şükela:  tümü | bugün
  • aslı erdoğan'ın kö$eyazıları ve denemelerinden olu$an, yazıldıkları günden daha geni$ bir zamanı ku$atan metinler kitabı.

    ba$ta ismi garip geliyor: neden deli?
    okudukça anlıyor insan, tamamlanıyor parçalar. kitapta bahsi geçen olaylar hiç uzak değil, neredeyse on yıl öncemizde olanlar.

    diyarbakır cezaevinde öldürülen mahkumlar, manisa'da i$kence gören liseli gençler *, her hafta dövülen ve gözaltına alınan cumartesi anneleri, şefkat operasyonu, ölüm oruçları..
    bunlar uzak değil bize, bu topraklara. sadece.. ilgisi hızla deği$en, hafızası kıt insanlarız. sanki bunlar hiç olmamı$ gibi, sanki ders çıkarmamız gereken $eyler yokmu$ gibi.. bugündeyiz. biz zaten hep "$u an"da olduk. geçmi$i unuttuk, geleceği gözardı ettik. böyle bir $ey olduk.
    on sene öncesine kadar uzun sakallı olan adamlar sadece kıyafetlerini düzeltip, sakallarını keserek "farklı adlar" altında yeniden sunuldu bize. yemedik mi? afiyetle yedik de yüzde kırkaltı gibi bir oy oranını gördük.

    böylesi kitaplar lazım. on yıl öncesini bile hatırlayamayan insanlara hatırlatacak, bazılarının $urasını hep acıtacak, belki yetkililere vicdani sorgulatmalar yaptıracak yazılar lazım bize.

    kitabın adı: bir delinin güncesi.
    deli, evet.
    bir insan tüm bu olayları bilip, görüp, olay tanıklarıyla konu$up, çevresine baktığında herkesin çoktan tüm bunları unuttuğunu görürse...
    nasıl delirmeden kalabilir ki?
  • gogol'un yazdığı, su göçmen tarafından türkçeleştirilerek oda yayınları tarafında basılmış bir kitap.

    (bkz: nikolay vasilyeviç gogol)
  • "beni sokaktan topladılar. bir hastaneye goturduler. kollarımı bacaklarımı bir sandalyeye bagladılar.. sanırım deliydim. sanırım tehlikeliydim. oysa kendimden baska kimseye zararı olmayacak bir deliydim ben.. sonra guzel seyler oldu.. sonra annem tersion diye bir ilac aldı bana.. ruhumu, aklımı bir sandalyeye bagladılar. ruhunun hapsedilmesinin vucudunun hapsedilmesinden daha fazla can yakacagını tahmin edemezdim.. sonra herkes aynam oldu.. ne de olsa delinin yarım aklıyla butun cehreleri eksikti.. herkes kendinde cirkin ne varsa bana gosterdi.. bu kadar cirkin oldugumu bilmiyordum.. cirkinligime agladım, kediler uyudu, ben agladım.. daha neler neler oldu.. tatsız tuzsuz seyler.. yaslı bir kadının bakısları oldum.. yas aldım.. saclarım dokuldu.. iki cocuk cam kenarında ısrarla neseyle oyunlar oynuyordu."
  • mehmet özgül'ün türkçeye kazandırdığı can yayınlarından çıkan gogol'un kısa öyküler kitabı.
  • "uzmanlar beni ele aldıgında genceciktim. teshisimi koydular: deli. ve ben bu teshisi sevdim. cunku insan sahip oldugu seyi sevmeli. boylece dunyadaki butun bunların -savasların, cezaevlerinin, karılarını doven kocaların vs- sanrılarım olduguna inandım. yani sorun dunyada degil benim acımasız dus dunyamdaydı.

    doktorlar beni cagırdılar. dort psikiyatrist tip tip bana bir odada bakmaya basladılar.
    -kocasını dograyan psiko bu mu?
    -hayır ben deliyim, dedim hortlak bir sesle.. (sesimi degistirerek) elini cabuk tut.
    bu ses degistirme numarasını bir amerikan filmindeki deliden ogrenmistim.

    cay alır mısınız diye sordu bashekim. ayıptır soylemesi psikiyatrlar cinsellige takmıslar. catlak fincan sececegim, ruhumdaki onulmaz yaraları gozlemleyecekler, sonra yaslı baslı hekimin onunde ben nasıl kasıgı bardaga sokarım, "gizli niyet" filan diye anlasılır, hele yuzum kızarmadan nasıl karıstırırım?
    istemedim cay may.

    bak kızım dedi, doktor, seni salıyoruz, ama soz vermeni istiyorum, bıcak, jilet, yalan dolan, uydurmaca kurmaca yok. tamam dedim demesine de dısarıdakilere serbest olan bana niye yasaktı ki?

    -yalnız bir cift lafım var doktor bey, yasamlarını duslerle yoneten avustralyalı yerliler, afrika kabileleri, kızılderililer filan varken freud ve jung a atfetmek herbir haltı dupeduz haksızlık..

    bana deliymisim gibi baktılar, hep oyle bakarlar, ne zaman islerine gelmeyeni soylesem deliyimdir..
    cıktım gittim. artık kabul gormus ve ozgur bir deliydim. esasen kendim haricinde kimseye zararım yoktu, kocamı da dogradıysam hak etmisti canım, o sayılmaz.

    neysem. opuyorum."
  • 'binlerce yildir, yaşamlarını yalnızca düşlerle yönlendiren avusturalya yerlileri dururken, bilinçdışını freud ve jung'a atfetmek büyük haksızlık! sonra neden hep yunan mitolojisi? uzakdoğu'yu, afrika'yi, kızılderilileri yok sayıyorsunuz.'
  • bu dağlar ne dağları

    bizim dağlara benziyor,

    bıçak gibi boğazları, parça parça karları,

    bu dağlar ne dağları

    bizim dağlara benziyor

    adamı da... eli ayağı, gözü kaşı var

    ama bisikletli.

    bizimkiler bisikletsiz,

    bitli.
    nazım beyefendi
    velosipet: bisiklet