şükela:  tümü | bugün
  • burada siz ekşi sözlük yazarları ve bu başlığa bakanlara amme hizmeti olarak bizzat kendi derlemem olan gazetecilik mottolarımı yani yaşadığım, okuduğum, araştırdığım ve derlediğim gazetecilik ilkelerimi, gazetecilik felsefemi yazacağım…

    1) her haberin üzerine atlama, gözünle görmüyorsan dikkat et haber yalan olabilir, hem kariyerin büyük yara alır hem de mesleğin yüz karası olabilirsin. karşı tarafı mutlaka dinle, nerede şüpheyle yaklaşman gerektiğini bil… ben öldürdüm diyen adamın aslında öldürmediği bile ortaya çıkabiliyor… alper görmüş’ün yazısından bir örnek;
    ‘’arkadaşını öldürdüğünü ‘itiraf ettikten’ sonra mahkûm olup, hapishanedeki dördüncü yılında ‘gerçek katil’ ortaya çıkınca serbest bırakılan, adını şimdi hepimizin unuttuğu o bahtsız insan var. (...) serbest bırakıldıktan sonra, gazetecilerin, ‘her şeyi anladık da, dört yıl önceki tatbikatta kameralara bakarak, evet ben öldürdüm, diye bağırmanı hiç anlayamadık’ şaşkınlığını o bahtsız insanın nasıl karşıladığını hatırlıyor musunuz: ‘kaval kemiğinizin matkapla delindiği bir yere yeniden dönmektense’ demişti, ‘evet, 15 yıl yatmayı göze aldım o zaman, şimdi de alırım…’" (2001… yeni şafak, kronik medya sayfası)

    2) haber kaynağını hiç bir zaman açıklama, sadece haber kaynağın seni kamuoyu önünde yanılttığında kaynağının kim ve ne olduğunu açıkla! zaten kanun sana bu yetkiyi vermiştir haber kaynağını açıklamaya zorlanamazsın.

    3) sana ulaştırılan belgeleri kolay kolay haber yapma, yapacaksan da iyice incele doğruluğunu teyit et, haberi gönderen tarafından kullanılmadığından da emin ol... genellikle sana gönderilen belgeleri değil de kendin uğraşıp ulaştığın belgeleri haber yapma gibi bir kuralı benimse… (birilerinin işine yarayan belge ya da bilgi tam doğru olmayabilir ya da yanıltıcı olabilir… dikkat et)

    4) gazetecinin bir dünya görüşü olabilir, örneğin muhafazakar ya da sosyalist birisi olabilirsin ancak dünya görüşünü haberine yansıtma; gerektiğinde bir olayda herkesin suçladığı birisi hakkında onun haklı olduğuna dair belgen varsa onu yayınlamaktan çekinme! taraf olduğunda kısa vadede kazanırsın ama uzun vadede gazeteciliğin bir şey ifade etmez...

    5) haber yapmaya gittiğin yerlerden hediye alma, ücreti şirketler tarafından karşılanan gezilere katılma! çalıştığın gazetenin, televizyonun, ajansın karşılamadığı şehir dışı / yurt dışı haberlere gitme! ilkesel olarak böyle bir karar al...

    6) istatistiklerden ve araştırma şirketlerinin verilerinden yararlan… toplumca benimsenen genel geçer doğruların yanlış olduğunu görebilirsin; bilgi güçtür unutma.

    7) mehmet ali birand’ın tavsiyeleri: ‘’küçük bir defterin olsun yanında, gördüğün, gözlemlediğin her şeyi unutmamak için yaz. gerekirse müsaade iste, tuvalete kaç, orada yaz. bir yap-bozun parçası gibidir notların. sonra bunları harmanlarsın ve hangi bilginin ne zaman işine yarayacağını o an kestiremeyebilirsin. kimseyle de irtibatını koparma. arada bir kart at.”

    8) bir gazeteci şöyle anlatıyor; birand’a “nasıl oluyor da tüm dünya liderlerini konuşmaya ikna ediyorsunuz?” diye sordum. cevabı çok basitti: “sadece denedim. onlar da kabul ettiler” yani “ne de olsa bana konuşmaz, demek yerine her zaman şansını dene, ısrarcı ol ama bezdirme” dedi. o günden sonra bu cümleyi hiç unutmadım...

