şükela:  tümü | bugün
  • saman saman içinde, kalbur zaman içinde bir getto varmış.

    adından da anlaşılacağı üzere bu getto; baskıların, yasakların ve şiddetin kol gezdiği, halkın yarısının garip bir seçimde, diğer yarısının da sinik bir biçimde, öylesine yaşadığı bir yermiş. doğruyu söylemek gerekirse, buradaki insanlar aslında yaşamıyor, sadece yaşıyor gibi yapıyorlarmış. böyle harap bir düzen içinde düzülmeye dayanamayıp, ara sıra asi sesler çıkaranlar da oluyormuş fakat bu tiplerin bastırılıp cezalandırılmaları çok uzun sürmüyormuş.

    her toplulukta olduğu gibi, burada da insanlar kendilerine hep bir lider seçme telaşına giriyorlarmış. lider dediysek, öyle isyan çıkarıp zulme karşı savaşacak, insanları birleştirip gettonun zincirlerini kıracak liderlerden değilmiş bunlar; içgüdüsel olarak korunmak isteyen biçare halkın salkım yiyen takımından olan, büyük görünümlü küçük insanlar yani.

    zaten gettonun asıl hüküm lideri belliymiş. fakat bu lider -içeride ciddi bir isyan çıkmasın diye- diğer lider adaylarını da kontrolünde tutarak hüküm sürermiş. böylelikle gettoda peydahlanan her yeni lider, gücünü kanıtlayıp, arkasına bir topluluk almak ister ve -tıpkı diğerleri gibi- önce gettonun en zayıf halkası olan şamar oğlanı'na sataşırmış. şamar oğlanının gerçek ismi tabii ki şamar oğlanı değilmiş fakat son zamanlarda insanlar onu böyle çağırmaya başlamışlar.

    çelimsiz, zayıf, korkak ve pısırık biri olan bu şamar oğlanının aslında hazin bir hikayesi ve hikayesinin kahramanı olan bir babası varmış. bu kahraman baba, öyle bir adammış ki zamanında bu gettoyu getto olmaktan kurtarıp, güzellikler ve özgürlükler diyarı yapmış.

    akıllı, güçlü ve bilge olan bu gerçek lider, şimdikilere hiç benzemiyormuş; sadece halkın refahı için çalışıp durur, bütün imkansızlıklara rağmen ne yapar ne eder, yine de bir imkan yaratırmış. o insanlarına, insanları da ona gönülden bağlıymış. fakat ne yazık ki çoğu güzel insan gibi bu lider de hayata erken yaşta gözlerini kapamış ve geride birçok güzel şeyin yanı sıra bir de oğlu kalmış.

    bu oğlan sabah akşam "babam da babam!" dermiş. sağda solda sürekli babasını anlatır, babasıyla böbürlenir ve babası sayesinde güçlendiğini sanırmış. fakat artık devir dönmüş ve eski devran sinerek sönmüş. babasının bıraktıklarını anlatmaktan başka hiçbir şey yapmayan oğul, babasının ardından anısını da, bıraktıklarını da fark etmeden toprağa gömmüş.

    "bu kez kazanacağım!" dediği her düelloda cansız, lider olmak için girdiği her yarışta yalnız kalmış. fakat nedense hiç pes etmemiş, yanlışı nerede yapıyorum diye hiç düşünmemiş. hal böyle olunca kurnaz olan her lider, kendisine önce bu oğlanı hedefler, "bakın o büyük adamın oğlu ne halde, ne o adam büyük, ne de oğlu!" diyerek üste çıkarmış. böyle böyle gel zaman, git zaman derken büyük adamın oğlunun adı şamar oğlanı, şamar oğlanı da yenilmeye doymaz olmuş.

    olur da onunla bir yerlerde karşılaşırsanız, sakın ola acımayın, hatta bir şamar da siz atın!
  • mecnun ç. getto yanıyor.