şükela:  tümü | bugün
  • http://haber.sol.org.tr/…-kalkin-artik-haberi-53481

    işte ataması yapılmadığı için intihar eden öğretmenler…

    nermin gümüş: adıyaman'ın gölbaşı ilçesinde ataması yapılmadığı için sözleşmeli müzik öğretmeni olarak görev yapan nermin gümüş (27) oturduğu apartmanın 4. katından atlayarak intihar etti. (11 ocak 2007)

    handan ülker: tokat’ın erbaa ilçesinde sözleşmeli öğretmen olarak çalışan handan ülker (26) görev yaptığı okulun tuvaletine kendini asarak intihar etti. (28 şubat 2007)

    şengül özkan: bursa’da ücretli öğretmenlik yapan şengül özkan, şubat ayında yapılan atamalarda, atanamayınca intihar etti. 4 yıl boyunca atama bekleyen şengül öğretmen, tüm umudunu bağladığı şubat atamalarında atamasının olmadığını öğrendiğinde, bunalıma girerek intihar etti. (1 mart 2007)

    e.d: kayseri fevziçakmak mahallesi fuzuli caddesi'nde oturan öğretmen e.d. (25), atamasının yapılmadığını öğrenince bunalıma girdi. genç öğretmen adayı, 5. kattaki evinin balkonundan aşağı atlayarak intihar etti. (26 kasım 2007)

    nuray özer: elazığ’ın ağın ilçesinin saraycık köyünde vekil öğretmen olarak görev yapan nuray özer, atamasının yapılmaması dolayısıyla gümüşsuyu köyündeki amcasının evindeki av tüfeğiyle intihar etti. (13 ağustos.2008)

    muhammet aytekin çiftçi: trabzon’un akçaabat lisesi'nde ücretli öğretmenlik yapan muhammet aytekin çiftçi (27), akçaabat ilçesine bağlı çileklidüz köyünde babasına ait ruhsatlı tabancayla başına ateş ederek intihar etti. (3 mayıs2009)

    ismail kızılok: ataması yapılmayan öğretmenlerden ismail kızılok’un, istanbul’da ücretli öğretmenlik için yaptığı başvuru da reddedildi. sürekli iş arayan fakat bulamayan kızılok, bunalıma girdi. ağabeyini arayarak "benim cenazemi hastaneden alın" diyerek veda etti. geçen yıl annesini kaybeden kızılok, annesinin ölüm yıldönümünde bayrampaşa'daki bir elektrik direğine çıkarak ölüme atladı. (14 eylül 2009)

    kadir ağzıburuk: istanbul teknik üniversitesi biyoloji bölümü mezunu olan kadir ağzıburuk, balıkesir iskele mahallesindeki evlerinin merdiven korkuluklarına iple kendisini astı. kpss sınavlarına girdiği ve istediği sonucu alamadığı öğrenilen kadir ağzıburuk’un bir süredir psikolojik tedavi gördüğü, daha önce de vekil öğretmenlik yaptığı söylendi. (12. 02. 2010)

    şahin demir: ağrı'nın sabuncu köyünde ücretli öğretmenlik yapan şahin demir, atması yapılmaması sonucunda girdiği bunalımın ardından kendini okul lojmanının tavanına asarak intihar etti. (26 mayıs 2010)

    adem sarıusta: trabzon’da öğretmen olarak atanmayı bekleyen, 1,5 yaşında elif adlı bir kız babası adem sarıusta, işsizlik yüzünden girdiği bunalımdan çıkamayarak evinin beşinci katından atlayarak intihar etti. (17 haziran 2010)

    elif işler: adana’da 5. kez girdiği kpss sınavı da kötü geçen elif işler bunalım sonucu sulama kanalına atlayarak intihar etti. (14 haziran 2010)

    fikret ercan: bursa’da polis ekipleri, genç öğretmeni kravatla oturma odasının kapı koluna asılmış halde buldu. genç öğretmenin arkasında, "artık yoruldum, çalışıyorum ama olmuyor. sizleri sıkıntıya sokacak, onurunuzu zedeleyecek bir şey yapmadım. yaşamış olsam bile kpss’de yine başarılı olamayacaktım” yazılı bir not bıraktı. (17 hazitan 2010)

    ahmet fazlı elçi: “tekirdağ’ın çorlu ilçesi’nde atanamayan bir öğretmen olan ahmet fazlı elçi, geçinebilmek için hamal olarak çalışıyordu. 44 yaşında ve iki çocuk babası olan elçi, atatürk çok programlı lisesi’nde ücretli din kültürü öğretmeni olduğu sırada hayata veda etti.

