şükela:  tümü | bugün
  • buna benzeyen "bir bahar akşamı rastladım size, tatlı bir telaş içindeydiniz" benzeri dizinlere sahip olan bir şarkı vardı. esasen kız evleniyomuş, şair de aşık olmuş ona işte bahar akşamı tipi bir açıklama getirmişti edebiyat hocamız, ki onlar zaten bi açıklama getirirler.
  • samime sanay adli hatun kisiyi populer eden sarki. benim icin 1985 yilinin, hatta genellestirelim 80'lerin kabus sarkilarindan..
  • maalesef erol evgince de söylenmiş şarkıdır bu.
  • erdogan berker'in nihavend makamindaki sarkisidir
  • söz yazarı ortaköy'deki ilhami'nin yeri'nin sahibi, ilhami amca'ya aitmiş...
  • elde bir kadeh rakı istanbuldaysa boğaza izmirdeyse kordona karşı hafif rüzgar eşliğinde dinlendiğinde hayata anlam katabilen şarkılardan biridir....
  • bu isimde bir film var ki, su saatte su kafayla, sirilsiklam bir ibne gibi yazmak istiyorum ki bu filmin hakkini veremedigimi, bir ya da bir cok entry ile ustesinden gelemeyecegimib ilemeden nal gibi yatip uyuyayim, kor uykular alsin beni.

    oncelikle nedir?

    bu bir video filmidir. betada cekilmis bir filmdir. kimler oynar, erol evgin, derya baykal, hulusi kentmen, osman yagmurdereli.

    suresi ne kadardir? 500 dakikadir anasini satayim. ben hayatimda bu kadar uzun bir turk filmi izledigimi sanmiyorum. beta cekiyoruz diye, montajda rahatlariz diye abanilmis midr, bilemiyorum. ama bu film bir berlin alexanderplatz, bir greed, bir decalogue uzunlugundadir.

    bu filmi bir ilk yaz sabahi aksamdan kafayla tekrar izleme serefine nail oldugumuz ve sebatini gosterdigimiz cheja ve mengus e adiyorum. bu bir yol hikayesidir, donus yok.

    oncelikle filmin konusuna deginmeden once bunun degil turkiyede, duyada esi benzeri gorulmemis bir montaj teknigi ile hazir edildigini soylemem lazim. bu filmin kurgusuna giren adam ya zamaninin milyonlarca isik yili otesindedir, ya da cok ciddi anlamda zihinsel melekelerini yitirmis bir bedbahttir, yunus u bicaredir.

    oyle olmasa su az asagida formulize edecegim teknige nasil ulasilsin?

    filmi, uzun oldugunu unutmadan, 9 bolume ayirsak ve nuramaralndirsak.

    1,2,3,4,5,6,7,8,9 di mi?

    bunun montajdaki sirasi ne olur? ne yapsak devrim yapmis sayiliriz?

    hemen akliniza 9,8,7,6... geliyor di mi. hayir ne irreversible, ne memoli, ay memento bu. manyakca bir duzenek: su sekilde

    1- 1-2 - 1-2-3 - 1-2-3-4 - 1-2-3-4-5 - ...

    hassiktir oradan otisabi dediginizi duyarsam ilk ucaga atlar yukaridaki formul ile gotunuze saydiririm! filmi izledim, yalniz degildim, sahitlerim var. bir manyak, ama en hakikisinden dehsetli bir akil hastasi filmi bu sekilde kurgulamayi dogru metod olarak gormus. donemin video curcunasi icinde bu metodun unutulmasi, goz ardi edilmesi turk sinemasinin talihsizligidir, korlugudur, amaligidir.

    konusu su olan bir film boyle bir montajda nasil bir bicim alir usenmedne yazayim.

