şükela:  tümü | bugün
  • 2 aralik 2016'da yayinlanmis bir ev haniminin blog postu. oglu icin aldigi 52 liralik test kitabinda cikan yanlis sorular icin mücadele eden güzel bir insanin yazisi. yeni türkiye'nin her yerinden kalitesizlik , firsatcilik fiskiran halinin yeni bir tanigi.

    --- spoiler ---

    üç gündür çorum'da kar var. oğluma su geçirmez diye aldığım bot, su geçiriyormuş, okuldan geldiğinde çoraplarını sırılsıklam görünce, botları aldığımız yere gittik. satıcıya," su geçirmez diye verdiğin botlar su geçiriyor "dediğimde, " abla, tabi ki karda su geçirecek, karda su geçirmeyen bot mu var derken adamdan korktum, öyle gevrek, öyle kendinden emin konuşuyordu ki parayı iade etmemek için müşterisine böcek gibi bakıp üzerine basıp ezebilecek güçte olduğunu göstermeye çalışıyordu. küçük esnaftan bu kaçıncı kazık yiyişim. markalı garantili büyük markalara uğradık, verdiğimizin beş katını istiyorlardı, hazırlıklı gelmek üzere su geçiren botlarımız ile geri dönerken bir kırtasiyeye uğradık, herkeste olan bir test kitabını haftalarca istiyordu, internetten alırız daha ucuza gelir diye geçiştirirken, oğlum kırtasiyeden test kitabını kucaklamış kasaya getirmişti. hayatta para harcamaktan korkmadığım tek şey kitaplardır ama test kitaplarına değil. kaç lira olabilir diye kasada kitabı okutan kişinin yüzüne bakarak fikir yürütüyorum, 15, 25 en fazla 30 olsun, daha fazlasını veremem derken kasadan," 52 lira hanımefendi sesi ",yükseldi. gözlerim açıldı, oğluma baktım çoktan kitaba sarılmış. elinden alıp , almıyoruz demek yerine " ay başına kadar botlarının içine poşet giyersen alırım dedim, olur dedi.
    eve gelir gelmez, test kitabını çözmeye başladı, ilk testte iki hata yapılmış. acaba biz mi yanlış biliyoruz diye araştırıyoruz. hayır , daha ilk teste iki tane yanlışlık yapıldığını görüyorum, oğlum bilgisinden şüpheleniyor , herkes bu kitabı alıyor, olamaz, biz yanlış biliyoruz diyerek kitaba inanma yoluna gidince , öğretmenine sormasını istedim. ertesi gün öğretmeni , soruların yanlış olduğunu , üzerinde durmayıp başka sorulara geçmesini önermiş. akşam, bir, çalışma masasındaki yanlış hazırlanmış test kitabına, bir, kalorifer üzerine kuruması için konulmuş botlara baktım. botta iade etme cesaretini gösterememiştim ama test kitabını iade etme düşüncesini tartmaya başladım. büyük bir yayınevi, markalı, muhatap olacağım kişiler daha eğitimli diye kendimi gaza getirdim. internetten yayınevinin iletişim telefonunu aldım, telefondaki kişiye şunları söyleyecektim;
    sayın yetkili sizin bir kitabınızı aldık, henüz ilk testini çözdük ama iki tane hata ile karşılaştık, hataları öğretmenimizde onayladı ama öğrencisine üzerinde durma, boş ver, dedi. ama ben boş veremedim, oğlumun başladığı her testte acaba bu soruda da yanlışlık var mı, yoksa biz yanlış mı biliyoruz diye ikilem içinde kalmasını istemedim, paramın iadesini istiyorum diyecektim. dedim. telefonun ucundaki kişi, yanlışlığı haber veren tek kişi olduğumu ve kitapta çözülmüş testi sorun etti, işaretlenmiş kitabı alamayacaklarını söylediğinde sesim titredi, kapattım. gerisinin beni aşacağını anladım, eşime anlattım. eşim , her ne olursa olsun nazik ve sessiz bir konuşmacıdır. daha yetkili biri ile görüştü. daha yetkili birinin sözlerinden en hafiflerinden bir kaçı şöyleydi; yayıncılıkta olur böyle şeyler, yüzbinlerce basıyoruz, sizin elli iki liranızdan daha önemli işlerim var, vaktimi boşa harcıyorsunuz, çözülmüş test kitabınızı geri almayız...

