şükela:  tümü | bugün
  • ''masallar dinlemeden buyuen cocuklarin, masal gibi hayatlari olur... masal dinlemeden buyudukleri icin de kendi kahramanlarini kendileri yaratmak zorundadirlar''
    bir kabus tadinda.

    bana göre bir nefes kadar kısa, okuyanlara göre bir ömür kadar uzun.
    kabusları, yıkımları, yanlış anlamaları,düşerek, tökezleyerek, hayatın dibene vurmaları ile bir nefes kadar kısa bir ömür hikayesi.
    kendime sakladığım, mahremim olan birçok konu, olay da var. onlar bende kalsın.
    ömrüm, arka sokaklarda, yüksek kaldırımlarda, karanlık odalarda, geçti.
    gün geldi,
    cozumel plajlarında pina cola da içtim, gün geldi paris de akşam yemeği yedim.gün geldi miami'de karı kovaladık.
    bir günüm bir günüme benzemedi. gün geldi çok yıkıldım. karanlık odalarda ağladım. dibe vurdum, kalktım dibine vurdum. çok dayaklar yedim. çok düştüm, çok kalktım.
    birkaç defa bölük, pörçük anlatmıştım.
    topladım hepsini.
    sanırım, 70 ya da 80 üzerinde ülke gördüm. tam bilmiyorum. saymadım. bir günüm bir günüme benzemedi. kaç tane kadın ile birlikte oldum, hiçbir fikrim yok.
    farklı bir hayat yaşadım sanırım.
    bilmiyorum.
    bildiğim tek gerçek. bana bu hikayeleri yazdıran, hayatını sikip attığım, kadına hitaf ediyorum.
    o beni hiçbir zaman affetmedi. ben kendimi affetmedim.

    kitap oldu sonunda..

    1- ayran geven..

    2- kebabman

    3- gurbet kuşu...

    4- biz ucuz adamlardık..

    5- artık bu numarayı arama anne

    http://www.dr.com.tr/yazar/angutyus-/s=20908

    http://www.youtube.com/…uxot8&feature=youtu.be&hd=1
  • hikayenin hepsini uzun bir zaman diliminde okudum. kör oldum şu an kabartmalı klavyeyle yazıyorum. çok içten, gerçekçi bir hikaye. aşk, nefret, entrika, her şey bu hikayede mevcut. umarız yakında sinemalarda...
  • samimi bir bir özgürlük masalı olarak başlayan lakin günün sonunda kafasına eseni yapan bir adamın samimi öyküsünden gayri bir metin olmadığı anlaşılan kitaptır. yanlış anlaşılmasın; bir apaçi masalı'nı yer yer imrenerek, yer yer "beyaz türk" dudaklarımı büzerek okudum ve beğendim. benim derdim metnin genel niteliğiyle değil, öyküsünü anlatan "kurgu" anlatıcının şahsiyetiyle.

    bir apaçi masalı öncelikle ezber bozmayı göze almanın öyküsünü anlatıyor. kimimizin yabancı olduğu türkiye'nin varoşlarını, garibanlığı neredeyse gururla kanıksayan yoksulluk kültürünü ve köle ahlakını bir çocuğun gözünden sorguluyor. bu noktaya kadar son derece vurucu giderken bir anda dümen kırılıyor ve mevzu zengin/fakir ayrımına endeksleniyor. çocukken her sokağa çıktığında hırpalanan bana zamanın "zararsız" apaçilerini romantize ediyor. kendisini sınıflandırdığını düşündüğü "okumuşları" acımasızca sınıflandırıyor, okumanın değersizliğini dile getiriyor, sözlüklerde debelenen okullu bebelerin acizliğine her fırsatta hışımda saldırıyor. kendisini ise kaderini yazan üstün insan olaran tanımlıyor. piyano çalmayı öğrenmiş, sokak lambasının ışığında çalışarak mühendis olmuş, kafa patlatarak ticari hayatta ilerlemiş değil. tek yaptığı bir otelde iş bulup pek çok ecnebi hatunla muhattap olmak. bu gazla kendi halinde okuyanlara, üniversite öğrencilerine, hayat tasası farklı olanlara kin kusuyor. inanılmaz büyük işler başardığından ve hayatı güçlü iradesiyle yendiğinden bir an olsun şüphe etmiyor. coşkuyla anlatılan bir masalın özeti bundan başka bir şey değil.

    işin ironik yanı da şu ki, bir apaçi masalını alıp okuyacak olanlar o övüp yücelttiği eski zaman apaçileri değil, kitap boyunca itin götüne soktuğu "okullu bebeler". hepimiz angutyus'un gezi, seks ve keyif dolu yaşamında gıpta edecek bir şeyler bulacak ve imrenerek okuyacağız. kontrollü yaşamlarımıza dönmeden önce birer zihinsel kaçış anı yaşayacağız.
  • hikayeyi okurken aklıma geldi, bu araya girenleri görünce. mahallede tuhaf kişilikli tipler vardı. biz ateş yakıp eğlenirken, gelip ateşe işerlerdi. nasıl bir zevk aldıklarını hiç anlayamamışımdır.
  • hikayeyi neredeyse 2 kez okumuş ve içindeki samimiyeti takdir eden birisi olarak dahi, hikayedeki** bazı karakterlerin şu linkteki elemanın eşdeğeri olma ihtimali yüreğime sürekli korku salıyor. hikayeyi okurken kafamda canlanan karakterler uçup gidiyor, yerine bu adam geliyor, kabusum oluyor. **

    (bkz: anasının amına fog koyarım)
  • iki gunumu yedin kara vicdanli. tamamini pdf yapip oyle okudum. goren ders calisiyorum sandi. cok esasli paylasim, tesekkurler.

    edit: canlar pdf dosyasini sildim. ne olur benden istemeyin.
  • okunması gereken bir adamın okunması gereken bir kitabı olması sebebiyle düşünmeden edineceğim fantastik kitap. umarım hem konusu hem satış rakamları hem diliyle sabah akşam fularla gezmeyi yazarlık zanneden ağır entellere güzel bir tokat olur.
  • kitap haline d&r'da rastladığımda ''vay amk, sen de mi be reyiz'' moduna girdim bir an. ne bileyim sözlükteki samimiyeti sarsıldı bir an için. hitap edeceği kitle yine aynı kitle olacak tıpkı inci sözlük insanlığa lanet gibi, sözlük okurları yani. e bilen zaten aşina hikayeye, şukular feda. maddiyat düşünülmüş gibi diyeceğim ama, kitaptan ne kadar kazanılabilir, o da saçma geliyor.
    en azından fanatikleri için arşivlik bir şey, kendisi için de bir hatıra olmuş.
    yine de reyiz reyizdir. özet geçme angutyus reyiz.
  • fazlasıyla "gerçek" bir masal...
  • selçuk erdem'in okumaktan iş yapamadığı masaldır.