şükela:  tümü | bugün
  • mustafa şimşek'e ait bir söğüt türküsü. sözleri şu şekildedir;

    bir incecik aman duman tüter (aman aman) bacadan
    ah oku derler (aman aman)
    böyle de sarhoş (algın yarim) hocadan
    yar yollamış aman selam gelir (aman aman) yüceden

    ah kınalıdır (aman aman)
    on parmağı (algın yarim) kınalı
    ah saramadım yandım yandım
    dertli de başım (algın yarim) belalı

    yeşil olur aman odasının (aman aman) boyası
    ah mercanlıdır (aman aman)
    yazmasının (algın yarim) oyası
    n'ettim sana aman bir mevla'dan (aman aman) bulası

    ah kınalıdır (aman aman)
    on parmağı (algın yarim) kınalı
    ah saramadım yandım yandım
    dertli de başım (algın yarim) belalı
  • sevdiği kızın bir başkasıyla evlendirilmesinin ardından, gerdek gecesi kızın evinin bacasından çıkan dumanı gören içi yanmış sevgilinin türküsüdür.
    özay gönlüm *yorumu mükemmel olmakla birlikte, yavuz bingöl yorumu da takdiri hak etmektedir.
  • incesaz'ın sol albümü beş/elif'deki cengiz özkan yorumu denilebilir ki tüm yorumları geride bırakmıştır;hele de eserin ortasında derya türkan'ın icra ettiği klasik kemençe solosu öldürür niteliktedir.
  • vallahi selda bağcan'ın yorumu bambaşka bu türküde, diğerlerinden farklı daha kendinden bir şeyler katarak söylemiş. hatta belki de bundan iyi söylememiş hiçbir türküyü.
  • incesaz'ın benim gözümde elif albümü'nün en güzel türküsüdür. cengiz özkan'a dayanmak çok zor, derya türkân zaten büyük üstâd, ikisi birlikte bu eserin kolundan tutup uçurmuşlar. bekir sıtkı'lara, necdet yaşar'lara ara verildiğinde ilk dinlenilen duraktır.
  • vaktin birinde, bir arkadaşla buluşmak için sözleştik. oturacağımız yerde o'nu beklerken başka bir arkadaş ve o'nun arkadaşıyla karşılaştım. ani bir karşılaşmaydı, memnun olmamıştım. yalnız beklemeye devam edebilseydim, dinlediğimi başa sarıp tekrar dinleyecektim. elif henüz çıkmıştı, o gün de oraya kadar elif dinleyerek gelmiştim. kulağımdakinin etkisinden sıyrılmak zordu, buna rağmen masadaki muhabbete dahil olmaya çalıştım. birisini evvelden tanıdığım ve pek de frekansımın tutmadığı, diğerini ise ilk defa gördüğüm bu iki insanı dinlemeye başladım. tanımadığım erkek olanı lafı iki dakika içerisinde cengiz özkan'a getirdi, sever misiniz dedi, çoook diyerek cevapladım. daha az evvel dinliyordum cümlesini eklemedim. iç sesim bile bu karşılaşmanın tuhaflığından olsa gerek, fazla konuşmuyordu. bir şeyler anlattı, gözlüklü ve sakallı adam, bir sürü...caz dedi, amerika dedi, varoş dedi, sosyolojik dedi, ritmi düşük dedi, nihayetinde "cengiz özkan türküleri bozuyor" dedi. durdum. daha doğrusu durmaya devam ediyordum. son cümlesi bu acaip (bohem, entel, münevver, malumatfüruş vs...değil) adamın gözüme neden bu denli sevimsiz geldiğinin kanıtıydı. bu denli kesin bir kanıt üzerine o masada, çay içmekten başka bir şey yapılamazdı. neyse ki, beklediğim kişi geldi ve hayatımın en azaplı on dakikası sona erdi.

    böylesine minik ve saçma bir şeyi neden anlattım? bilmem...bir vefa borcu belki, değersiz bir teşekkür. elbette ki herkesin her şeyi beğenme veya beğenmeme özgürlüğü var. kâm almakla ilgili bir mesele bu ve herkesin beslendiği sular farklı. fakat "cengiz özkan türküleri bozuyor yeaaa" demek bu özgürlükten vareste bir densizliktir en hafif tabirle. şehr-i sitanbol'un en eski meskun mahallinde bunu konuşmak eni konu körlük benim için. oturduğu sandalyeden amerika'nın cazcılarının improvize yeteneklerine özenip, göğsümüzden neşet edip otağını yine oraya bir yerlere kuran ve bunu bihakkın yapan, usul usul kıyıdan yürüyen, yürür iken ardında kristal izler bırakan bir sanatkârın, özge eda tavrına, haslar hası icrasına dudak bükmek, ancak kendini bilmemek, daha kemale erişmeden zevale düşmektir.

    sevgili dostum nevniyaz, müzikal anlamda her şeyi yerli yerine koymuş, sözü üstüne söz söylemekten imtina ederim. eklemeden geçemeyeceğim: son yıllarda, her türlü müzik türü içinde, bu türküdeki cengiz özkan ve derya türkan icra birlikteliğinin üstüne çıkan olmamıştır. gurur duyuyor, ikisini de hürmetle selamlıyorum.

    o bacadan o duman tütmeye devam ettikçe dinleyeceğim türküdür.
  • şu anda zeynel demir ve bir başka saz üstad'ının sesinden dinlediğim türkü.

    kaçırdığım her şeye içimden ağlatmakta.
  • dumana söz bürünmüş de, nasıl yetişmemiş kelimeler kırgınların sevdasına onu bilemedim. hem nasıl bilinir dert, nasıl yanılır , sevilene ilişmeden?

    derya türkan'ın girişteki muhteşem kemençe solosu, cengiz özkan'ın müthiş yorumuyla çoğalan soruların sebebi, belalı türkü... dinlenmeli...