    erôl (evgin) bel alti daracik kumas pantolonlar giyip pipisine bombe yaptirmaktan, brooklynli araplar gibi gomleginin ustten 6 dugmesini acmaktan hazzeden, omuzsuz ve karakalpak perokali bir genctir. bu gencin bir sevdasi, emeli, niyeti vardir ki, o da sarki soylemektir. bu erôl musiki egitimini tamamladiktan sonra, buyuk sehire gelerek (izmir) sansini denemek uzere bir yarismaya katilir. bu yarismada basarili olan erôl'u oradaki bir fuari isletmekte olan, burnundan ve bakislarindan boks sporuna gonul vermis bir insan oldugu anlasilan derya (baykal) kesfeder. derya onu kesfederken, kendi icinde de birseylerin filizlendigini kesfeder. bunu deryanin babasi hulusi (kentmen- ki bu filmde yer almaktan igrendigi asabiyetten duzlesmis biyiklarina dahi yansimistir) de kesfeder. ama deryanin babasi hulusi bu birliktelige sicak bakmaz. erôl ne de olsa tasra kokenlidir, ama hirt mirt midr, sarkici adam olur mu gibi babacan kaygilari vardir. derya babasinin fuarinda erôl'a sahne verilmesi yonunde yalvarir. hulusi erôl'a bir sans verir. erôl sansini iyiy degerlendirir, bunu deryanin bir sutuna dayali gozleri titreyerek erôl'u seyretmesinden ve bunun sarki boyunca hadiseyi yaklasik 12 kere ayni plan ile musehade eden hulusinin ifadesinden anlariz.

    ---
    bir ilk bahar sabahi burada bir parnatezi de hak ediyor. bir nevi klip film olan bu eserde, erol evginin bir ilk bahar sabahi isimli kasedindeki butun sarkilarin calinmasi soyle dursun, ayni sarkilar teker teker bastan sona, eksiksiz, gediksiz 5 er kere filmde duyulur. kurguda bu sarkilarin mukerrer yayina girisi de etkin bir unsur olabilir, devam ediyorum-

    erôl ise baslar. gazinoda isler super gitmektedir. bu arada bu sehirdeki arkadasi osman'da (yagmurdereli) ona destek olur. onu iyice bir adam etmek icin butige goturur. erol bu butikten her nasilsa asgari maas ile calisan ayni anda hem bedene hem muzige giren bir mudur muavinine yakisir bir takim ile cikmayi basarir. erôl'un artik onu aciktir. koyde anasina para yollar. bu arada derya ile de aralarinda nasil oldugu tam olarak netlesemeyen bir sevgilimlesme sureci gelisir. erôl ve derya firsat buldukca yanlarina osman agabeyi de alarak daga bayira acilirlar. osman bunlara dagda bal bulur, alabalik avlar, armut indirir. osman yokken birbirlerine acilan bu cift, turk sinema tarihinin en uzun sureli birbirine acilma asamasini yasarlar. samanyolu filminin running time'inin 2 kati suren bu kisimda, erol koyden kente nasil geldigini, nasil yarismaya katildigini, nasil kesfedildigini, montajda aynen basa donerek izah eder.

    tekrardan ayni noktaya dondugumuzde ise ikili sevgili olmuslardir bile. is hemen evlilige gelir dayanir. cunku erôl tas firun erkegidir! ayrica cok macodur ki buralari pelus bir papagani andiran erôl un zorla senaryoya eklettigine eminim. erol evlenince karisinina rtik calisamayacagini, oyle olmayacagini izah eder. derya ihi mihi der, o is cekip ceviren kimligini siktir eder. erôl deryadan en az 12 cocuk ister (ohhhhhhhaaaaaaaaaaaaaaaaa demeyin, diyor bunu herif, bir duzine diyor) hepsi de erkek olsun der. derya bildigin gibi ihihih ihih. derya anlasilan bir onceki 40 dakikalik flashback montajdan sonra cerebral palsy gecirmis aramizdan ayrilmistir.

    erol kariyerinde yukselir, cosarken, kayinpederiyle de arasi biraz duzelir gibi olur. kayin erol un erkekligini, karisini calistirmamak istemesinden idrak eder, aslan damadim, erkek adamin erkek damadi olur zugurt tesellisiyle sonlandirir. bu arada evlilik olur. erôl evliligi koyluk yerde yapmak ister ki dugunumuz var dostlar isimli igrenc sarkisini 70 kere dinlemek zorunda kalalim. karadenizin bir koyune gidilir, derya koylu kiz gibi giyindirilir, eline kina yakilir.

