şükela:  tümü | bugün
  • bayılınan para sadece kahve içmek için değil, hizmet kalitesi, sunulan dekor ve atmosfer, yan masanızda kimin oturacağı vs... gibi bir çok farklı şeyi satın almak için bayılınıyorsa normal insanlardır. zira cafe ve restoran işletmeciliği sadece yemeği hazırlayıp, kahveyi yapıp müşterinin önüne koymak değildir. o kahveyi satabilmek için bununla ilgili ve ilgisiz görünen bir sürü farklı ayrıntıyı da halledebilmek gereklidir. örneğin ben, bana hizmet eden adamın yatağından yeni kalktığı haliyle değil, bakımlı, yaptığı işe ve hizmet ettiği müşteriye saygı gösterdiğini belli edecek bir görünüşte ve garson gibi davranan bir garson olmasını isterim. yoksa servis için "sizin ne vardı?" diye soran ya da kızlı erkekli bir grupta gözüne kestirdiği hatuna sen'li ben'li konuşmaya çalışan bir garsondan hizmet almayı istemiyorum. hizmeti bırak böyle bir adamı dövüp karakollara düşmüşlüğüm de var. bir de mekan meselesi var tabi. istiklal'de kiralar yüksek, evet ama madem buradasın bari buraya yakışır bir dükkan işlet değil mi kardeşim? kapısından içeri girerken kendimi daha rahat hissedeceğim aydınlık, havadar, estetik döşenmiş ve konforlu mobilyalara sahip bir yer görmek müşteri olarak benim en doğal talebim. bunları sağlamadığı halde sırf 2-3 kuruş ucuz olduğundan ve (hani kapitalizm karşıtıyız ya) halktanmış gibi görünmek için kendi rahatımdan ödün veremem ve bu şartları karşılamayan bir yerde bulunmam. ayrıca istiklal caddesinde bahsedilen bu ucuzluk da ayrı bir efsanenin konusudur. bu sebepler yüzünden para benim olduğu sürece istediğim yere bayılırım.

    edit: (bkz: ayar yiyen başlık sahibinin kaçması)
  • (bkz: kopi luwak)
  • dunyanin parasindan kasit, 4 ytl lik gunun kahvesi, veya 6,5 ytl lik benim en sevdigim kahve ise, sanirim sadece sitarbaks ve muadillerine degil, yerli pek cok kafeye de atilan tas ile yaratilmis kategoridir.

    sigaraya her gun 3,75 ytl veriyorum ben. elimde amerikan marka cep telefonu, bu karda kiyamette giydigim de nike. bir de eksi sozluk yazariyim.

    sitarbaks ta das kapital'i de okurum keyfim dilerse. cunku mekan rahat, temiz pak, zevzek ve isine saygi duymayan garsonlarin muameleleri yok, efendi ve isini seven garsonlarla muhatabim. ustelik, bu fiyatlara icebilecegim en iyi kalite kahveyi de iciyorum.
    satin aldigim sey, hizmet+urun, bu bedelle saglanabilecek olanin optimali. bedel de, sigaram kadar.

    "sitarbaks icmiyorum, mis sokaga gidelim" diyen kapitalizmin bas karisti (!) bir arkadasima, elindeki telefonu, ayagindakini, kullandigi bilgisayari, ve girip girip okumaktan zevk aldigi eksi sozlugu birakmaz ise saygi duymayacagimi soylemistim. anlamasi bir kac gun aldi. iste belki o yuzden de, sitarbaksta okunacak kitaplar listesi yaparken, das kapital den tut, atlas shrugged a kadar bir liste yapin, engels ve hegel'i, ursula le guin ile foucault u da es gecmeyin.

    statuyu 4 ytl lik kahve ile mi belirtecegim hem? (plaza insanlarinin statu sembolu muymus ne)

    sitarbaks ta okunacak kitaplarmis. dunyanin parasiymis. amerikan somurusune oyle bi karsi durdun ki yer gok inledi sayin masturbator.

    siz dalga mi geciyorsunuz?