1. a şehrinden b şehrine saatte 120 km ile seyir halinde olan arabanın izlediği o incecik ışın doğrusu gibi basite indirgenemeyecek gidişat/taktik/vesairedir. "her erkek farklıdır, o yüzden belirli bir yol yoktur" geyiğine girmeyeceğim, hepimizin ayrı olduğu gün gibi aşikar zaten. "dürüstlük, alımlılık, bakımlılık, hede hödö..." bunlara da girmiyorum. bütün bunları kim istemez ki zaten?! hobileri kısmına müzik dinlemek, sinemaya gitmek yazmak kadar saçma sapan bir şey bunları sıralamak.

    gelelim sadete. bir erkeği kendine aşık etmenin yolları nelerdir. bunun cevabını, elbette bütün erkekleri aynı potada eritip vermem imkansız. o yüzden olaya subjektif yaklaşıp, olayı kendi çapımda ele almam daha mantıklı olacak. zaten üç aşağı beş yukarı da, hemcinslerimle aramda büyük bir uçurum olduğunu düşünmüyorum.

    şöyle başlanılabilir. çok basit bir ilgili olma durumu. bokunu çıkarmadan. gayet tatlı, masum, olması gerektiği gibi. ufak jestler ve onun, senin için önemli olduğunu, her daim olmasa da, ikinizin de sevdiği bir şarkı çaldığında aklına düştüğünü farkettirmek, daha da önemlisi "hissettirmek".

    davetkârlık. bunun anlamı, "aç bekle" değil elbette. "ben buradayım ve sana hazırım. sevgini hissetmeye, her şeyi seninle yaşamayı bekliyorum" hissiyatını karşı tarafa enjekte etmek. bunu yaparken ne aşırı dozda kadınsılık kullanmak, ne de şirin kız moduna yatmak. arası. "nasıl olsun olum arası?" demeyelim kızlar. başaranlar var ve çok da uzaklarda değiller. bahsettiğim şey, sadece tatlı bir davet. sadece, ufak bir "gel bana..."

    serserilik. evet, gayet doğru okuyorsun. olayın subjektif kısmına harssst diye girdim sanırım. evet abi, serseri olacak hatun kişi. sigarasını, parmaklarının ucundaki, kırmızı ojelerinin arasında, dumanı eline sinecek diye çıtı pıtı tutmayacak. james dean gibi tutacak mesela, ya da ne bileyim, bir marlon brando gibi. he eğer illa kibar tutacaksa da alain delon gibi, gözlerinden okunacak o serserilik. kırıtmayacak. nerede kırıtması gerektiğini ben söylemeyeceğim ona. çünkü "kadın" olan o, ben değilim. deri ceketini geçirecek sırtına, wayfarerlarını takacak yeşil gözlerinin üzerine. küt saçlarının döküldüğü güzel yüzünün ortasındaki kıpkırmızı dudaklarından süzülecek o zehirli duman. ve bu onun umrunda olmayacak. çünkü bütün bu güzellik karşısında, benim zerre kadar umrumda değil. sarhoş ol mesela. zil zurna hem de. korkma, senin bu halinden faydalanacak değilim. zaten böyle bir güzelliğin hatırlamadığı dakikalar yine deminki gibi, umrumda değil. sırf şu tatlı halini izlemek için istiyorum bunu. "noldu lan, sarhoş mu oldun artist" diye ensene bir tane şaplatıp, sarılarak kahkahalar atmak için istiyorum.

    genel kültür. yemişim güzelliğini be kızım. hem gerçek, hem de mecaz anlamından hem de. eee peki sonra?! sigaralar da bitti. ne dinleyeceğim ben seninle birlikte? bir freddie mercury'nin sesindeki mükemmelliği, bir gary moore solosundaki romantizmi mi, yoksa sıradan bir popçunun ya da rezalet bir rockçının hallerindeki tavırlarındaki cürretkârlığı mı? elbette burası da epey subjektif. ikinciyi, hatta ve hatta tan taşçı'nın son albümündeki şarkıların ne kadar şahane olduğunu tartışmayı tercih edecek erkekler yok mu, elbette var. onlar için bambaşka bir yol haritası çizmek gerek zaten. he bir de gelme artık şu milyarlarca kişinin okuduğu, okullarda ödev verilen dünya klasikleriyle. herkesin beğendiğini beğenme. yanlış anlama, bunu "sırf farklı olmak için yap" demiyorum sana kesinlikle. damak tadına benziyor aslında bu biraz. kendi damak tadını oluştur. hepimiz gelecekten bir haberiz, ama geçmişten olma. n'olur. eteğini sıyırdığında kalbim ne kadar hızlanıyorsa, ağzını açtığında da o derece terlesin avuçlarım.