    lakin beta cekimde dahi elinde yeterince materyal olmayan kurgusu montaj masasinda buyuk bir gurultuyle infilak ettiginden olacak, bu bolumde 3 plan done done done done gosterilir. su sekilde. horon tepen genclerden panyaparak, kiz masasinda deryanin mutlu bir sekilde ic cekisi. erolun sari soyleyici. tektrar tekrar, tekrar deryanin ic cekisinin gorup delleniriz.

    sonra evlilik biter, gerdege girilir. cima ettiklerinin sabahi erôl bir hisim ile deryayi alip bayira goturur. bayirda deryaya sozlu olarak bir ilk bahar sabahini soyler. diyalog su sekildedir

    erôl- bir ilk bahar sabahi gunesle uyandin mi hic?
    derya- uyanmadim
    erôl- kalbin sevincle dolup, kosarken agladin mi hic?
    derya- aglamadim
    erôl- bir his dolup icine ucuyorum sandin mi hic
    derya-= oyle bir sey olduysa da ben hatirlamiyorum
    erôl - yaaa
    derya- demek ki gecen gunlere yazik etmisim ben. oyleyse hic sevmemis, sevilmemisim gonul ben

    (gotumden uydurduguma inandiginiza eminim. keske ben uydursaydim)

    neyse bu noktada bir ilk bahar sabahi basliyor. butun sarki bunlari kosarken ziplarken goruyoruz (6 dakika, extended version). sarkinin sonunda derya, hayrettin yapma, hayrettin yapma dedirtircesine, seninle tanismamizi hatirliyor musun? diyor

    hoooooooop: >>
    erôl (evgin) bel alti daracik kumas pantolonlar giyip pipisine bombe yaptirmaktan, brooklynli araplar gibi gomleginin ustten 6 dugmesini acmaktan hazzeden, omuzsuz ve karakalpak perokali bir genctir. bu gencin bir sevdasi, emeli, niyeti vardir ki, o da sarki soylemektir. bu erôl musiki egitimini tamamladiktan sonra, buyuk sehire gelerek (izmir) sansini denemek uzere bir yarismaya katilir. bu yarismada basarili olan erôl'u oradaki bir fuari isletmekte olan, burnundan ve bakislarindan boks sporuna gonul vermis bir insan oldugu anlasilan derya (baykal) kesfeder. derya onu kesfederken, kendi icinde de birseylerin filizlendigini kesfeder. bunu deryanin babasi hulusi (kentmen- ki bu filmde yer almaktan igrendigi asabiyetten duzlesmis biyiklarina dahi yansimistir) de kesfeder. ama deryanin babasi hulusi bu birliktelige sicak bakmaz. erôl ne de olsa tasra kokenlidir, ama hirt mirt midr, sarkici adam olur mu gibi babacan kaygilari vardir. derya babasinin fuarinda erôl'a sahne verilmesi yonunde yalvarir. hulusi erôl'a bir sans verir. erôl sansini iyiy degerlendirir, bunu deryanin bir sutuna dayali gozleri titreyerek erôl'u seyretmesinden ve bunun sarki boyunca hadiseyi yaklasik 12 kere ayni plan ile musehade eden hulusinin ifadesinden anlariz.

    ---
    bir ilk bahar sabahi burada bir parnatezi de hak ediyor. bir nevi klip film olan bu eserde, erol evginin bir ilk bahar sabahi isimli kasedindeki butun sarkilarin calinmasi soyle dursun, ayni sarkilar teker teker bastan sona, eksiksiz, gediksiz 5 er kere filmde duyulur. kurguda bu sarkilarin mukerrer yayina girisi de etkin bir unsur olabilir, devam ediyorum-

    erôl ise baslar. gazinoda isler super gitmektedir. bu arada bu sehirdeki arkadasi osman'da (yagmurdereli) ona destek olur. onu iyice bir adam etmek icin butige goturur. erol bu butikten her nasilsa asgari maas ile calisan ayni anda hem bedene hem muzige giren bir mudur muavinine yakisir bir takim ile cikmayi basarir. erôl'un artik onu aciktir. koyde anasina para yollar. bu arada derya ile de aralarinda nasil oldugu tam olarak netlesemeyen bir sevgilimlesme sureci gelisir. erôl ve derya firsat buldukca yanlarina osman agabeyi de alarak daga bayira acilirlar. osman bunlara dagda bal bulur, alabalik avlar, armut indirir. osman yokken birbirlerine acilan bu cift, turk sinema tarihinin en uzun sureli birbirine acilma asamasini yasarlar. samanyolu filminin running time'inin 2 kati suren bu kisimda, erol koyden kente nasil geldigini, nasil yarismaya katildigini, nasil kesfedildigini, montajda aynen basa donerek izah eder.

