şükela:  tümü | bugün
  • olması gerekendir. hikayeyi her zaman 2 taraftan dinlemek lazımdır. he avukat gider, müvekkilinin yaptığı şeye bile bile yapmadı der. o zaman puşt olur.
  • her ne kadar böyle denmesinden nefret etsem de, profesyonellik'tir.

    ancak emin olun ki, böyle düşünmeyen avukatlar da yok değil. en azından ben gördüm. kafasına yatmıyorsa davayı almıyor. nuh diyor, peygamber demiyor.

    tabii her insanın bir fiyatı vardır. herkes bi şekilde satın alınabilir. sadece bazıları daha pahalıdır.. maalesef..
  • akil almayacak cok bir durum yok aslinda, cezayi dusurmek icin yapilir. ust sinirdan ceza verilecegine alt sinirdan ceza verilsin diye ugrasilir filan...
  • 98-99 sularında ben tabii daha çocuk sayılırım, ortaokuldayım bildiğin. ve türkmen yörüğü+sünni bir ailenin ferdi olarak, o zamanki fikirlerim de az çok öngörülebilir durumda. he işte kafamı çok kurcalamıştı bu soru benim. öcalan yakalanmış, mahkemeye çıkmış, kendini savunuyo falan. kendini savunmasını geçtim, bi de avukatları var adamın. lan diyodum bunun nesini savunuyosunuz, adam yapmış yapacağını, kabul de etmiş de nasıl savunuyosunuz yani diye diye soruyodum. meğerse olay bambaşkaymış. meğerse şimdi ben olsam ben de savunurmuşum. hayat reha muhtar'dan ibaret değilmiş.
  • (bkz: law & order)
  • hiç sektirmeden dost meclislerinde her avukata ömründe en az yirmi kere gelebilecek soruların birincisidir bu. bana göre olduran bir şeydir. suçluyu savunur, hatta onu kurtarırsanız işte o zaman avukat olmuşsunuz demektir.
  • "hukukun üstünlüğü" benimsenmiş ülkelerde, -genellikle- suçu belli olan şahsın masumiyetini kanıtlamak amacıyla değil yasalarla belirlenmiş cezayı aldığından emin olmak, davada taraf olmak adına yapılan savunmadır. geçmişe bakarak (orta çağ gibi) savunmanın verilmediği durumlarda ise yargılayanın -yasa çerçevesinde değil- vicdanı ile karar verebilme olaslığı vardır. kısacası suçluya hizmet gibi görünse de aslen halkın, devletle olan ilişkisi ve temel haklarının yasalar çerçevesinde yürütülmesini sağlamak temel amaçtır.
  • böyle durumlarda avukatın rolü bu kişiyi beraat ettirmek değil, o suça kanunda belirlenmiş bulunan cezanın üzerinde bir ceza almasını engellemek ya da kanununda belirlenmiş bulunan takdiri indirim nedenlerinden yararlanmasını sağlamaktır.

    ör. bu kişi karşısındaki kişinin, çok da öldürücü olmayan bir bölgesine, silahla ateş etmiş olsun; bu gibi durumlarda fiil, yaralama ile öldürmeye teşebbüs seçeneklerinden birisi olarak değerlendirilecektir. doğal olarak adam öldürmeye teşebbüsün cezası, yaralamadan çok daha fazladır. burada avukatın rolü bu şahsı beraat ettirmek değil, daha az ceza almasını sağlamaktır. veya aynı olaydan örnek vermek gerekirse, diğer adam bu adamın anasına, bacısına küfretmiş, ateş eden şahsı tahrik etmiştir; işte böyle bir durumda avukatın bir görevi de yasadaki takdiri nedenlerinden bir tanesi olan haksız tahrik hükümlerinin olayda uygulanarak, alınacak cezanın azaltılmasını sağlamaktır.

    diyeceğim o ki bugün gelinen noktada türk ceza hukuku, basit gibi görünmekle birlikte, özellikle cezanın verilmesi anlamında son derece karmaşık bir sisteme sahiptir. aynı fiilin farklı suçlardan hangisini oluşturduğu, bu suçlardan birisine oturduktan sonra alt sınır ile üst sınır arasında hangi süre üzerinden hüküm kurulup, bu süreye hangi artırma ve indirim nedenlerinin uygulanacağı, olayda birden çok suç varsa ya da bu kişinin önceden tecilli ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması suretiyle hakkında hükümler verilmiş ise ne olacağı, tüm bu durumlar içerisinde bir de zaman aşımı söz konusu ise nasıl bir karar verilmesi gerektiği, tutuklulukla geçen süreler vb. dışarıdan pek de bilinmeyen çetrefilli alanlardır.

    işte avukatın görevi, böyle bir kişiyi hukukun koridorlarında olması gerekenden fazla yaptırıma tabi tutulmasına engel olmaktır. hal böyle olunca işin avukatın vicdanını yaralayan bir kısmı da kalmamaktadır. elbette ki yukarıdaki tanıma uymayan olayların örnek gösterilmesi de mümkündür ancak istisnalar kuralı bozmayacaktır.