    he, eteğini sıyırmaktan bahsetmişken. korkma. evet, biliyorum çok zor senin için bu. ama n'olur korkma. istiyorum seni evet. sabahın ilk ışıklarını seninle karşılamak istiyorum. bu, hayvani dürtülerin verdiği içgüdüsellikten değil yalnız. "seni" istiyorum anlıyor musun? tıpkı senin de istediğin, ama "acaba?" dediğin gibi. seni evime çağırmamın altında yatan tek sebep bu. telaş yapma. belki de sadece seninle birlikte yemek yapmak istiyorumdur. belki de sadece kucağına yatıp film izlemek. bilmiyorum, bunun cevabını da şimdiden veremiyorum. ama değer veriliyorsun. özelsin. bunu farket, hisset... ya da adı her neyse, o...

    al işte bak.
    7 paragrafta aşık oldum yarattığım hatuna.
    bütün bunlara sahipken, bir erkeği kendine aşık etmenin yollarını değil, bir erkeğin sana aşık olmamasının yollarını aramaya başlayacağına emin olabilirsin.
  2. -aşağıda yazdıklarım tüm erkekler için geçerli değildir. ıssız adam triplerindeki kaybedenler kulübü üyelerini ayıklayın önce! zira onları elde etseniz de bitmez dertleri.-

    öncelikle yüzüne bakılır bir tip olmalısınız. ki zaten her genç kız güzeldir, çirkinine rastlamak zordur. ama şunları yaptığınıza emin olun:
    -saçlarınızın bakımını aksatmayın. paraya kıyıp modern bir kesim yaptırın. kendiniz kesmeye kalkmayın, belli oluyor.
    -kaşınız bıyığınız alınmış olsun. kuaförünüzü ayak yolu haline getirin. hatta ev bakarken 50 metre yakınlarınızda düzgün bir kuaför olması şartını arayın.
    -doğru düzgün giyinin. abartmayın! sade ve şık giyimi spor giyime tercih edin. hem daha fazla dikkate alınırsınız hem de dikkat çekersiniz.
    -mavi o sene kot üretmese çıplak kalacakmış gibi sadece kot giyen kızlardan olmayın. elbise diye bir kıyafet türü var, bildiniz mi? onlardan edinin. etekten daha güzel bir giyim tarzı hem, daha kadınsı durursunuz.
    -aynanın karşısında surat ifadenize bakın. biriyle konuşurken önünüze ayna koyun, mimiklerinizi takip edin. bazı mimiklerinizin ne kadar aptal durduğunu fark edince şaşıracaksınız. şaşırma kısmı geçince o mimiklerinizden kurtulun. sakin ve az dalgalanan mimiklerde takılın.
    -bir bakış seçin kendinize, hafif umursamaz ama anlamlı. yani bunu tarif edemem ama aynanın karşısında anlarsınız zaten. o bakışınızı ezberleyin ve hep kullanın.
    tipi toparlamak ve düzgün görünmek önemli çünkü ilk izlenim önemlidir. ilk elemeden geçersiniz şunları yaptıktan sonra.

    geldik ikinci kısıma, muhabbetinizin eğlenceli olması. gitgide daha önemli konulara geçiyorum, ona göre.
    erkek dediğimiz sıkılgan bir yapı. onu eğlendirmek ve mümkünse güldürmek şart! bunu nasıl yapabilirsiniz?
    -öncelikle karikatürleri ve sözlükleri takip edin. ve twitterda da eğlenceli tipler var onları da okuyun. kimse kadınlardan süper espriler yapmasını beklemez. ama gündemdeki esprileri kullanıp prim yapabilirsiniz. birileri zaten komik, siz de bundan yararlanın.
    -siyasi gündemden haberiniz olsun. öyle sadece saçlarını düzleştirip makyaj yapan kızlardan olmayın. hatta siyasilerin komik muhabbetleri her zaman iş yapar. ama sıkı takip etmek gerek. 40 yapar'da kalmayın mesela, bir püskevite gelmiş olun. hatta allah püskevit değil kelle dedirtmesinden haberdar olmanız ekstra ekstra puandır. kaset konusunu açmanıza gerek yok şimdilik. tavladıktan sonra kaset bile çekersiniz zaten.
    -köşe yazarlarından da haberdar olun. açın okuyun kızım güzel yazıyorlar yani. kızlar genelde ece temelkurancı oluyor. ben pek sevemedim kendisini ama siz 'gurur duyduğumuz hemcinslerimizden' falan deyin onun için. farkındalık sahibi olduğunuzu çaktırın. yılmaz özdille de iki cümle dalga geçseniz, enter tuşu falan al sana temizinden 10 dakika gündem konuştunuz.
    -çok sevdiğiniz bir yazar olsun. ama lütfen elif şafak olmasın. hakan gündayı öneririm. yeraltı edebiyatı falan dersiniz, o da kafa sallar. hayatla ilgili çok ilginç çıkarımları var mutlaka okumalısın dersiniz. zaten uzun adamın kitapları, tavlamaya çalıştığınız erkek büyük ihtimal üşenir. bir sorun çıkmaz. ha üşenmez de okursa buluşmadan önce açın kinyas ve kayra başlığını okuyun öyle gidin. ona da üşenmeyiverin yani!
    -muhabbetin tıkandığı yerlerde çocukluk anılarınızdan bahsedin, mümkünse komik olsun. tabii komik olayı anlatırken komik olamayanlardan olmayın. iyi hikaye anlatan birisini inceleyin, onun gibi anlatın. gülünecek yerlerde hafifçe gülüp es verin, o da gülsün. zaten siz ona ne kadar gülerseniz o da size o kadar gülüyor, kilit noktası bu. ama içinizden soprano çıkartacakmışcasına da gülmeyin tabii, etrafa yazık. desibel sınırını aşmayın.
    -tarz olarak da çok açık konuşmayın. yani bütün gelmişinizi geçmişinizi sermeyin ortaya, merakta kalsın biraz. sıkmamak esas kural!
    -tüm bunları yaparken az konuşuyor, en azından ondan az konuşuyor olmanız gerek.
    -çok konuşursanız bile aynı ses tonuyla bikbik ötmek yerine vurgulara dikkat ederek, arada nefes alma vakitleri bırakarak yapın bunu.

