şükela:  tümü | bugün
  • -ibrişim örülü bencilliğimi büküp eğiren hep sözcüklermiş...

    -dünyaya gündelik ödülüydü, pencereye sabah çıkması...

    -her gün yeni bir açlığı deneyen bir karnı...

    -vicdan azabı renginde ağır bir hava başınızın üstünde zonklayıp durur...

    -uyanıyorum, bir düş daha eksilmiş kafamda...

    -"fransız ihtilalinde zulum altında inleyen halk eski rejim denilen krallık idaresini devirdiği zaman hınç duyguları dizginlenemez bir hal almış ve gelişigüzel bir idamcılık siyaseti uygulanmıştı, giyotinle kafaları kesilenler hakkında halk; şu adam şu aristokrat kısaltıldı ' diyormuş ... "

    -arkadaşlıklar, yakınlıklar sıcağı sıcağına kurulur, en ufak bir gecikme yakınlığın bozulması, bir uçurumla yer değiştirmesiyle sonuçlanabilir, iletişimler, yakınlıklar,duygu köprüleri her zaman azınlıkta kalmışlardır, en geçerli meslek uçurum mimarlığıdır...

    -delilik giderir deliliği, en sağlıklı yol akıl denilen bataklığı ufak tefek kaçıklıklarla kurutmaktır, delilik benim elimde kimi zaman mikroskop kimi zaman dürbün oluyor, deliyim; demekki görüyorum...

    -ama boşluk bir yerde temizliktir,şu gördüğüm boş çerçeveler kadar özgürüm ben, iyi ki kağıt olarak gelmemeişim dünyaya, beni de sümüklü, yolculuğu olmayan, çoşkuların arsızlaştığı, haydutlaştığı bir şiire kapatırlardı, kağıdın suçu ne ki,alevin serinlikle eşanlam olduğu noktada başlar şiir, ben artık hiçbir şey okumuyorum,kitaplarımın hepsini dağıttım, savdım başımdan,kitap yerine kalem girmemiş defterler alıyorum, deste deste apak ve açık vermemiş kağıtlar alıyorum ve yalnızca bakıyorum onlara, kapalı gözlerimle , kendi bakışımdan bile koruyarak ve konuşmuyorum önlerinde susuyorum, konuşmak yazmak kadar işlek bir nankörlük oluyor bir yerde, susmak diye de bir uygarlık var, susmak bir başlangıç, bir doğurganlığın ilk yaratıcı sancısıdır..

    -herkes, değişik kişileri kapsayan bir sözdür, ben artık kendi içimin, kendi uyanıklığımın yerlisi oldum, benim de bir egemenliğim var şimdi, ama bunu bir bayrak gibi budalaca başkaldırmaların direğine çekmiyorum..

    -benim gerçekte tek pencerem yalnızlık...

    -karımın gözleri , bana hergün kü bağlılığının yüzükleriyle doluydu, ben karıma giderken çiçek açmalı adımlarım, ve eksilsin istiyorum odamdan, doktorun getirdiği karımsız sabahlar..
  • bir feyyaz kayacan öyküsü ve ilk baskısını 1987'de eleştiri yayınevi'nce yapmış öykü kitabının adı.

    hilmi yavuz'un dizeleriyle başlar:

    "ibrişim örülü bencilliğimi
    büküp eğiren hep kelimelermiş"
  • (bkz: #73457610)