şükela:  tümü | bugün
  • sadece ilkel dillerde gerçekleştirilmesi kabul edilebilecek bir eylem. ha tabii gelişmiş dillerde de olabilir. o zaman "gelişmiş dil", "dilimlenmiş kuzu dili"ne döner; o başka!
  • deforme olmus turkce ve ayni konumdaki diger dillerin sadelesme ve ozdile* ulasma cabalari.
    (bkz: dil devrimini karalamak icin uydurulan kelimeler)
    bu cabalari baltalamak icin kimi garip sozcukler de uydurulur ama eger dil ozunde yeterliyse cogu sozcuge mantikli bir karsilik bulunabilir.
  • bir kelimeyi canımız istediğinde bir dilden atabileceğimizi düşünme yanılgısına dayanan naif teşebbüs.
  • kelimenin* yerine sozcuk demek gibi asiri cabalar olabilecegi gibi dilde sadelesme icin gereksiz gorulen ve oldukca uygun turkce karsiligi bulunan yabanci sozcuklerin kullanimina karsi olma gibi durumlar da vardir.
  • ütopik 1 şekilde gerçekleşirse türkçeyi milyonlarca insan için konuşulamaz hale getirecek olay.
  • türkçe'yi atalarımızın orta asya'dan göçederken heybelerinde getirdikleri sesler topluluğu sanmaktan kaynaklanır.
    (bkz: turkce yetkin bir dildir)
  • "yabancı" değil "yabancı kökenli kelimeleri" atmanın kınandığı unutulmamalı.
    meselâ; günümüzde sık kullanılmaya başlanan star ve e mail kelimeleri (her ne kadar bizler için pek değlilse de) "yabancı" kelimelerdir. bu kelimelerin kullanılması, eğer bir kaç yıl içinde terkedil(e)mezse; bir daha bunların dilden çıkartılmasının imkânı yoktur; daha da önemlisi bunun gereği de yoktur! belirteyim...
  • neyin atılacağını neyin atılamayacağını belirlemek dilin organik yapısını kavramış olmayı, karşılığı yenilenecek kavramların kökenleri araştırmayı, dilin tedavüldeki kullanımını ve önerilen kelimenin muhtemel kullanıcılarını ayrıntılı olarak incelemeyi; atılanlar yerine de yeni kelimeler koymayı gerektirir. dikkatinizi çekerim; kelimenin anlamını birleşik ad yapıp karşılık olarak önermeyi demedim, yeni kelime türetmeyi, gerekirse üretmeyi dedim. bu değiştirme de biz yaptık oldu mantığıyla değil, edebiyatla, dergiyle, yayınla yapılmalıdır.

    dili yetkinleştireceğiz, yabancı kelimelerden arındıracağız derken kavramların karşılıklarını boş bırakmamaya, bir kelimeye bir milyar tane anlam yüklememeye de özen gösterilmelidir.

    unutmamak gerekir ki hemen hemen hiçkimse, kendi anadilinin abuk subuk, hangi lisanda oldugu belli olmayan kelimelerle dolmasını istemez. eğer önerilen yeni kelimeler kabul görmüyor, kullanılmıyorlarsa hatayı, bu sözcükleri kullanmayanlarda değil üretmeyi beceremeyenlerde aramak gerekir.
  • bu eylemin türkçe için gerekli olduğunu savunanlar kabaca -en azından- şu gruplara ayrılırlar:
    - her tür yabancı kökenli kelimenin atılmasını isteyenler.
    - doğu kökenli kelimelerin (ki bunların çoğunluğu arapça ve farsça'dır) atılıp diğerlerinin dilde kalmasını isteyenler.
    - (daha çok bir üstteki görüşe inat "madem öyle..." diyerek) batı kökenli kelimelerin (fransızca, ingilizce vs.) atılıp diğerlerinin kalmasını isteyenler.
    bu gruplar için benim naçizane görüşümü merak eden olursa;
    (bkz: kınıyorum)