• ne kadar insan varsa o kadar sevme ve davranış vardır. ancak yaşanarak anlaşılabilecek bir şey olduğu için bu birkaç gösterge ile anlamanın imkanı yoktur
  • deneme yanılma yönteminin de içinde yer aldığı yollardır. mesela erkeğin taze fasulye sevip sevmediğini mi anlamak istiyorsunuz? bir akşam yapın taze fasulyeyi, koyun önüne...*

    edit: imla canım.
  • karşısındakiyle alakalı hiçbir derinliğe sahip olmaması, anlatılanı dinlememesidir. çünkü sevmeyen erkek dinlemez. her neyse işte şeklinde karşısındaki hatunun laflarını hep kulak arkası eder. bunu da istemsizce yapar.

    sevmeyen erkek minimum reaksiyon veren erkektir bu bağlamda.
  • sormak.
  • huysuzluklarınıza tahammül etmiyorsa sizi sevmiyordur. paranızı ya da sizi yiyor olabilir. ayıkıyomusunuz?
  • kapalıdır. keşke sadece sevmiyor olsa. belki nefret var o yolların sonunda.
  • ben seni seviyorsam; sen de beni seveceksin. ibneliğin lüzumu yok.
  • "beni sevmiyor musun rıza?" sorusuna "saçmalama gülgün!" demesi. sevmiyo tabi ki.
  • kezbanların bir şeye beni tercih ediyor mu yea testini kullanarak kolaycacık bulduklarını zannettikleri yöntem. hele de, kendilerinin boş zamanlarını ya da istediği zamanı erkeğe ayırıp tam da o anda bu tercih meselesini dayatmaları yok mu, işte ondan bahsediyorum.

    yahu sayın kezban kişisi, dünya senin etrafında mı dönüyor? senin keyfine göre mi günün akışı programlanmalı? adamın boş vakti değil belki, ya da çok önceden planlanmış programlanmış, ya da o an o işi yapmak istiyor, bunlar hiç aklına gelir mi?

    kezban sen çık dışarı, akıllı gençler kalsın.

    oh ne ala anlayış, lan! sen işini gücünü hallet, kendine göre program yap, karşındaki ne alemdedir hiç düşünme, ondan sonra, e sen bana hiç vakit ayırmıyorsun! yuh, bencil varlık!

    bir de bunun tam da diğer kişi için önemli bir anda istenmesi vardır ki bencillikte tepe noktası. örnek, avrupa maçı var ya da derbi, biliyorsun bunu, ya da bilmesen bile bir şekilde sohbetlerde geçiyor, lakin sen süper sevgilisin ya, karşındakinin zevklerine, önceliklerine çok dikkat ediyorsun, o zaman bileceksin. işte tam da o gün, aşkım hadi dışarı çıkalım. lan, sen televizyonda hürrem var diye telefona çıkmazken, yılda 5-6 defa olan maçı adama çok mu görüyorsun?

    anlatmaya çalıştığım şu. ilişki müşterektir, taraflardan birinin illa da dominant olduğu durumlar gönül ilişkileri için geçerli olamaz, o olsa olsa bir ast-üst ilişkisi olabilir. keza, karşınızdakinden kendinize zaman ayırmasını ilgi göstermesini istiyorsanız, bir de dönüp önce kendinize bakınız; acaba ikimiz için de doğru bir zamanda mı bunu talep ediyorum, acaba direterek bencillik mi yapıyorum, diye bir düşünün önce. ve, mutlaka karşınızdakinin önceliklerini, beğenilerini, beklentilerini öğrenmeye, anlamaya çalışın. bakın taviz verin demiyorum, çünkü onun da sonu yok. bunları bilip öğrenin, hatta beraber deneyimleyin ki, dünyalarınız bir mi değil mi onu görün. yoksa, öyle ne dayatmayla, ne part time sevgililikle sağlıklı ilişki oluyor.

    olmadı rafta fuckbuddylik diye bir kurum var, onu alıverin anam, hiç olmazsa maliyet etkin bir çözüm olur.

    keyifli zöge editi : sayın kezban kişileri... bu entryi zamanın ötesine göndererek, mevcut ilişkilerinizde yaptığınız gibi ancak kendinizi tatmin edersiniz. bu kafayla giderseniz hiçbir zaman sevgiye dayanan bir ilişkiniz olmaz, hayatınız tiyatrodan ibaret olur.
  • bunu anlamaya çalışmanız zaten genelde sevmediğini gösterir.