    9) le monde gazetesinin yöneticisinin dediği gibi habercilik ‘’temas ve mesafedir’’ kaynağınla temas kurmayı da mesafeni korumayı da bil…
  • "bir gazetecinin normatif mottoları" diye detaylandırılabilecek durum.

    evet, okullarda aynen bunlar öğretiliyor. basın neferleri olarak adeta dünyayı kurtaracak gibi salıyoruz kendimizi piyasaya.

    sonuç: ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan gidersin.

    sonrasında ise gözlerinde yaş kalbinde sızı.

    gazetecilere insan gibi davranmak bile yasak sanki.
  • gazeteci gözüyle… kullandığım sanal medya araçları.

    not almak için;
    -günlük gelir geçer notlar için iphone’un not uygulamasını kullanıyorum ama uygulama yetersiz; “google keep” uygulaması çok iyi, bir notu etiketleyebiliyorum, bu da daha sonra bakarken lazım oluyor, örneğin “ekonomi” diye etiketlediğim notlar üzerine tıkladığımda önüme geliyor; ayrıca notları istediğim gibi sıralayabiliyorum, hareket alanım geniş notlar üzerinde. microsoft’un “onenote” uygulaması da iyi gibi duruyor ama ben pek alışamadım.
    canlı yayın;
    -periscope şu an en iyi alternatif gibi; facebook’un canlı yayın özelliği de her geçen gün kendini geliştiriyor. instagram da yarıştan kopmamak için canlı yayın özelliği getirdi. youtube da yakın zamanda direkt canlı yayın özelliği getirmeyi düşünüyor… ancak şunu söyleyeyim internet hızları ve kotalar ile ilgili sorunlar halen devam ettiği için canlı yayınlar istenilen kalitede olamayabiliyor.

    görüntü montajı için;
    -apple’ın kendi uygulaması olan “imovie” programını kullanıyorum; androidde hangi montaj programı var bilmiyorum, bilenler tavsiye ederse sevinirim. (not: zorlu center ve akasya avm’deki apple store’larda ücretsiz fotoğraf ve imovie programını kullanma eğitimleri var, sitesinden kaydolup gidiyorsun 1–2 tanesine gittim bayağı faydalı oluyor, tavsiye ederim.)
    mesajlaşma programı;
    -whatsapp herkesin malumu ama ben dosya aktarımı daha pratik olsun diye ekstradan telegram messenger da kullanıyorum; 1.5 gb’a kadar dosya aktarabiliyorsun, ipad ve bilgisayarda çok iyi çalışıyor; tabii bir de whatsapp’ta tek seferde 10 adet fotoğraf gönderirken telegram’da sınır yok diye biliyorum; bir keresinde 300 civarında fotoğrafı göndermiştim. google’ın da “allo” diye mesajlaşma programı var; yapay zekayı mesajlaşma programına entegre etmişler, soru sorup cevabını alabiliyorsunuz ama kullanımı türkiye’de pek yaygın değil. skype ise özellikle haber kanallarının yurtdışından konuk alırken kullandığı uygulama, ses kalitesi de bayağı iyi.
    navigasyon;
    -herkes yandex navigasyonu kullanıyor ama google maps’ın daha iyi olduğunu düşünüyorum; yandex kapalı yollarda bazen hataya düşüyor, google maps daha iyi veri topluyor ve hata oranı daha az gibi; tarifleri de daha anlaşılır. ayrıca apple’ın kendi navigasyonu da son güncellemeleriyle çok iyi olmaya başladı.
    podcast;
    -apple’ın podcast özelliğini kullanıyorum tv’ler ya da internet kanalları bazı programlarının ses kayıtlarını atıyorlar yolda giderken dinliyorum faydalı oluyor; ses kayıtlarını dinlemek için soundcloud uygulaması da çok iyi. radyo tiyatrosu, sesli kitap, program kayıtları dinlemek isteyenler için ideal.
    okuma amaçlı kullandığım sosyal ağlar;
    @medium: özellikle teknoloji severlerin kullandığı ağ, zevkle takip ediyorum; kullanımı biraz karışık ama twitter’ın abisi diyebiliriz.
    @eksisozluk: genellikle günlük tartışmaların yapıldığı yer olsa da belli başlı çok iyi yazarlar var onları takip ediyorum, iyi de oluyor; ayrıca yazar olduğum için önemli gördüğüm yazıları koyuyorum; yani sol fram’e pek bakmıyorum, sadece belirlediğim yazarları okuyorum.
    @twitter: herkesin malumu ancak listeleme özelliğiyle twitter’dan daha iyi faydalanıyorum. teknoloji, edebiyat, fotoğrafçılık listeleri oluşturdum çok keyifli oluyor.
    çeviri;
    -hiç şüphesiz “google translate” son güncellemesiyle idare eder, iş görür bir uygulama haline geldi; yabancı internet sitelerini takip ederken faydalı olabiliyor.
    bulut servisleri;
    -apple icloud’dan her ay 3 liraya 50 gb aldım, önemli belgelerimi orada saklıyorum. google photgraph uygulaması da çok iyi; fotoğraflarımı orada saklıyorum, ücretsiz alanı işimi görüyor. yandex depolama servisi de ücretsiz verdiği alan olarak işinizi görebilir; bulut servislerini kullanmanın iyi tarafı belgelerine istediğin yerden ulaşabiliyorsun.
  • --- spoiler ---

    aslında köpeği ısırmaya gerek yokmuş.

    --- spoiler ---