şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: reiki)
  • (bkz: ldr)
  • (bkz: atom bombası)
  • çok kolay olmayan, bazen fazla ağır gelebilecek, her iki tarafı üzebilcek ya da boğabilecek olay.isyan ediyor bazen insan kim lan bu diye.o zaman bakıyorsunuz karşınızda size bağırıp çağıran biri.üzülüyor tabii insan.
  • okur - yazar - ssg üçgeninde her üç tarafın da sahip olduğu yeti.
  • oyunculuk askinin kaynagi.
  • insan bedeni içi
    microcosmos halleri - dir.
  • nasıl yapıyorlar emin değilim ama bazı insanlar özellikle bu iş için yaratılmışlar bana kalırsa. seçtikleri kelimeler, o kelimelerin ahengi ve cümle içindeki kullanımları, "sana etki etmek istiyorum" der gibi geliyor. tek kelimenin, tek virgülün ya da sözlü bir şekilde o cümle söylendiği anda vurguyu yaptığı kısmın yerini değiştirsen tüm anlam ortadan kalkacak ve benim için hiçbir şey ifade etmeyecek aslında. paranoyaklık değil bu.

    bu deneyime aşk diyebilir miyiz peki?

    aşk, şayet uzaktan yaşanıyorsa, unutmak için harcanan ömrün beyhudeliği kadar var ve yalnızca o kadar gerçek. bu tarz aşkların kötü yanı ise, insanların hayatına gereğinden fazla girme lüzumsuzluğunda saklı. bu kavramın yaratıcısı halit ayarcı, uygulayıcısı ise şu şartlarda benim.

    yeni bir eve taşınırken, duvardan indirdiğiniz bir şeyler varsa hayata tutunmuş olduğunuzu düşünebilirsiniz, yine şartlarda, yanınızdaki bir insanın, nefes almaya en ihtiyaç duyduğunuz anda dudaklarınıza yapışıp, ciğerlerindeki havayı sizinle paylaşmaya heves ettiğini de. o varsa üşümek yoktur mesela sizin için, o varken ayaklarınız her karıncalandığında sizi mutlu etmek için çabalayacak birileri de olacaktır. ya o kişi çok büyük bir yalancıysa? ya o kişi yalancı değilse ama siz onu olduğu gibi göremiyorsanız? ya sizin için bir teselliden ibaretse? yalnızca bir teselli...

    işte bunun farkında olan, evet evet, her şeyin bittiğinin, ölümün her geçen an daha da yaklaştığının farkında olan insanlar kocaman kitaplar okumak isterler. kimse onlara ölümü anlatmamıştır çünkü. en şanslıları faust'u okumuştur kanımca ve dahasını arzularlar. botanik kitaplarında hayatın hangi şartlarda yaşanabileceğini, evrim kitaplarında da insanoğlunun ne kadar değişebileceğini öğrenirler. romanlar artık teoriyi pratiğe dökme zamanının geldiğinin habercileridir. gerçeğe döndüklerinde mutlak mutluluğun insanın yalnızlığında saklı olduğunu ve yer yer şeytanın güzel bedenlere zeka ekerek, karşılarına dikilip akıllarını çelmeye çalıştığını görürler.

    ne diyorduk sahi?

    bırakın insanlar hayatlarını yaşasın. yaşadıkları şeyin yalandan ibaret olduğunun farkına kendi başlarına da varacaklardır elbet.