şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ülkedeki akademisyenlerin çok büyük çoğunluğunu oluşturur. çünkü onlar için hiç kimse doktora/master yaparken hiçbir işte çalışmamalı ve sadece derslerine odaklanmalıdır. beraberinde de sanırım doktoraysa 5-6 yıl, master ise 2-3 yıl taş yemelilerdir.

    dünya, üniversite-sanayi iş birliği sayesinde malı alıp götürürken, bizde en kallavi profesör/doçentte bile "otur dersini çalış projeni yap, çalışırken yüksek öğrenim yapılmaz" kafası mevcuttur.

    zamanında çoğunun (hepsinin değil elbette) akademik sevdadan değil, iş hayatında tutunamama korkusundan bu yola girdiği düşünülürse, bu düşmanlık bir anlamda anlaşılır duruyor. ama bilinsin ki her ikisi birlikte zor olsa da yapılır. ya aynı anda çalışılıp para kazanılarak bedensel anlamda zor olacak, ya da sadece yüksek öğrenim yapacağım diye çalışmadan bu yola girmekten dolayı maddi anlamda zor olacak. ya da babasının parası vardır onu bilemem ayrı bi konu :) ama sonuç olarak bırakın bu seçim/yargılama öğrencilere kalsın. sizlere değil sayın hocalar.
  • öğrencilerin işlerini derslerinin önüne koyup, başarısız oldukları/yetiştiremedikleri ödev/proje/sınav gibi durumlarda bahane olarak işlerini göstermeleri, çalıştıkları için iltimas geçilmesini beklediklerinden dolayı oluşan durum.

    edit: imla
  • ülkede akademisyen kalmadığı için artık eskisi kadar önemsemeyen durum.
  • kendi ayak işlerini çevirilerini yaptıramayacak olması da bir faktördür.

    düşünsenize gözler artık gitmiş ve hocanın acilen o divani kırma eseri okuması lazım.

    onları tabiki öğrenci okuyacak.
    az okutulmadı bana.
    ha artım oldu mu? evet. ekmeğini çok yerim. öküzün trene baktığı gibi bakan çok arkadaşım oldu bu yazılara.
    çeviri yapmaktan türkçe yazıları unuttum bee.