şükela:  tümü | bugün
  • siktir et hipokrati acik sevismemiz gereken bi konu var
  • üst edit: onlarca güzel destek mesajı geldi, hepsine tek tek cevap vermeye çalışıyorum. ama saat çok geç oldu, daha sonra diğer mesajların hepsine cevap vermeye devam edeceğim. evet linç etmeye çalışan bir grup insan oldu ama çoğunluk destek oldu, farkındalık kazandığından bahsetti. bu da amacıma ulaştığımı gösteriyor. hepinize tek tek teşekkür ederim.
    ------

    merhabalar, ben bir devlet hastanesinde çalışan 24 yaşında bir doktorum. temmuz'da mezun oldum; birkaç aydır acil serviste çalışıyorum. sadece birkaç ay olmasına rağmen oldukça yıpratıcı olaylar yaşadım ve düzenin bazen ne kadar içinden çıkılamaz hale geldiğini gördüm.

    ekşi sözlük'te hemen her gün doktorların linç edildiği başlıklar açılıyor; bunların bazıları haklı yere, bazıları da haksız yere oluyor. bugün ise taze bir doktor olarak ben; hastaları linç etmeden sadece kendimi size anlatmaya çalışacağım.

    öncelikle acilin tanımıyla başlayalım: "acil hal; ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar..." diye devam eden bir tanım. (sağlık bakanlığı böyle diyor)

    en son pazar günü nöbetçiydim; tek başıma baktığım hasta sayısı 300. peki bu 300 hasta içinden kaç tanesi bu acil tanımına uyuyordu? %10'undan az olduğunu söyleyebilirim. işte problem tam burada başlıyor.

    acil servis poliklinik değildir; bunun bilincine varmamız gerekiyor. aylardır bacağım ağrıyor; kan değerlerim düştü mü kontrol ettirmek istiyorum; gebe miyim bunu test ettirmek istiyorum, ilaç yazdırmak istiyorum gibi taleplerin karşılanacağı yer acil servis değildir. ben henüz mesleğinin başlangıcında olan biri olarak emin olun ki herkese yardım etmeyi çok istiyorum; her hasta güleryüzlü ayrılsın, ne iyi doktordu desin arkamdan istiyorum. ancak; 300 kişi baktığım zaman ve bunların birçoğu sadece acili meşgul etmeye geldiği zaman hem diğer hastalara bakamıyorum hem de bu hastalar ile tartışma içine giriyoruz.

    ilaç yazdırmak, kan değerlerini kontrol ettirmek gibi işlerin muhatabı aile hekimlerinizdir. onlara giderseniz hem daha iyi ilgilenirler; hem de gerekli tedaviyi düzenlerler. bunu güzel bir dille anlatmaya çalıştığım zaman duymadığım laf kalmıyor. olay sadece bir "ilaç yazıp geçmek" değil. aile hekiminiz sizin hangi hastalıklarınız olduğunu, neden hangi ilaç kullandığınızı bilir ve ona göre ilaçlarınızı düzenler. benim gibi acil doktorları ise günde yüzlerce hasta baktığı için hastalığınızı takip edemeyeceğinden o ilacı yazarsa sizin zararınıza olabileceğini öngöremeyebilir. işte bu yüzden acil serviste ilaç yazılmaz.

    bunun dışında hastanın gözünden haklı olduğu bir konuya değineyim. acil olmayan; ancak o an kendisini rahatsız eden bir durumdan dolayı acile başvuran hastalar bu 300 kişinin 200'ünü filan oluşturuyor. örneğin; "günlerdir midem ağrıyor" gibi bir şikayetten bahsedelim. günlerdir midesi ağrıyan birisi acil servise değil; dahiliyeye başvurması gerekir. hastaların birçoğu "hocam, dahiliyeye randevu aldım ancak 3 hafta sonrasına sıra veriyor." gibi bir cümleyle karşımıza geliyor. bu konuda hastaların haksız olmadığını kabul ediyorum; ancak acilde tanı imkanları kısıtlı olduğundan; sadece o anki şikayetinizi giderecek bir tedavi verebileceğimizi, daha sonra mutlaka o şikayetinizin uzmanıyla görüşmeniz gerektiğini unutmayınız. çok fazla hasta ve hastalık var; herkesin uzmanlık alanı farklı. bunun bilincinde olarak acil servise gelmelisiniz.

