi bir insanın özellikleri olabilir.
  • en temel meselelerden biri otoriteryenizme karşı takındığı tavırdır. bu tavır devamında bazı ilkeler de getirir şüphesiz.
119 entry daha