    uygar şenocak: elazığ’da 2010 kpss sınavının ilkinde atanacak puanı almışken kopya nedeniyle sınavın iptal edilmesinin ardından yapılan ikinci sınavda yeterli puanı alamayan uygar şenocak, girdiği bunalım nedeniyle bir süre evden kayboldu. yapılan aramalar neticesinde uygar şenocak’ın cansız bedeni bir ağaca asılı olarak bulundu. (11 ocak 2011)

    yeter imrak: eşinden ayrı olarak üç çocuğuyla yaşam mücadelesi veren yeter imrak daha fazla dayanamayarak ücretli öğretmenlik yaptığı okulun karşı tarafında bulunan inşaattan atlayarak intihar etti. (12 ocak 2011)

    ali kürklü: osmaniye’de 2010 yılında girdiği kpss sonucunda atanabilecek puanı alan kürklü sınavın iptal edilmesi ve ikinci sınavda atanabilecek puanı alamaması nedeniyle bunalıma girdi ve intihar etti. (19 ocak 2011)

    ümit eker: manisa'nın soma ilçesindeki, soma teknik ve endüstri meslek lisesi'nde 2 yıldır makine teknolojileri dersi için vekil öğretmenlik yapan ümit eker (30), intihar etti. (07.04.2011)

    ceyda cansu danker: yıllardır atama bekleyen öğretmen adayı, selçuk üniversitesi fizik bölümü mezunu ceyda cansu denker'in uzun süredir dershanelerde iş aradığı ve son iş görüşmesi yaptığı dershaneden 300 tl'lik maaş teklifi aldığı öğrenildi. bunun üzerine bunalıma giren denker, kendini 4. kattaki evlerinin balkonundan boşluğa bıraktı.

    gülnur nergiz: mersin üniversitesi eğitim fakültesi ingilizce bölümü’nden mezun olup öğretmenlik ataması beklemeye başlayan 28 yaşındaki gülnur nergiz, adana’daki evinde ölü bulundu.

    alaattin güven: erzincan’da uzun bir süredir ataması yapılmadığı için bunalıma giren beden eğitimi ve yüksek okulu mezunu 34 yaşındaki alaattin güven, kendini elektrik kablosuyla asarak yaşamına son verdi. (26 aralık 2011)

    esen çelik: manisa'nın alaşehir ilçesinde ikamet eden 30 yaşındaki ataması yapılmayan ingilizce öğretmeni esen çelik 15 mart günü beş katlı bir apartmanın 5. katından atlayarak intihar etti.

    mustafa kaya: bir süre vekil öğretmelik de yapan mustafa kaya (26), kpss'ye hazırlanıyordu. yakın zaman önce yapılan öğretmen atamalarında atanamadığı için bunalıma giren genç öğretmen, dün sabaha karşı evinde kendini tavana asmış olarak ölü bulundu. (5 nisan 2012)

    hilal uzunkaya: atanamayan öğretmen hilal uzunkaya, trabzon'da yaşadığı apartmanın 8'inci katından atladı ve olay yerinde hayatını kaybetti. (5 nisan 2012)
  • bir gemicik bile alamayacak kadar büyüktü yürekleri,
    çalamadılar, uyamadılar...
    üçten fazla bile çocuk yapacak kadar sistemin adamı olamadılar...
    bazen yaşamın kendisi bir yok oluştur.
    onursuzca yaşamaktansa dosdoğru var oldular mezar taşlarında.
    dünyanın en hızlı büyüyen 2. ekonomisinin çocukları kendilerini astılar faturalarını ödeyemedikleri elektriğin direklerine.
    kimisi razıydı vekaleten bile yapmaya mesleğini...
    aydınlatmadı hiç bir fener yollarını;
    kayalara vurdu yaşamları yanmayan deniz fenerlerinin ışığında.
    ve biz sistemin şanslı pislikleri
    bu gece hangi maçı/diziyi izleyeceğimizi düşünüp,
    egolarımıza yaldız olacak alışverişlerde sekerken kimbilir hangi ananın yüreği yanacak...
    onuruyla mesleğini yapamamanın acısını evladının kapanan gözlerinden kim bilir hangi talihsiz kadın tadacak...

    yalnız, güzel ve "sahipsiz" ülkem, ülkemiz...
  • http://haber.sol.org.tr/…zde-172-artti-haberi-57943

    "... türkiye genelinde haziran ayında bir önceki aya göre, finans kurumlarına bireysel kredi ve kredi kartları borcunu ödemeyenlerin toplam sayısı bir önceki aya göre yüzde 17.2 artış gösterdi.
    merkez bankası verilerine göre, bireysel kredi ve kredi kartları kapsamında borcunu ödemeyen ve gecikmeli olarak ödeyenlerin toplam sayısı 120 bin 432'den 141 bin 198'e ulaştı..."

    bu haberin intihar veya cinayet ile ne ilişkisi var demeyin...
    gazetelerin ikinci sayfalarının intihar haberi kahramanlarını; işsizleri, ev hanımlarını, polisleri veya cinnet geçiren babaları ve annelerin haberleri ile bu haber arasındaki basit ilişkiyi kurun.
    çıkışsız bırakılan asgari ücretliye,
    yoksula tek kurtuluş olarak intiharı öneren kapitalizme kızın.

    psikiyatri ve ilaçlar ile umut arıyorsunuz utanmayın tıp bu değil kitabını alın ve okuyun.

    intihara veya hastalıklara yol açan toplumsal etken ortadan kalkmadan çözümsüzlüğü anlayın.
  • "..serap’ı kim öldürdü?

    anadolu’nun batısında bir kentte, hizmet sektöründe çalışan bir genç kadın. bir emekçi. adı serap. yaşı 21:

    “iki bankaya kredi borcum var. bunları ödeyemedim. beni affedin.”

    kısa yaşamına son verirken geriye bu satırları bıraktı.

    kim ne diyecek ardından?