    acilde "yeşil-sarı-kırmızı" alanlar olmak üzere 3 tane alan vardır. hastalar şikayetlerine göre bu 3 alandan birine yönlendirilir. yeşil en az acil, kırmızı en acil olmak üzere. yeşil alan hastaları bu bahsettiğim poliklinik hastaları olduğu için bu hastalara öncelik vermeden, sırayla bakarız. imkanlarımızı sarı ve kırmızı alanlardaki hastalara yönlendiririz. bu yüzden "acile geldim 2 saat bekledim, demek ki ölsem kimse bakmaz" gibi bir şikayette bulunuyorsanız, yeşil alan hastası olduğunuz için o kadar beklediniz. ben de isterim kapıdan girer girmez herkesle ilgilenelim; ama imkanlar bu kadar. ki sadece türkiye'de değil, emin olun dünyanın çoğu yerinde bu böyledir.

    geçen nöbetimizde orta yaşlı bir erkek hasta geldi. kendisine öncelik verilmesi gerektiğini, çok kötü olduğunu burasının ne biçim hastane, bizim ne biçim doktorlar olduğumuzdan başladı, ortalığı yıktı. ben de, sırayla baktığımızı ısrarla söyledim. çünkü orası yeşil alandı. bir ton laf yedikten sonra şikayetini sorduğumda "grip olmuşum" lafını duydum. grip olduğu için ortalığı birbirine katan hastalarla muhatap olmak gerçekten motivasyonumuzu düşürüyor.

    gelelim son olarak bahsetmek istediğim konuya. "doktor yüzüme bile bakmadı, doğru düzgün konuşmadı, ilaç yazıp gönderdi. özelde olsa böyle olmazdı." kendi nöbetimden yola çıkarak konuşayım; gün başlangıcında güne pozitif ve enerjik başlayıp hastalara "hoşgeldiniz, buyrun ne şikayetiniz vardı" diyerek hitap ediyorum. günün ortalarında yorgunluk başladığı zaman ağzımdan çıkan her kelime beni yormaya başlıyor ve "ne vardı" gibi kaba sayılabilecek bir üsluba dönebiliyorum. ben de her hastaya tek tek hoşgeldiniz demeyi çok istiyorum fakat 24 saat boyunca yüzlerce insanla muhatap olduktan sonra bunu demek imkansızlaşıyor. kelimeyi bırakın harften tasarruf etmeye çalışıyorum. ama bunları yaparken her hastayı yine muayene ediyor; yanlış tanı koymaktan kaçınıyorum. evet özel hastanede olsaydınız size böyle davranmazdım. çünkü özel hastanede bu kadar çok hasta bakmak zorunda olmazdım. durum bundan ibaret. elbette ne zaman olursa olsun kaba ve kötü davranan doktorlar var; ama bu o insanın kişiliğiyle alakalı. doktorluk mesleğiyle ilgili değil.

    daha değinecek birçok konu var; ancak zaten yeterince uzun oldu. son olarak şunu söyleyeyim. biz doktorlar kötü insanlar değiliz, sadece çok yoğun koşullarda çalışıyoruz. emin olun en acil olmayan hastayla bile elimizden geldiğince ilgilenmeye çalışıyoruz. siz de bunun farkında olun.

    edit: yazdığım giride en ufak hakaret veya saygısızlık yokken bana "gerizekalı, yaratık" gibi sıfatlarla hitap eden birilerini görmek ne acı. normalde cevap vermem ancak sadece şunu söyleyeyim; biz mesai falan yapmıyoruz 24 saat nobet tutuyoruz ve gerçekten 300 hasta bakmak zorunda kalıyorum. o 20-30 hasta bakılan özel hatane poliklikleriylle acili karıştırmayınız. ki çoğu poliklinikte onlarca hasta bakılıyor, ne 20-30'u. hadi diyelim karıştırdınız, bunu insan gibi dile getirmek varken hakaretle söylemek nedendir anlamadım. ben aynısını yapmayacağım.

    bir başkası da sen kim oluyorsun da hastayı linç etmek tabirini kullanıyorsun demiş. ben doktorlarin linç edildiği gibi hastaları etmeyeceğim demek istedim sadece, bunda da yanlış bir şey göremiyorum.

    kimseye kötü bir ithamda bulunmadığım halde küfürlü hakaretli tepkiler gelmeye başladı, fazla diyecek bir şey yok bunun üzerine.
  • bir meslek erbabının kendi çalıştığı ortamla olan ilişkisi.