    evet yüzbinlerce basıyorsunuz, öyle büyük paralara satıyorsunuz ki almamak için çok çaba sarf ediyorum. sizinle konuşmaya cesaret edemedim, eşimi aracı koydum. daha fazla size vakit ayıramam diyerek ve elli iki liramızı geri vermeyeceğinizi söyleyerek telefonu kapattığınızda , eşimin yüzüne baktım. hissettiğim şeyleri size yazmak istedim, sayın yayınevi yetkilisi.

    çocuklarımızın bu kadar çok test kitaplarına ihtiyacı olmamalıydı, okulda , evde, hiç durmadan test kitabı çözdürülmesi yerine "doğru olmak, sorumluluk sahibi olmak, bütün canlıları sevebilme, onlara karşı duyarlı olabilme, ile ilgili gerçek hayat ile ilişkili dersler daha çok olmalıydı. öğretmeni tüketici hakları ile ilgili ders işlemiş, sınavlar yapmıştı, ama öğrencisinin elinde ki kusurlu mal için " boş ver, önemseme demiş, hatalı kitabı okumaya devam etmesini söylemişti. bütün sınıf bu kitabı almış, yüzbinlerce çocuk almış ama bu mal kusurlu diye hiç bir çocuk şikayet etmemiş.

    çok korkuyorum sayın yayınevi yetkilisi, çocuklarımızın şimdiki eğitim sistemi ile gelecekte sizin gibi kişilikte yetkili kişiler olma ihtimalinden, çok korkuyorum.

    korkuyorum sayın yetkili , mecbur ettiğiniz o test kitapları sizi çok zenginleştirirken çocukları gelecekte nasıl etkileyecek, bilemiyorum, sizin gibi olacaklar diye korkuyorum.

    elli iki liramı, çocuklar üzerinden çok zenginleşen, gelecekte daha çok zenginleşme ihtimali olan siz şirkete kaptırdım. bir ev hanımı olarak sizinle konuşma cesaretini gösteremesem de , bloğumdan beri yazmak istedim, haksızlık her yerde karşıma çıkıyor, her gün karşıma çıkıyor, bunu nasıl yaparlar, bu kadarına yürek dayanmaz, bu kadarı insanlığa sığmaz , diye başıma gelmese de çoğuna uzaktan şahit oluyorum . sizin gibiler her geçen gün daha çok çoğalıyor , daha zengin, daha güçlü oluyor ve benim gibi küçükler hakkını aramaktan, sorgulamaktan,, her geçen gün daha çok ümidi kırılıyor, azalıyor. ama benim gibi elli iki liranın hesabını yapmak zorunda kalanların en büyük umudu çocukları...çocuklar büyüdüklerinde doğru olacak, haksızlıklarda kendilerini sorumlu hissedecek, çirkinlikleri yok edecek, her şeyi güzelleştirecekler... çocuğum büyüyene kadar, ev hanımı anne olarak sizin gibi sorumluluğunu kabul etmeyen güçlülerden korumak için kendi kendime cesaret vermeliyim ( telefona bile çıkmaktan çekinmemeliyim, sonunda yine güçlü kazanacak, bir şey olmayacak, zararı bana çıkacak diye ürkmemeliyim, sizin paranızı çıkarmak için ay sonuna kadar botunun içine poşet giymeyi kabul etmiş bir çocuk için azmetmeliyim, bütün bir gün doğru kelimeler ile size nasıl yazı yazabilirim diye düşündüm, siz bu arada daha çok satış yaptınız, size yazı yazmak zorunda hissettiğim için bütün bir günümü harcadım)
    işte böyle bir his bıraktınız , elli iki liranın hesabını soran benim gibi bir ev hanımı olan anneye, sayın yetkili.