    “intihara eğilimli bir kişiliği vardı” diyecek midir bir “uzman”?

    ailesi, komşuları “anlamadık, capcanlı bir çocuktu” diyerek mi ağlarlar peşi sıra?

    “ayağını yorganına göre uzatacaksın, niye borca giriyorsun kardeşim” der mi bir bakan?

    “allah allah benim de çok borcum var, ne olacak ki” diye işi pişkinliğe vurur mu bir banka sahibi?

    ya biz... yani büyük insanlık? insanın bu kadar çaresiz bırakılmasına ağlamakla mı yetineceğiz? serap’ı kimin, kimlerin
    öldürdüğünü sorgulayacak mıyız yoksa?

    serap, asıl sen bizi affet...
    geride kalanlar,
    siz bu düzeni affetmeyin..."

    http://www.tkp.org.tr/…tkp/tkpninsesi_2012_03_6.pdf
  • http://www.ttb.org.tr/…berler/melikeerdem-3461.html

    http://haber.sol.org.tr/…im-icin-eylem-haberi-63414

    bir asistan hekim neden intihar eder.

    (bkz: melike erdem)

    “diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar”

    hayatının ve mesleğinin baharında bir asistan hekim niye “intihar” eder bu ülkede?

    (elinde, zanlının adresini gösterir gibi tuttuğu

    “sabim savunma”sıyla)
  • "...ankara'da bu sabah murat karık isimli bir avukat, kendisini adalet sarayı'nın 5. katından aşağı atarak intihar etti. karık'ın evine gelen icra borcu yüzünden intihar ettiği belirtiliyor..."

    http://haber.sol.org.tr/…ayarak-intihar-etti-haberi
  • http://haber.sol.org.tr/…-intihar-etti-haberi-67526

    "..samsun’un çarşamba ilçesine bağlı çaltı köyü’nde bir çiftçi çektiği tarım kredilerini ödeyemeyince intihar etti..."
  • http://haber.sol.org.tr/…-intihar-etti-haberi-71666

    akdeniz üniversitesi'nde araştırma görevlisi murat elbay dün intihar ederek yaşamına son verdi. elbay’ın ardından bıraktığı not ve elbay ile aynı fakültede görev yapan prof.dr ökçesiz’in paylaştığı yazı insanları kendilerine ve birbirlerine yabancılaştıran öyp sistemini tartışmaya açtı.

    “murat elbay öyp’den çalışma arkadaşımızdı. çalışkandı, efendiydi, duyarlıydı. “asistan mutsuzluğu” belli ki onun da yakasına yapışmıştı. o kendini öldürdü. o mu kendini öldürdü? bir insan niye kıyar canına?

    bilimsel çalışmalar sayar, döker, açıklar bunun nedenlerini. istatistik olur, sayı olur, rakam olur, soluklaşır gider kitapların sayfalarında, gazete kağıtlarında. bir katlin nedenini aslında bir ölen, bir de öldüren biliyordur, aynı hikayenin içinde bulunanlardan tam olarak… bu durumda yalnızca murat biliyordu, diyebilir miyiz?

    hayır, biz de biliyoruz. biz de aynı hikayenin içindeyiz. suçluluk duygusundan, üzülmeye yer yok içimizde.

    kampuse onbeşbin kişilik stadyum, sekizbin kişilik cami yapılıyorken, en pahalisından makam arabaları alınıyorken, onca israf, onca lüks, milletin onca parası har vurup harman savruluyorken, bu çocuklara yüzbinlerce liralık borç ve kefalet senetleri imzalatıp, bundan ancak ölüm ya da hastalık durumunda muaf tutulabilecekleri söyleniyorken, onurlusunu seçen bu genç adam bir merdivenden aşağıya bıraktı kendisini.

    insanları kendilerine ve birbirlerine yabancılaştıran ve bir uçuruma açılan kariyer merdiveninden…

    bu, “yana sıçrama”, bu çarkta sağ kalanı duyarsız, duyunçsuz kılan ve keyfilik içerisinde çürümüş bir sosyal, siyasal, iktisadi hiyerarşiye acı bir isyandı.

    bir yolu daha vardı: direnmek… ona, anlaşılan mecali kalmamıştı!

    utanmaktan, kahrolmaya yer yok içimde, sevgili murat…”

    tanım: ortada bir intihar yok izlediğimiz bir cinayet. bir asistanın ölüme itilmesi.