şükela:  tümü | bugün
  • mahalle bakkalını cenevre'de görseniz misal, bir anlam ifade eder mi? daha kötüsü kimdiulanbuadam diye başladığınız beyin yoğrulması, sizi uykusuzluklara iter mi?
    (bkz: alper tanga öldü mü)
    (bkz: g string mi takılsak)
  • before sunrise filminde bahsi geçen bir durumdur. ethan hawke, trende tanıştığı ve geceyi birlikte geçirdiği kızla* vedalaşırken bakar ve o anın "fotoğrafını" çeker zihninde.
  • kalbin anın fotografını çekmesidir. kalp içinde kimsenin görünmediği fotograf karelerinden hoşlanmaz çoğu zaman.
  • "bir fotoğrafta çıkmak gibi oluyor her şey
    anlamadığı bu
    - ve anladığı –
    ben ki bir boy fotoğrafıyım – diyor –
    yaşarken yaşamazken
    ikisi de aynı şey
    aynı"*
  • sadece bir "an"dır hatırlanan.. ve artık bir anıdır...

    "...ve insansız anı yoktur. var mıdır?"*
  • acıdan başka bir şeye yaramaz.
  • o anın içinde sıkışıp kalırsa insan nefes alamaz, verdiği kararların çok mantıklı olduğunu düşünür buna emindir. ama işte ah o anlar yok mu, her şeyi siler süpürür, en emin olduğu şeyde bile acabalarla tüketir kendini. o acabaların altında ezilir. içine bir tutam kıskançlık ekler o kıskançlık daha çok boğar. her şey olması gerektiği gibi gelişti böyleymiş der, rahatlatmaya çalışır kendini, rahatlar da belki biraz. ama yine de o anlar aklına geldikçe, o anların içine çekmeye başladıkça kendini elinden birisinin tutup kendine getirmesi gerekir insanı. sıcaktır ama üşüyordur. soğuktur ama 'o an'a tutunup ısınır. çelişkilerde kaybolur. yine de bir umuttur kişiyi kendinde tutan. o an değilse bile daha çok 'o an' olacağı umudu.
  • "...
    bir sevda söz konusu olunca insan hiçbir yere yalnız gidemiyor, hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor. bir çeşmeye, bir sokağa, bir yemek kokusuna, yıllar yılı yaşadığımız, doğup büyüdüğümüz şehirlere bile değişik anlamlar yükleyebildiğimiz anlar bunlar. kokular, renkler ve görüntüler; artık her şey bir çağrışımdır."**
  • çerçeveleyip asmaktır, zihnin duvarlarına. eski bi fotoğrafa bakmak gibi oluyor o anı hatırlamak; hüzünle karışık bi uzaklık duygusuna bu duygudan kaynaklanan bir rahatlama hissi eşlik ediyor, oh tehlike geçti gibi bi şey bu da. böyle bi zincirin ucuna asılı fotoğraf işte.
  • bir insanı o bir an içinde, daha sonra kaybolacağını bile bile sevmektir. o insanla ilgili çok sözlerin olabilir belki ama hiç birisi onu o an içindeki halinden daha iyi anlatamaz. her şeyi zihnine kazırsın ve bu fırsatı yakalamak zor olsa da hatırlamak hiç zor olmaz ondan sonra.