    muhabbet kısmını da başarıyla atlatırsanız adam zaten arkadaşlarına "bu kız olabilir bence abi." muhabbeti yapmaya başlayacaktır. ki buraya kadar genelde başarıyla geliyorsunuz, itirazım yok. ama buradan sonra sıkı bir eleme var. ve kuralı çok basit, sıkarsanız elenirsiniz.
    -adamı boğmayın. sürekli arayıp rahatsız etmeyin. şimdi o telefonu yana koyun ve açın bir sezon californication izleyin. sezonu bitirene kadar zaten arar o sizi. hadi gene aramadı, beyniniz sulanır zaten uyur kalırsınız.
    -sabah pat diye mesaj atmayın mesela. bırakın azıcık beklesin. atar mı acaba diye düşünsün. yani demem o ki, işim gücüm var benim modunu yaratmanız lazım.
    -aradığında da illa ki ne yapıyorsun diye soracaktır. öööyle oturuyordum demeyin, bir atraksiyon içindeymiş izlenimi verin. puzzle yapıyordum, kitap okuyordum, hiç değilse müzik dinliyordum falan deyin. anlaştık mı?

    erkek milletini çok sıkıştırmazsan o gelir zaten. ya ne yapacak? gizemli takıldın, işimdeyim gücümdeyim imajını verdin, ee üstüne de düşmedin tamam yani. adam gelicek bu haftasonu sana, hazırlıklı ol. ya da seni evine çağıracak, yemek yapmak isteyecek falan. canlarım benim yıllardır başka kod adı bulamadılar sekse.

    neyse o raddeye geldiniz artık. akşam yemek yemeye beyimizin evine davetlisiniz. çok abartmadan sanki 15 dakikada hazırlanıp çıkmış gibi gidin. saçlarınızı falan yaptırmayın gözünüzü seveyim ne gerek var. sonra bırakın o yönetsin olayı. yemeği yapsın, muhabbet açsın falan siz keyfini sürün sadece.(evet bence de yemek yaparken erkekler çok seksi görünüyor!)
    neyse yemeğinizi yediniz mi, tamam. illaki bir film izlenir, hele de yeniyse münasebet. film izlerken hafiften sıcak davranın, tabii eğer devamını istiyorsanız. değilse soğuk nevaleliğe devam. umutlandırıp da yarıda bırakıp sinir etmeyin adamı. neyse devamı hakkında bir tavsiyem olmayacak çünkü doğal yollarla her şey daha güzel.

    sadece benden size son bir kıyak olsun;
    (bkz: oral seks yapacaklara tavsiye/19)
    bunu okuduktan ve uyguladıktan sonra sevişmenin puanı 5'se 7, 7'yse 9 oluyor. garanti bak!

    devamını merak mı ettiniz? adam size çoktan tutuldu farkında değil. sabah kahvaltınızı da hazırlarsa tutulduğunun sağlamasını da yapmış olursunuz. hadi bakalım, afiyetle yeyin menemeninizi. afiyet olsun.
  3. eğer çirkinseniz böyle meydan larus gibi uzun reçetelerle uğraşırsınız, zaten kıçınızı yırtsanız olmaz, güzelseniz hiç bir şey yapmanıza gerek yoktur.
  4. bacak ve göğüs dekoltesinden geçer.
  5. bazıları için nefes alın yeter.
  6. var mıdır öyle yollar diyebileceğim yollardır...
    ben hiçbir ilişkimde taktikler uygulayıp maskeler takmadığım için olsa bile uygulamayacağım yollar olurdu.. neysem oyum..
    ama o maskeler ve taktikleri nedense erkekler çok kullanıyor!!
  7. evrimsel olarak o'na uygun olur yeter. bilinç düzeyinde çakmayacak, ama feromon dediğimiz şey yok mu ah çılgın o yok mu her şey onun ellerinde.

bir erkeği elde etmenin yolları hakkında bilgi verin