şükela:  tümü | bugün
  • sürekli şikayet edip duruyorlar. yok doktora şiddet yok eğitim süresi uzun yok şu bu. peki madem o kadar şikayetçisin neden doktor oldun? insanlığa şifa dağıtmak için mi ilaç şirketleriyle dostane ilişkiler için mi yoksa çok para kazanacağını sandığın için mi?
  • (bkz: geçim derdi). sınavda alınan puana göre bölüm seçilen topraklardayız.
  • sağlık bilimlerini sevdiğim için oldum. el emeğini sevdiğim için branşımı seçtim. bir şeyleri değiştirebilme gücü sağladığı ve bunu salt bilgi ve hünerle sağladığı için ise seviyorum.

    ancak sayın kompleksli suser, her çalışan gibi biz sağlık işçileri de -hekiminden hademesine- insancıl koşullarda çalışmayı hak ediyoruz. elbette ki şiddetten şikayet edeceğiz. bunlar her çalışanın özlük haklarının önemli bir parçasıdır. ayrıca vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak hukuk devletinin başlıca sorumluluklarından biridir.

    kanunda ayda 7 nöbetten sonra tutulması “yasaktır” , devlet memuru haftada 80 saatten fazla çalışamaz denir. ancak devlet memuru olan tıp doktoru haftada 120 saati görür, üstüne üstlük 14 nöbetinin 7’sinin parası ödenmez.

    haftada 30 saat 9’dan beşe çalışmaktan bayılan insanların bir ayda çalıştığını yedi güne sığdıran hekime yıpranma payı dahi yeni geldi. 1 haftada 4 hafta çalışan hekime, 6 yıla 1 olmak üzere yıpranma payı verildi.

    bunu dünyada yapan başka yer yokken, bu insanlar kanunsal haklarını ve can güvenliklerini aramasınlar mı?

    arasınlar. hepimiz, her sektörde arayalım. birbirimizi yemek yerine, birbirimizin elinden tutalım artık, lütfen.
  • (bkz: algı yönetimi)

    günümüzde çok para kazanıyorlar diye bir algı oluşmuş. doğru bir algı değil. üstelik çoğu mutsuz ve doktor tanıdıklarımın neredeyse hepsi (özellikle genç doktorlar) antidepresan kullanıyor.

    dün otobüste arkamda oturan türbanlı genç aile hekimi kızcağız asm'nin temizliğini yaptıklarını, kimi zaman yerleri sildiklerini, burada çalışmaya devam ederse asla uzman olamayacağını anlatıyordu yanındakine ağlayarak. sonra yanındaki genç, erkek doktor arkadaşıyla faizin ne kadar büyük günahlar arasında olup olmadığını tartışmaya başladılar.

    ehliyet yenilemek için ailemin oturduğu şehirde onların aile hekimine gittim, kendi aile hekiminiz olmadığı için toplum sağlığı merkezine gitmeniz lazım dediler. toplum sağlığı merkezine gittim, kimsecikler yoktu, doktorun odasını tıklattım, doktor çok meşguldü çünkü instagrama story yüklüyordu. ehliyet yenilemek için rapor almak istediğimi söyledim. ama gözlük kullandığım için göz doktoruna sevk edip etmeyeceğini sordum. doktor kafasını cep telefonundan kaldırmadan "gerek yok hemen raporu veririm" dedi. duvarda atatürk resmini gösterdi. "bak bakalım atatürk papyon mu takmış, kravat mı?" diye sordu. ben de "papyon" dedim. bu sayede göz muayenem de yapılmış oldu. tamam dedi. kafasını indirdi. o ara instagramda fotoğrafa oslo mu tokyo mu efekti yapayım onu düşündü sanırım. sonra bir çırpıda imzaladı, kaşeledi, verdi.

    günümüzde saygınlığı olmayan bir mesleğe dönüşüyor. ama yine de haksızlık etmeyelim bu memlekette sadece doktorluğun değil, hiç bir kurumun saygınlığı kalmadı. hele şehir hastanesi denilen rant çukuru yayılmaya başlasın iyice taşeron mesleğine dönecek.