şükela:  tümü | bugün
  • yavaş yavaş, adım adım gerçekleşir.

    hele ki bu kişi yakın bir arkadaşınızsa, size tuhaf gelen davranışlar içerisindeyse, bir an onu gerçekten tanıyamamış olduğunuzu düşünürsünüz. yaptıklarını ona konduramazsınız. çünkü herşeyin mutlaka bir açıklamasının olduğuna inanırsınız. ama bu saflıktan başka bir şey değildir.

    bir yandan da düşünürsünüz, aslında hayat görüşlerinizin, yaşam tarzlarınızın bambaşka olduğunu fark edersiniz. bunca zamandır neden bunları hiç düşünmediğinizi sorgularsınız. işte bu ilk adımdır.

    ülkeniz çok kritik bir dönemden geçiyordur, olağanüstü günler yaşıyorsunuzdur. sosyal medyada, sokakta, çevrenizde sürekli aynı mevzu gündemdedir. tüm kalbinizle gezi direnişini destekliyorsunuzdur. devamlı sosyal medyayı kontrol edersiniz. anlık gelişmeleri takip edersiniz. fakat yakın arkadaşınız ya sınavlarından ya da gezdiği yerlerden bahsetmeyi tercih eder. ''ulan sen bu ülkede yaşamıyor musun nasıl bu kadar vurdumduymaz olabiliyorsun'' diye düşünürsünüz. burada mesele politik olmak ya da bir taraf tutmak değildir, en azından polisin insanlık dışı uygulamalarını ve müdahalesini eleştirmek, biraz vicdanlı ve merhamet duygusu gelişmiş birinin görevidir, olmalıdır çünkü.

    arkadaşınızın iktidar partisi sempatizanı olduğunu önceden biliyorsunuzdur, fakat görüş ayrılıkları yüzünden arkadaşlığınızı zedeleme noktasına asla gelmemişsinizdir. çünkü ona değer veriyorsunuzdur. en sonunda onun bu vurdumduymazlığı ve umursamazlığı sizi rahatsız etmeye başlar. içiniz acıyarak, üzülerek, kendinizi geri çekmeye başlarsınız.

    bir kez daha anlarsınız ki, anılar önemlidir, geçmişte birlikte paylaşılanlar insanları birbirine bağlar, fakat o bağların daha da kuvvetlenip devam edebilmesi için hayata aynı ya da benzer pencerelerden bakmak şarttır. bunun aksi hayal kırıklığı getirecektir. öyleyse fazla zorlamanın anlamı yoktur. çünkü limandan demir almanın vakti gelmiştir.
  • o insanın yalan söylediğini hissettiğinizde gerçekleşendir. fark edildiğinde demiyorum, hissedildiğinde. fark etseniz yüzüne vurabilirsiniz, utandırabilirsiniz, kırıldığınızı söyleyip en azından bir özür bekleyebilirsiniz ve belki de aslında soğumanızı gerektirecek bir şey olmadığını anlayıp rahatlayabilirsiniz.
    ama bu his öyle iğrenç ki, öyle çaresiz bırakıyor ki insanı, içini öyle bir kemiriyor ki. çünkü çözüm yok. içinize atacaksınız. ne kadar kırılırsanız kırılın, hevesiniz ne kadar kursağınızda kalırsa kalsın, yine de atmak zorundasınız içinize, paylaşıp yok yere karşı tarafı huzursuz etmeye hakkınız yok. çünkü elinizde hiç bir gerçeğe dayandıramayacağınız bir şey var. sadece lanet olasıca bir his.
    keşke mantığın yerine karar vermesine engel olabilsek o berbat hissin ya da keşke tamamen yok edebilsek. ama olmuyor, bir kere düştü mü insanın aklına çıkmıyor allahın belası.
  • derin kırgınlıkların beslediği bir süreçtir. öyle gücünüze gider ki, konuşup çözemezsiniz bile öylece uzaklaşırsınız.. minnet borcunuz olan bir insansa daha kötü (bkz: çelişki).
  • benim açımdan, geçerliliği pek çok kere kanıtlanmış bir tek sihirli formülü vardır bir insandan soğumanın: bir insanın başka birini taklit ettiğini fark edersem, o insandan soğumak için yeter şarttır bu. her zaman da fark edilir zaten, naif olmayın rica ederim. kimse aptal değil yani. tamam düzeltiyorum; çoğu insan aptal değil.
  • soğumayı kafanıza bir kere yerleştirin yeter. gerisi hep hata, kusur, eksik, defo bok püsür..
  • büyük olaylardan çok küçük detayların daha çok tetikledigi olaydır bence.
  • anlıktır ve ekseriyetle dönüşü yoktur.
  • çok değil bir kaç hafta önce hayranlıkla emişlemek istediğiniz insanın tek puanla gözden düşüp itin götüne girmesiyle oluşan durum.
  • gun boyu ardi arkasi kesilmeden kraaall kinngg kingoo diskko disco disco partizani gibi ifadelerrle hersey ok'ye yumruk sikip okeyy adamim yapan adamin ben de uyandirdigi hissiyatin olaya dokulmus halidir olsa olsa bu konu.. kraaaalll
  • ağzıyla kuş tutsa da artık o anlamsızdır. derin bir boşluk.