şükela:  tümü | bugün
  • "
    öyle sevdalar vardır, biter biter başlar;
    buruk tatlar vardır, ağızda sürüp giden;
    bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
    yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
    ufkunuzda camları göksel konağının
    ve bir yaz akşamı buhurdan gibi tüten
    hanımellerinin morumsu buğusunda,
    bekliyor bahçemize dönük balkonunda,
    sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı,
    hüzünler, japonfenerleri arasında.
    öyle günler var, öyle anlar, hiç bitmeyen!
    nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden,
    ansızın başka bir yüzle güzel, kopmuşlar
    büyük irmak'tan, ayrı düşmüşler desteden,
    yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca ve özlem
    açmış yaban çiçeklerini tarlanızda.
    ölümsüz günler onlar, bir hiçle beslenen;
    zaman dişi güvercinler, uçma bilmeyen;
    uzay ötesi ovalar, ayak değmemiş;
    başka bir mevsim, başka bir dal, başka yemiş.
    erir kim bassa o toprağa ve kim tatsa
    o yemişten. balla dolar testi, açılır
    açılmayan kilit, çiçeğe durur badem,
    dolanır bilgelikle mutluluk yüreğe.
    ak bir bulut bekler üstünüzde havada,
    kuşlar iner, devinme birden bitiverir,
    çıt çıkmaz evrenden. işte ortadasınız,
    havuz, ağaç, deniz, ne varsa size göre.
    işte aydınlıklarda, çekilmiştir bir resim
    gibi kalır aklınızda, gölgesiz, duru,
    küçük bir bahçede susar gibi yaparak
    karşılıklı gizemlere daldığınız gün."

    bir oktay rıfat şiiri
  • bu şiir, bu akşamüstü bir fotoğraf içinde arkadaşlarım için söylenmiş olsun.*

    "..
    havuz, ağaç, deniz, ne varsa size göre.
    işte aydınlıklarda, çekilmiştir bir resim
    gibi kalır aklınızda, gölgesiz, duru,
    küçük bir bahçede susar gibi yaparak
    karşılıklı gizemlere daldığınız gün."
  • şaire katılmıyorum. bir aşka vuran güneş çabucak batıyor. bir daha doğmuyor. ama bu şiirin mükemmelliğinden tek bir taş düşürmez.

    *
    öyle sevdalar vardır, biter biter başlar;
    buruk tatlar vardır, ağızda sürüp giden;
    bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
    yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
    ufkunuzda camları göksel konağının
    ve bir yaz akşamı buhurdan gibi tüten
    hanımellerinin morumsu buğusunda,
    bekliyor bahçemize dönük balkonunda,
    sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı,
    hüzünler, japonfenerleri arasında.
    öyle günler var, öyle anlar, hiç bitmeyen!
    nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden,
    ansızın başka bir yüzle güzel, kopmuşlar
    büyük ırmak'tan, ayrı düşmüşler desteden,
    yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca ve özlem
    açmış yaban çiçeklerini tarlanızda.
    ölümsüz günler onlar, bir hiçle beslenen;
    zaman dişi güvercinler, uçma bilmeyen;
    uzay ötesi ovalar, ayak değmemiş;
    başka bir mevsim, başka bir dal, başka yemiş.
    erir kim bassa o toprağa ve kim tatsa
    o yemişten. balla dolar testi, açılır
    açılmayan kilit, çiçeğe durur badem,
    dolanır bilgelikle mutluluk yüreğe.
    ak bir bulut bekler üstünüzde havada,
    kuşlar iner, devinme birden bitiverir,
    çıt çıkmaz evrenden. işte ortadasınız,
    havuz, ağaç, deniz, ne varsa size göre.
    işte aydınlıklarda, çekilmiştir bir resim
    gibi kalır aklınızda, gölgesiz, duru,
    küçük bir bahçede susar gibi yaparak
    karşılıklı gizemlere daldığınız gün.

    *

    oktay rıfat horozcu.