şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: neyzen tevfik) ayrıca (bkz: #10561348)
  • insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
    insan önemsiz olmaya tahammül edemez, her insanda önemli hissetme hastalığı vardır. herkes farklı zanneder kendisini. yaşamın monotonluğuna katlanabilme yoludur, kendini önemli özel hissetmek.
    ama hayat her dem toz pembe değil. ergeç aslında hiç de zannettiği kişi olmadığını anlar insan bir bakar ki hiçtir aslında. kocaman bir hiç.
  • lise birdeyim o zaman. lise bir diye bir şeyin olduğu zamanlar. 9. sınıf diye bir şeyin olmadığı zamanlar.
    dokuzuncu hariciye koğuşunu bilen nadir lise birlerden birisiydim işte.
    boyum kısa. boyum kısa diye öğretmenlerin gözüne girebilen bir çocuğum. çocuk muyum? şimdi bakınca çocuk olduğumu anlıyorum tabii. o zaman büyümeye hevesliyim, boyum uzasın istiyorum özellikle.
    bak hakan nasıl uzun, hakan yakışıklı, sarışın renkli gözlü hakan.
    hakan sınıfın en yakışıklısı.

    yanımda oturuyor hakan, derslerine yardım ediyorum, ödevlerini yapıyorum onun yerine. bana tost ısmarlıyor ara sıra tenefüslerde. okul çıkışlarında hiç görüşmüyoruz. ben zaten servisle şehrin dışındaki lojmana dönmek zorundayım.
    hakan bana kötü davranmıyor, iyi de davranmıyor aslında.
    yanımda oturuyor.

    arkamızda ve önümüzde kızlar oturuyor. hakan'ın oturduğu her yerde kızlar oturuyor zaten. benim de arkadaşlarım o kızlar, öyle sanıyorum ben yani. bir hiç olduğumun farkında değilim henüz.

    matematik sınavının olduğu o gün hakan'la kavga etmemiz ne kötü tesadüf. bana bir hiç olduğumu hatırlattı hakan. işine gelmedi sanırım yaptığım bir şey, doğruları söylemek kimsenin işine gelmiyordu o zamanlarda da şimdi olduğu gibi.
    hakan'la kavga ettik, ama öyle vurmalı falan değil. lise bir kavgası, sözlü böyle atışmalı falan.

    yan yana oturamayacağımızı anladık. ben gideceğim başka bir sıraya dedim. kızlar hemen , "olur mu öyle şey özgür" dediler, "sen haklısın niye sen gidiyorsun dediler" kızlar benim arkadaşım.
    sonra ben gideceğimi söyledim, hakan'la oturmak istemediğimi söyledim, aynı kızlar bana

    "o zaman şu matematik sınavı geçsin, öyle git dediler". aynı kızlar "ya hakan, özgür'ü neden üzüyosun yeaaaa" dediler, gözlerini hakan'dan ayırmadan

    lise bire giden, boyu kısa, herkes tarafından sevildiğini sana zeki bir çocuğum sanıyordum.
    bir hiç olduğunu anlamak la tanıştım, büyüdüm.

    daha çok basketbol hayali kurmalıyız, uzasın diye hayallerimizin boyları.
  • gerçeğe aymaktır.
    değirmen için buğday tanesi neyse dünya için de insan odur çünkü.
  • insanın bir hiç olduğunu anlaması bile nasıl bir kendini beğenmişliktir anlayamadım, sen hiç olamayacak kadar bile bi bok değilsin şu kodumunun hayatında kendini nerde görüyorsun ki hiç olduğunu varsayıyorsun, sen ki malların en büyüğü kendini bu kadar önemsemeye devam edersen siktiminin kısacık hayatı sana daha çok şeyler öğretip daha çok vuracaktır, kafana yiye yiye öğreneceksin ama bunu öğrenene kadar kaybettiklerin sikimsonik kazanımlarının çok daha üstünde olacaktır seni sikik fani. insan denen bu kibirli ve en çevresine zararlı varlık beğenmediği kurtçuklar kadar bile yararlı değildir bu dünyaya sadece faydalı olduğunu sanar ve kendini öyle kandırır fakat dünyaya tek zarar veren varlıktır. o değil de insan olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu çok merak ettim lan şimdi.

    çemçükler için tanım: kabullenilmesi zor bir andır, sadece sanrıdan ibarettir...

    (bkz: lsd)
  • yeni yaşadım önce tansiyonun düşer, depresyonla da nihayete erer.
  • (bkz: angst)
  • biraz astronomi ile ilgilenirseniz de anlasilacak durumdur.

    ufacik kaliyosun oglum, kizim, ufacik...

    saka yapiyorum saka, aslinda hakkaten anladim neyi kastettigini.

    valla bak.

    yok lan, harbi ufacik.
  • (bkz: pale blue dot)