    tekrardan ayni noktaya dondugumuzde ise ikili sevgili olmuslardir bile. is hemen evlilige gelir dayanir. cunku erôl tas firun erkegidir! ayrica cok macodur ki buralari pelus bir papagani andiran erôl un zorla senaryoya eklettigine eminim. erol evlenince karisinina rtik calisamayacagini, oyle olmayacagini izah eder. derya ihi mihi der, o is cekip ceviren kimligini siktir eder. erôl deryadan en az 12 cocuk ister (ohhhhhhhaaaaaaaaaaaaaaaaa demeyin, diyor bunu herif, bir duzine diyor) hepsi de erkek olsun der. derya bildigin gibi ihihih ihih. derya anlasilan bir onceki 40 dakikalik flashback montajdan sonra cerebral palsy gecirmis aramizdan ayrilmistir.

    erol kariyerinde yukselir, cosarken, kayinpederiyle de arasi biraz duzelir gibi olur. kayin erol un erkekligini, karisini calistirmamak istemesinden idrak eder, aslan damadim, erkek adamin erkek damadi olur zugurt tesellisiyle sonlandirir. bu arada evlilik olur. erôl evliligi koyluk yerde yapmak ister ki dugunumuz var dostlar isimli igrenc sarkisini 70 kere dinlemek zorunda kalalim. karadenizin bir koyune gidilir, derya koylu kiz gibi giyindirilir, eline kina yakilir.

    lakin beta cekimde dahi elinde yeterince materyal olmayan kurgusu montaj masasinda buyuk bir gurultuyle infilak ettiginden olacak, bu bolumde 3 plan done done done done gosterilir. su sekilde. horon tepen genclerden panyaparak, kiz masasinda deryanin mutlu bir sekilde ic cekisi. erolun sari soyleyici. tektrar tekrar, tekrar deryanin ic cekisinin gorup delleniriz.

    sonra evlilik biter, gerdege girilir. cima ettiklerinin sabahi erôl bir hisim ile deryayi alip bayira goturur. bayirda deryaya sozlu olarak bir ilk bahar sabahini soyler. diyalog su sekildedir

    erôl- bir ilk bahar sabahi gunesle uyandin mi hic?
    derya- uyanmadim
    erôl- kalbin sevincle dolup, kosarken agladin mi hic?
    derya- aglamadim
    erôl- bir his dolup icine ucuyorum sandin mi hic
    derya-= oyle bir sey olduysa da ben hatirlamiyorum
    erôl - yaaa
    derya- demek ki gecen gunlere yazik etmisim ben. oyleyse hic sevmemis, sevilmemisim gonul ben

    (gotumden uydurduguma inandiginiza eminim. keske ben uydursaydim)

    neyse bu noktada bir ilk bahar sabahi basliyor. butun sarki bunlari kosarken ziplarken goruyoruz (6 dakika, extended version). sarkinin sonunda derya, hayrettin yapma, hayrettin yapma dedirtircesine, seninle tanismamizi hatirliyor musun? diyor <<<<

    bu flashbacktan sonra asil noktaya geliyoruz, bir de bakiyoruz, derya 9 aylik hamile olmus. erol tvye cikiyor, su an dogurdugunu ogrendigim esim icin soyluyorum diyor. butun en bastan bir ilkbahar sabahini bir kez daha dinliyoruz. sarkinin sonunda, erol alelacele cenk korayin bakislari arasinda studyoyu terk ediyor. studyonun merdivenlerinden nasil yapiyorsa hastaneye iniyor. ama o da ne hastanede karsisina once hulusi sonra osman yagmurdereli olacak sekilde uzgun sifatlar yuzunu duvara donmus, uzunca bir koridorda trip atiyorlar. erol iskilleniyor, hastaneye bir giriyor ki: ne de gorsun televizyon karsisinda derya oluvermis. kadin olurken, televizyonu nasil izliyor, izledigi icin mi oluyor muallakta. ama burada bir kisa flashback ile bir ilk bahar sabahinin bestelendigi kirlara donuyoruz. burada deryanin olu yuzunun uzerine konusmalar denk gelecek sekilde dunyanin en rahatsiz sahneleri yasatiliyor. ilkbahar sabahini her ihtimale karsi bir kez daha dinledikten sonra, bu bolum bitiyor.