    ( sabah telefon görüşmesinden sonra işine giden eşim, kitabı aldığımız kırtasiyeye uğramış, olanları anlattığında küçük kırtasiye dükkanı sahibi adam kitabın parasını vermek istemiş, " çocuk mağdur olmasın , geri almazlarsa almasınlar, ben sattım size, paranızı ben vereceğim" demiş. kendisi emekli öğretmenmiş, çok duygulandım bize bu yetti, kitabı geri götürmedim, gözümün görmeyeceği bir yere sakladım , küçük esnafa güvenmeye devam edeceğim)
    ( kurumsal iletişimden de cevap gelmeyince yayın evinin adını veriyorum, bilfen yayınevi iletişim diye internette yazıp, telefonunu internetten alıp aradığım ilk yetkili kişi kadındı ve önce kitap ile ilgili hiç şikayet almadıklarını, sonra çözülmüş bir kaç sayfa için geri alım yapamayacaklarını söyledi. aynı kişiyi eşim aradı, daha yetkili birini istedi bu kişi erkekti, yanlış cevap anahtarı bastıklarını kabul etti ama paramızı geri vermelerinin mümkün olmadığını, yüz binlerce kitap bastıklarını bizimle uğraşamayacaklarını, vakitlerini boş yere çaldığımızı çok çok kızgın bir şekilde haykırdı, ( telefon kayıtlarında var, öyle bir konuşma tarzı vardı ki, su geçiren botu aldığım esnafın üzerinde) bu yaklaşımının yanlış olduğunu , gerekli yerlere şikayet edeceğiz dediğimiz de ise " devlette yanlış soru basıyor, nereye şikayet edersen et diyerek yüzümüze telefonu kapattı. ) testi çözmeye ilk sosyal bilgilerden başladık, ilk testte 6 ve 7. soruların cevap anahtarı yanlış, diğerlerine bakmadık ve hiç bir yere şikayet etmedim sadece yayınevinin kurumsal iletişimine olanları anlattık , bize geri döneceklerini söylediler, dönmediler.

    yazımın üzerinden günler geçti, bloğum az okunur, nasıl oldu bilmiyorum dün akşamdan beri on beş bin kişi bloğuma girmiş. yazım nerelerde paylaşılıyor bilmiyorum.
    yayınevi yetkili kişisi beni korkuttu çünkü kendine çok güveniyordu, kırılmaz, sarsılmaz zincirlerle kendini güçlü kılmış gibi konuşuyordu, bizimle muhatap olmak istemiyor, elli iki lira ona çok zavallı geliyordu. bloğum çok az okunuyordu ama bir umut ile o güçlü zincirleri en umulmadık yerden en zayıf en zavallı gördüğü yerden kırmak istedim, yazdım.

    ( yazım çok okunurken asıl derdimi yazmak istedim;
    oğluma su geçirmeyen yeni bir bot aldım, yayınevi yetkilisinin elli iki liramı geri vermesi ve özür dilemesi gerçek derdime derman olmaz.
    doğduğu günden beri oğlum için bir koza örüyorum, kötülüklerin giremediği bir koza, iyi , güzel şeyler görsün diye kozamı her gün daha sıkı örmek zorunda kalıyorum. kozamın dışına her gün okul için çıkmak zorunda kalıyor. çünkü annesinin ördüğü koza gerçek değil, gerçek hayat dışarıda, en çok da okulda. kendini savunması gerek diyor öğretmeni, oğlunuz çok masum ve saf kalıyor gerçek hayat böyle değil, çok ezberlemesi, çok tekrar etmesi, çok test çözmesi gerek diyor diğer öğretmeni, gerçek hayat bir yarıştır. bu kadar empati kurmasın , kendini üzmesin diyor diğer öğretmeni gerçek hayatta iyi olmak canını acıtır...
    okula göre benim kozam gerçek değil, gerçeği onlar biliyorlar ve ona göre yetiştirmek istiyorlar. yüzlerce konulu dersleri hızlı hızlı ezberletip sınavlar yapıp, çok çıkaranları ayrıştırıp, birincilerimiz diye gururla afişe eden okul, bu yaptıklarınız çocuk haklarına uyar mı?
    bana göre doğru değildi, bunu bir kağıda yazdım ve yetkili kişilere elimle verdim, geri dönüş olmadı, işte o yazım http://ayseninkozasi.blogspot.com.tr/…en-cevap.html
    gerçek hayat değişebilir, siz gerçekten isterseniz ,okullardan başlayarak , değişebilir)