    çoğu noktada yazara katıldım. ancak kendisini fazla "kitabi" ve "teorik" buldum.

    aile hekimlerinin insanlarla iyi ilgilendiğini, ilaçlarını bildiklerini vs. söylemiş kendisi. bu ülkede öyle aile hekimleri var ki tek fonksiyonları yatmak, polikliniği nöbetleşe devralarak izin(tatil) günlerini yasadışı uzatmak, doğru düzgün hastayla ilgilenmeyerek dünya kadar parayı cebe indirmek olmuş. bu cümlem yanlış anlaşılmasın, benzer zihniyette olan diğer branş hekimleri ve başka mesleklere mensup insanlar da var. yukarıdaki entryde bahsi geçen aile hekimleriydi, ondan dolayı bu şekilde bahsettim.

    onun dışında bazı noktalarda çoğul kullanması da hoşuma gitmedi. kendi hastanemdeki intörn doktorlar ve asistanların bazılarının sırf hastadan kaçmak, baştan savmak için ortadan kaybolduklarını, kesinlikle hastaya ikinci kez bakmak lütfunda bulunmadıklarını ve açıktan yalan söylediklerini biliyorum. o yüzden keşke son paragrafı "biz mesleğini seven doktorlar" ya da "biz mesleğini iyi yapmaya çalışan doktorlar" olarak değiştirse daha güzel olur.
  • ortalama 20-30 hasta bakıyormuşuz, neden söylemiyorsunuz? kim yatıyor ben/biz çalışırken?
  • türkiye'deki acillerde 1 doktorun 20-30 hasta baktığını zanneden bir adet gerizekalıyı içeren başlık. gerçekten hiç bir bok bilmeden baya biliyomuş gibi nasıl yazabiliyor bu insanlar hayret verici. merak edenler için 1 yılda acile giden hasta sayısı tr'de 120 milyon kişi:

    https://t24.com.tr/…e-90i-acillik-bile-degil,378042

    değil acil doktoru sayısına tr'deki tüm doktor sayısına bölün bakalım kaç hasta düşüyor doktor başına?
  • çok bilmiş yavşağın biri de gelmiş dünya düzdür diyecek az kalsın. acil nöbeti 24 saattir bre yavşak, bizim her nöbette yaşadığımıza yoktur öyle bir şey diyecek kadar cahil cesaretine sahip. 20-30 hasta bakıyormuşuz he yavşak he.

    ilk defa küfürlü entry giriyorum hayretler içinde kaldım özgüven karşısında. yeni mezun genç arkadaşımız gelmiş tüm naifliği tüm samimiyetiyle entry girmiş hemen altına yoktur öyle bişey diyerek demediğini bırakmamış. böyle bir özgüven yok, o özgüvenin yarısı bende olsa amerikan başkanıydım.

    utanma yok arlanma yok haysiyet yok diyor bir de. gel gösterelim, acile gelip bizimle 24 saat geçirecek göt var mı sende? sen önce onu de bi hele.

    edit: sakinleştim, cinsiyetçi küfürler silindi.
  • sivrisinek sokuyor. semptomlar aynı grip. yaşlın gencin batı nil virüsü kapmış olabilir. erken müdahale kurtarıyor. nasıl hareket etmek gerekir sevgili kardeşim? illa kol bacak kopunca mı acile gitmek gerekir. ayrıca bu konuda önlem alması gereken sağlık bakanlığı değil mi.

    koca bakanlığı cemaat ellerine teslim edeceklerine, halkı bilgilendirici reklamlar yayınlasalar daha iyi olmaz mı.
  • grip olduğu için acili yıkan hastaların sözlükte cirit attığını görmemizi sağlayan başlık.
  • amerika - nüfus 330 milyon
    1 yılda acile başvuru sayısı 130 milyon

    türkiye - nüfus 80 milyon
    1 yılda acile başvuru sayısı 120 milyon

    meslektaşım insanlara laf anlatmak için kendini boşa yorma. anlamazlar.

    edit : amerika örneği yetmez mesajları geldi. ingiltere istatistiğini de verelim .

    ingiltere - nüfus 53 milyon
    1 yılda acile başvuru sayısı 25 milyon
hesabın var mı? giriş yap