şükela:  tümü | bugün
  • bir çocuğun deniz kenarında yaptığı kumdan kalesini yıkmayın,
    bir çocuğun kış günü yaptığı kardanadamı parçalamayın,
    bir çocuğun keyifle yaptığı puzzle'ı bozmayın,
    bir çocuğun kurduğu hayal dünyasını dağıtmayın,
    bir çocuğun şefkatle size gelişini görmezden gelmeyin,
    bir çocuğun şımarıklığını ondan ayırmayın,
    bir çocuğun gözyaşını silmeyi unutmayın,
    bir çocuğun sevgisini küçümsemeyin,
    bir çocuğun kalbini kırmayın, içini acıtmayın*
  • aklının, ruhunun beslenmesi, kendisini ve sizi kabul ederek büyüyebilmesi sevgi, tolerans, otorite, sabır ve inanma işidir.
  • psikolojik öksüz ve/ya yetim olmaması için doğurmakla kalmayın, ilgilenin. iletişim.
  • omzuna daha küçücükken o kadar yük yüklemeyin. kendileri gibi omuzları da minicik çünkü. sonra o yükü ömürleri boyunca taşımak zorunda kalıyorlar, altında eziliyorlar, taşıyamadıkları zamanlarda da hep kendilerini suçluyorlar
  • “bir çocuğun kalbinin ne zaman kırıldığını büyükleri çoğu kez bilemez, ne kadar derinden kırılmış olduğunu da kendisi… bunu "hissettiği” şimşek çakımı kısa anlar yaşar belki, ama “bilmesi” yıllar alır. yalnızca insanlar büyür, yaralar büyümez, yaralar çocuk kalır.“
    murathan mungan - harita metod defteri
  • bir çocuğun korku ve acı içermeyen yaşantıları genellikle doğa ile haşır neşir olduğu zamanda başından geçmiş, duygularını denetlemesini gerektirmeyen olaylar olduğunu farkederseniz bilin ki sadece böyle olayları duyguları ile yaşayabilmektedir.. doğa ortamında yükselmesine izin verdiği duygular hiç kimseyi incitmeyecek, kendi özgüvenlerinin dengesini sarsmayacak, o duygular için cezalandırılmayacaklardır...

    bu çocuk belli duyguları kendinden uzaklaştırmayı daha küçükken sanat haline getirmiştir..çünkü bir çocuk duygularını ancak yakınında onu dışa vurduğu duyguları ile kabul eden, anlayan ve ona kendi duygularıyla eşlik eden bir kimse bulunduğu zaman yaşayabilir
  • bir çocuğun duygularını bastırmasına neden olmayın.. bırakın her ne yaşıyorsa her ne hissediyorsa izin verin ona.. paylaşacağı ortamın hazırlayıcı olun.. baktınız duygusunu bastırmayı öğreniyor siz onu tuzu olun yine gelsin o tuzlu suya bassın duygusunu.. o duygunun üzerine bassın ki yalnız olmadığını, anlaşılabildiğini, hissettiği için cezalandırılmayacağını, sadece uslu çocuk olduğu için değil huysuz çocuk olduğu için de yani her hali ile kabul edilebileceğini, her şeye rağmen sevilebileceğini sizin yanınızda öğrensin.

    bir çocuğun ömrü hayatı duygularını bastırmak ile geçmişse, sırf kendini korumak adına o duyguları uzaklaştırmışsa kendinden, sırf yaralanmamak adına hepsini saklamayı öğrenmişse ve görülmesin diye gömmüşse zemine bir gün geliyor ki kendisi de göremez bilemez bulamaz oluyor. zemin ağır, zemin soğuk zeminin üzerine kaç harç dökülmüş ki öyle sert, öyle derinde.. istese de çıkaramıyor... öyle yaşamaya alışıyor sonra sonra.. belki başka insanlara ayna oluyor, başka insanların duygularına dokunabiliyor, başka insanlar hissedebilmeye kendilerine izin versinler diye antenleri açık oluyor ama kendine işlemez oluyor hiçbiri..

    biraz kendine yaklaşma için adım attığında bir iç çocuk varmış diye öğreniyor da bilmiyor gömdüğü cenazeyi artık kim kabul eder, kim sever, kim yanında olmak ister.. bir çocuğun iç çocuğu da kendini affedemiyor sonra.. yaşayabilse bari