    --- spoiler ---
  • keşke herkes hakkını bu kadın(bilinçli bir anne) gibi arayabilse.

    gerçi vazgeçtim, aramasın. bu ülkede haklıyken bile hakkını ararken canının tehlikeye girme ihtimali o kadar yüksek ki. yazıdan da göreceğimiz üzere karşıdaki kişinin eğitimli! olup olmaması fark etmiyor maalesef.
  • biz ülkece bu konularda dava açmadıça, hakkımızı hukuk önünde arayıp bu tarz yanlılşık yapan şirketlere ceva uygulatmadıkça bu ve bunun gini yanlışlıklar devam edecek. amerkada vs olsa milyon dolar tazminat öderdi kitabı çıkaran şirket
  • bu tarz durumlarda "siz hakkımı göz göre göre gasp ediyorsunuz, gerekli mercilere şikayetimi ileteceğim." savunması yapmak ve de karşı taraf alınganlık etmiyorsa harekete geçmek gerekir. hak arayışlarında vicdana bırakırsak ülkemizde avucumuzu yalamamız oldukça olağan.
  • böyle kadınlar, adamlar oldukça insanlığın sırtı yere gelmez diye düşündüren hak arayışıdır. kalan tüm insansılar bok çukurunu büyütüp içinde yaşasalar bile bu kadın gibilerin ördüğü kozalarda biz kendimize yer buluruz.
  • çoğu kitapta cevap anahtarı yanlıştır hatta sorular hatalıdır,
    eğitimci bir ebeveynseniz ya da konu hakkında bilginiz var ise yine çocuğunuzun kontrollerini evde yapıyorsanız ancak fark edebilirsiniz.
    okul kitaplarının içini boşaltan sistemin öğrencileri kaynak kitaplara yöneltmesi kısmı zaten başlıca problem.

    haklı taleptir ve piyasadaki kaynak kitapların hangi kontrollerden geçtiği, yasak yaptırımların açıklığa kavuşması gerek,

    bu arada milli eğitimin eğitim dönemi başında ingilizce kitabı yanlış basması kısmını unutmadık...

    (bkz: meb'in dağıttığı ingilizce kitap rezaleti)
  • yahu tamam geçim derdi zor, kendine bakamazken çocuğa bakmaya çalışmanın yorucu olduğunu tahmin edebiliyorum, "yapmasaydınız o zaman" deme çiğliğinde de bulunmayacağım fakat bu yaşına kadar uzayda mı büyüyor bu insanlar kardeşim?

    küçük esnaftan ucuza aldığın botun su geçireceğini bilirsin. adamın satış yapmak için söylediklerine değil, bildiklerine göre hareket edersin. mdma kullanmış gibi hepimiz kardeşiz modunda herkesin her söylediğine inanmak değildir küçük esnafa güvenmek. sen küçük esnafa güveneceksen yine güven fakat su geçirmeyen markalı botun beşte biri fiyatına aldığın botun su geçireceğini de bil. ne demişler; ucuz mal alacak kadar zengin değilim.

    gelelim test kitabına. biz de orta direk bir aileydik, özellikle annemle babam boşanıp babam tekrar evlendikten sonra annemin eve giren paranın çoğunu biriktirme hevesiyle biz de kısmen yokluk içinde yaşadık. bizim de test kitaplarımızda yanlış sorular çıktı. fakat hiçbir zaman kitabı iade etmek aklımızın ucundan bile geçmedi. iade edeceksin de ne olacak? yerine hiç yanlış olmayan test kitabı mı alacaksın? öyle bir kitap yok büyük ihtimalle. zaten herkes bunu alıyorsa bu iyilerinden demektir. bütün kitapları alıp alıp yanlış çıkınca iade etsin o zaman herkes. tamam telefondaki yetkilinin yaklaşımı yanlış ama sizin talebiniz de baya saçmaymış.

    sen çocuğunu kıramadın almaman gereken bir kitap aldın, şimdi pişman oldun iki hatalı soru görünce değiştirmek için gaza geldin. peki hiç düşündün mü bu iadenin çocuğunu ilk anda "hayır alamayız" demenden daha çok üzeceğini? ey analar babalar; alamayız demek çocuğunuzu belki biraz üzer fakat çocuk bunu anlayabilir. fakat çocukluğumda bu gibi konularda gözlerimi yaşartan tek şey bir sözün verilip tutulmaması yahut bir şeyin verilip geri alınmasıdır.