    bundan sonra erol bitkin yitik kendini alkole veriyor. osman dogumdan sag salim kurtulan oglunun hatrina ise donmesini, hayata kusmemesini soyluyor. erol sikerim isini diyor (cok kabalasiyor) osman iyi burada kal ve kendine acimaya devam et diyor.

    erol delleniyor, dag tas yururken, aklina yeniden filmin en basindan beri olan olaylar geliyor. (yok ayni copy paste i yapmayacam ayip).

    40 dakika boyunca filmin cikan kismini tekrardan izliyoruz. bu arada dugunumuz var dostlar ve bir ilk bahar sabahi ikiser kere tam sure caliyor. flashback bitip dondugumuzde erol'u kendisini anadolu da kendisini ve muzigini anlamayacaklari bir muzikholde buluyoruz. eroldan pavyon musterisi igreniyor (halbuki erol bir kez dahi ne bir ilk bahar sabahini, ne de dugunumuz var dostlar i soylemis degil. kendi halinde bir b yuzu sarkisini okuyor bastan sona.)

    erolun uzuntusunun uzerine aysen (gruda) sahne aliyor, gobek atiyor seyirciyi costuruyor. erol kendisine tahsis edilmis otelde berdus, avare gezerken aysen gruda ona yanasiyor. neyin var, nedir diye soruyor (yapma aysen sorma, aysen) erol da git, bilmezssin anlamazssin cekiyor. aysen yo anlarim benim de kalbim var, ben de kadinim diyor.

    erol da oeeeh diyor gidiyor. bu noktada aysenin efkarla, "lan haydar bana iki acili lahmacun cek" demesi filmin unutulmaz esprisi oluyor.

    neticede erol evgin filmin tum gidisatini bastan sona degerlendirdikten sonra (50 dakikalik bir flashback) bir kosede baygin kaliyor. ben bir cok versiyonunda kanal yoneticilerinin filmi burada kestiklerine denk geldim. ama bu filmin daha 700. dakikasi dahi degil. devaminda, erol akil hastanesine dusuyor. burada seneler geciriyor. soranlara 20ser dakikadan filmin bastan sona cikan ozetini geciyor. neticede hastaneden cikiyor, ailesi onu evine goturuyor. burada ise oglunu buyumus goruyor (cok cirkin bir oglu var). oglunun yuzunde annesini goruyor, agliyor. ogluna piyanoda bir ilk bahar sabahini caliyor, soyluyor. burada oglunun piyanoda yayli ve kanun sesi cikarmasi dikkate deger.

    erol en sonunda oglunun bu insanustu yeteneklerinden yilmis olacak ki, kendini daga bayira atiyor. bir sahile geliyor. filmin 1 saatlik flashbackini tamamlayip, bir ilk bahar sabahini gorkemli finalde 41 kez soyleyerek can veriyor. film bitiyor. kast ve kadro akarken butun sarkilar bir kez bastan sona caliyor.

    hayatimda yazdigim en sinir bozucu entrym oldugunu farkederek, akil sagligimi yitirmek pahasina bu filmi kayda gecirdim. insallah gelecek nesiller bunu okur ve akillanirlar.
  • gorunen o ki the wall filmini aratmayan album temali filmmi$ bu. psikolojik sava$ arayana, erol evgin'in efendi ama taviz vermeyen duru$una ve kafa olarak hicbir zaman genc olmami$ sanatcinin felsefesine yakla$mak icin gorsel i$itsel iki duyu organindan yapilan bir sunummu$..
  • cover sozleri asagidaki gibi olan sarkidir:

    - bir ilkbahar sabahi zamlarla uyandin mi hic
    hemen radyoyu acip ilk zami duydun mu hic
    gecen gunlere yazik ,yazik etmissin ozal sen
    oyle ise hic sevmemis ,sevilmemissin ozal sen...