*

şükela:  tümü | bugün
  • haydar ergülenin eskiden terzi kitabındki kuzguncuk oteli adlı şiirde atıfta bulunulan hayat çeşidi.
    hazır olmadıklarından yana olanlara itinayla gönderilmektedir buradan.

    evimi bir sokakla aldattım, üstümde
    ay var bu gümüş semtinde bir sokağın
    üçüncü katıyım, deniz bana bakıyor,
    ben artık yalnızca denize karşıyım

    üstüme gelme ay hanım, kuzguncuk otelinde
    iyilik katına çık, senin konukların ağır,
    ben bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım

    ruhumun bir otelde ilk kalışı bu
    aynı, oda, aynı yatak, aynı aynada
    birbirimizi ilk görüşümüz, başka veda yok,
    üstümdeki yabancıyla uyumalıyım

    ruh semtinden kayık açma ay
    hanım! sana hazır değilim, senden yanayım
    kim taşınsa çıkamıyorum içimdeki evden

    kuzguncuk otelinde iyiliğin katı çok
    yıldızlar gibi çık çık bitmiyor ay hanım,
    sen bu çocuğu bir yerden hatırlıyorsun
    ben bu çocuğu bir yerden unutmalıyım
  • puslu bir hayale adanmış hayatlardır... onun dışında herşeyin yalan, onun dışında herşeyin bomboş olduğu ve en sonunda ruhunu boşalttığın... belki de yaşanmaması farzdan olanlardan...
  • bir hayati agirlastiran anilar ve onlarin yaslarindan
    ve yaslarin yasini tutmaktan yorgun hayatlar.
  • dikiz aynasına bakarak ilerlemeye çalışmaktır, kazaya sebebiyet verir, bazen de bir yaraya adanmış ömürü akla getirir, insan anatomisinin mükemmel fasilitesi olan kabuk bağlama hatırlanmalı kabuklar düşene kadar koparılmadan, arabadaki tüm aynalar kontrol edilerek ilerlenmelidir.
  • artık yanınızda olmayan, olamayan insanlarla geçirilen güzel anları, saniyeleri tekrar tekrar replay yapıp yaşama çabasıyla geçen hayatlardır..mevz-u bahis olan etken güç mukadderat ise eğer, özlenen kişinin bir fotoğrafı, bir ses kaydı, en basitinden eski püskü bir kağıda karaladığı bir kaç satır söz, veya attığı bir imza, not düştüğü bir tarih böylesi durumlarda narkoz etkisi yapmaktadır bünye üzerinde..ister istemez parmaklar replayve rewind tuşlarına gider durur anılar sinemasında...
  • bir kadın vardı. iki çocukla daha 30'larında dul kaldı. tekrar evlenmedi, sevgilisi de olmadı. hayatını çocuklarına ve bir de kocasının anısına adadı. çocukları da kocasının anısı gibi, kocasından yadigar birer anı mıydı neydi, kadın bir türlü büyütmedi onları. her sabah uyandırdı çocukları, her akşam yeniden ağırladı kocasının anısında onları. "babanız olsaydı..." koskoca bir ömrü rutubetten yıkılan bir yalı gibi, o gencecik ölüye sakladı. "şimdi o olsaydı..."

    bir anıyı ağırlayarak geçirdiği hayatı, çocuklarını hem öksüz hem de yetim bıraktı. o, bunun farkına bile varmadı...
  • yalniz bir opera'da murathan mungan'in da aciyla degindigi hayatlardir bunlar*