şükela:  tümü | bugün
  • hep kaybedeceği çok şeyi olduğunu düşünen insan,
    hep bir ihtimali kaybeder.
  • ağacın kökleri ile dalları birbirine benziyor.
    yolda yürürken önümüze hep türlü dallar, kökler çıkıyor.
    birini seçerken yine yeni dallar.
    hep seçim, hep seçmeyim.
    birini gerçeklesen diğerleri geride kalıyor, kalsın.

    ama içlerinden hep biri, hep bir ihtimali kaybetmek acı koyuyor.
    gerçekleşmedikçe kayıplar arasında yerini alıyor, alsın.
  • umutsuzlugun ne kadar derin oldugunun gostergesidir. kesin olmadigini bile bile bir ihtimalin pesine dusecek kadar umut dolu olunan bir durumdan, elde o ihtimalin bile kalmadigi tamamiyla umutsuz bir duruma dusmektir. cok pis koyar...

    (bkz: aci koymak)
  • bir ihtimal bünyesinde olası olanı da barındırıyorsa, artık olmayacağını bildiğin şey, umudunu kaybettirir. muhtemelen.
  • çöreklenen bişey göğsünün üzerinde. kalsaydı diyorsun, gitmeseydi diyorsun. buradadır daha, giderim yanına. şunu şöyle yapacaktık, bunu böyle yapacaktık, oraya gidemedik hiç, çok severdi orayı, orası her neresiyse gidecektik, coşkun, sevinçli, yüksek sesle konuşacaktı. konuştukça, kısılacaktı sesi, kelimelere boğulacaktı, anlayacaktı kelimenin manasının manasızlıktan ibaret oluşunu, susacaktı. sevdiği yemeği söyleyecektik, sevdiği türküyü dinleyecektik, ağlayacaktı. bi daha ağlayacaktı sonra eski günleri düşünüp, saatine bakacaktı, gözlüğünü çıkaracak, gözlerini silecekti. fotoğrafları nereye koymuştu arayacak bulacaktık sonra, içsin de çay koyacaktık daha, yakınacaktı yaşamaktan, insanlardan. yakınacaktı kırmadan. gözüm yok yaşamakta diyecekti, senin ney' de gözün oldu ki, diyecektim. hiçbir şeyde gözünün olmamasını tüm kalbimle sevecektim, bunu o na söyleyecektim, bir romanın son cümlesi olabilecek bi cümle kuracaktı, o cümleyi kucaklayacaktım, kurgulayacaktım, kurcalama bozarsın diyecekti. sana türkü bulayım ben?
    hiçbiri olmasaydı bile, ihtimaller olacaktı. ihtimalli geçmiş şimdiki zaman. acılı zaman kipinde. birini bir şekilde bir kere kaybettiysen, her ihtimali her kere kaybetmiş oluyorsun. ihtimaller açık ara önde. ihtimaller çok şerefsizler.
  • sonsuz olasılıklar cehenneminde pek de büyük bir kayıp değildir.
  • soyut'un * yerini somut'a * bıraktığı an.
  • ihtimaller denizinde olan biri için çok da büyük bir kayıp değildir. kaybedilen ihtimalden bütün mümkünlerin kıyısına bir yol gider. oldurulmaya çalışılanlara inat kendiliğinden olanların sahil yolu.. bir muhtemelin bir mümküne evrildiği yerde artık kaybedilecek bir ihtimal de yoktur, olası bir kaybın sızısı da.
  • bahsi geçen o ihtimalin dirisine değil ölüsüne sahip olmaktır.

    bunca zamandır dokunamadığın o ihtimali, dokunulur kılar artık. ellerinin arasına almak için bekleyip durduğun o ihtimal ellerinin arasındadır, görmek için yanıp tutuştuğun bu ihtimal gözlerinin önündedir. ama bambaşka bir dokuya, bambaşka bir sessizliğe bürünmüştür. bir gün kavuşmak ihtimali ile büyüttüğün ihtimalin, sabırla beklediğin ihtimalin, vaktinden önce kaybolmayı, yitip gitmeyi tercih etmiştir artık.

    bir önüne konan bu kayıba bakarsın , bir de gözlerini çevirip içindeki ihtimaller mezarlığına. amacın; yeni kaybın için uygun bir yer aramaktır, diğerlerinin yanında. ellerinin arasındaki cansız ihtimal için derin bir çukur kazarsın, elinden geldiğince. bırakırsın derinlere, nefesin yettiğince. başlarsın üzerini kapatmaya, gücün el verdiğince. sonra karşısına geçip bakarsın yeni inşa ettiğin bu toprak tepeciğine. altında yatanla beraber gömdüklerine dalar gözlerin; beklemekle geçirdiğin tüm saatlere, tüm sabrına, tüm sanrılarına, tüm hayallerine, tüm kendini kandırdığın zamanlara, tüm avuntularına. gözlerin dalar ve gözlerin dolar belki ama yok, hiçbiriyle vedalaşmazsın. tüm bu törenler ve üzerini örtmeler ne unutmak ne de vedalaşmak içindir. tüm bu seremoniler zaman zaman onu hatırlamak ve anmak içindir, aksine. olur olmadık zamanlarda gelip başucunda beklemek ve belki ağlamak için. üzerine taze çiçekler bırakmak, toprağını sulamak, yabani otları temizlemek için. onunla birlikte yitirdirdiklerini düşünmek, ondan sonraki hayatını ona anlatmak, yeni ihtimallerle tanıştığından bahsetmek için. ama unutmak için değildir.

    ne de olsa bütün mezarlıklar kendimiz içindir, kayıplarımız için değil. onlar için değil, onların gidişiyle geride kalan kendimize akar gözyaşlarımız. bıraktıkları boşlukları doldurmak için açarız o mezarları, yine ve en önce, kendimiz için.

    her kayıp gibi, acımız büyüktür bu kaybın karşısında da. her ölüm gibi vaktinden öncedir, sırasızdır, büyük kayıptır. "nasıl bilirdiniz merhumu?" diye sorsalar, “huzur içinde yatsın, her ihtimal gibi ölene kadar iyi bir ihtimaldi” diyebiliriz belki sadece , o da bir ihtimal.
  • "olamaz mı? olabilir." diyen bir şarkıya, "yo dostum yo, artık olamaz." diyebilme yetisini beraberinde getiriyorsa, bir eylül akşamında iyi gelir.