    bu annecağızın içinde bulunduğu durum ve psikoloji üzücü fakat bu anlattığı iki durumda da haklı olduğu anlamına gelmiyor. umarım her şey daha iyi olur kendisi ve ailesi için.
  • ülkede eksi olan insan türüdür. hanımefendinin mücadelesi saygı duyulacak cinsten. böyle anaların yetiştirdiği çocuklar lazım bize göt kılları değil.
  • mücadelesini sonuna kadar desteklediğim kadındır. bazen sırf böyle insanlara yardım edebilmek için "keşke hukukçu olsaydım" diyorken buluyorum kendimi.

    çoğu insan kendisini değersiz, yetersiz görmeye o kadar alışmış ki, karşıdaki gamsız bir şekilde "istediğin yere şikayet et" dediği zaman gerçekten bir şey olmayacağına inanıyor. işin kötü yanı, olmama ihtimali gerçekten de olma ihtimalinden daha yüksek. ancak şunu asla unutmamak gerekir, hiçbir hak size öylece verilmez, savaşmak, hak etmek, mücadele etmek şart. bu kadının çocuğuna düzgün bir kitap alabilmesi hakkını savunmak için de hiç kimsenin susmaması, ufak bir şey için bile terbiyesizlik yapan firmayı süründürmesi gerekiyor. aynısını amerika'da yapsınlar bakalım, neler oluyor. milyon dolarlık tazminat çıkmazsa ismimi değiştiririm.

    böyle kan emici, vahşi, arsız firmalar ellerinde para ve bu paranın getirdiği bağlantılar olduğu için bu kadar umarsızca davranabiliyor. insanların sıklıkla unuttuğu şey ise, bu paraları kazandıranların kendileri olduğu. kimse size kavga edin demiyor, tepkinizi almayarak gösterin (burada blogu yazan kadına değil, sözümona eğitimli kitleye sesleniyorum) hiç yoksa. özellikle bazı firmalar var, her ay buraya birkaç rezalet başlığı açılıyor ama hiç kimse de akıllanmıyor. hayat memat meselesi olmadığı sürece, gerçi bindiğiniz an hayat memat meselesine dönüşebiliyor, neden interneti, olayları biraz olsun takip eden insan namı diğer atmık turizm'le yolculuk yapar mesela? ya da kimse iletmez mi ailesine "anne, baba, bakın bu adamlar bunları yapıyor, binmeyin şunlara" diye? kesin artık şu adamların ana damarlarını, kazandırmayın para. sürünsünler, size yaranabilmek için şekilde şekle girişlerini, çırpınışlarını izleyin.
  • her yeri buram buram acitasyon kokan tuhaf yazı.

    önce ayakkabı olayına girersek, bir bot gorateks değil ise zaten kar suyu geçirmeme olasılığı yok. yağmur suyu geçirme, bir yerlerinde yırtık vs. durumu yoksa para iadesi olmaz zaten.

    şimdi kendi ailemi düşünüyorum da, bizimkiler ayağım ıslak gelse o gün akşamında düzgün bişey alırlardı. kısılacak bişeyler de mutlaka olurdu. en kötü de o test kitabı alınmazdı.

    ufaklıkta da akıl namına pek bişey yok sanırım, ben ayağımı üşüteceğime sikerim testini de kitabını da derdim. o da ayrı tuhaf geldi.

    şimdik gelelim asıl olaya. anne baba öğretmen olduğu için test kitaplarına doğru düzgün para verdiğimi hatırlamam. sürekli gelirdi çeşitli yayınevlerinden kitaplar. hemen hepsinde de eser miktarda yanlış çıkardı. burada önemli olan yanlış sayısının ne kadarlık kısımda olduğudur. adamlar kalkıp 6000 soruda 30 yanlış var, bu da binde 5 oran yapar deseler hiçbir hak talep edemez. öss soruları yanlış olabiliyor, devlet bunu yapıyor en kritik sınavda. hatayı savunduğum yok ancak tekrar ediyorum belli orandaki hata kabul edilebilir düzeydir.