1. ''türkiye’de yetişmiş biri olarak her hangi bir durumda anlık, geçici, pratik bir çözüm getirmeye alışmış ama uzun vadeli planlarda da çuvallama potansiyelimizin tavan yapmış olduğunu varsayıyorum. gözlemledğim kadarıyla bunlar japonlar için maalesef pek geçerli değil. yeni bir cihaz alındıysa kurcalayıp öğrenen bir türk’le, 2 hafta kullanım kılavuzunu okuyan bir japon biraz farklı… japon aleti hemen kullanamasa da 2 ay sonunda alaylı bizlere epey bir fark atabiliyor. ciddi bir anlayış farkı…''

    http://sunkarsemih.wordpress.com/…ak-bir-yer-midir/

    (bkz: zack)
  2. facebooktan çalıntı yaparak:

    japanese attitude for work : "if one can do it, i can do it. if no one can do it, i must do it."

    middle eastern attitude for work : "wallahi if one can do it, let him do it. if no one can do it, ya-habibi how can i do it?"
  3. bir japon bakan yaşanan bir rezalette hiç düşünmeden onuruyla istifa ederken, bizim türk bakanlar yüzsüzce görevine devam edip suçu bir başkasına atar...
  4. japon kurallara uyar, türk uymaz.
    japon birbirini kollar, türk'ün umrunda bile olmaz.
    japon japon markalarını tercih eder, türk de japon markalarını tercih eder.
    japon 70 yaşında bile olsa çalışır, türk bir an önce emekli maaşını alıp yaymaya çalışır.
    japon yaptığı işte en iyi olmak için çalışır, türk yapmadığı işlerde en iyi gibi gözükmeye çalışır.
    japon problemleri yerinde görüp çözümlemeye çalışır, türk oturduğu yerden ahkam keser.
    japon bir problemle karşılaştığında durup amirini çağırır, türk hemen problemi çözmeye kalkar, sonra da sıçar batırır.
    japon problemi çözemiyorsa japonya'da birilerine açar sorar, türk kimseye sormaz, suçu birilerine atar.
    japon israfı hiç sevmez, boşa yapılan işleri ortadan kaldırır, türk'ün bütün işi israftır, aynı işi tekrar tekrar yapar durur.
    japon erkeği maaşını karısına verir, türk erkeği rus karısına verir.
    japon'un ağzı kurutulmuş yosun ve balık kokar, türk'ün ağzı açlık ve sigara kokar.
  5. tek bir örnekten yola çıkan yalan yanlış tespitler ofisi sunar: beslenme alışkanlığı

    uzak diyarlarda aynı evi paylaştığım japon arkadaşım türlü türlü sebzelerle, deniz ürünleriyle, ağır sanayi hamleleriyle kallavi sofralar kurup, hem sağlıklı beslenmeye özen gösterip, hem de annesinin yemeklerini yad ederken; ben her oğün, pide niyetine pizzaya, döner yerine burritoya, simit özlemiyle bagela abanıp, her yediğim şeye de tuzu basarak iyi halt ediyorum. muhitimdeki lokantalar birkaç gün uğramadığımda merak edip halimi vaktimi soruyor, sokaktan ismimle çağırıyorlar artık. ev arkadaşımsa senelerdir kah merak ve ısrar, kah endişeyle, nasıl nur topuna dönmediğim ve bir hamam böceği gibi hayatta kalabildiğim hususlarında beni sorguya çekiyor.

    not: sevgili okur, biliyorum bunu okuduktan sonra cağ kebabına, olmadı pilav üstü kuru çekmeye gidecek ve beni üzeceksin.
  6. japon en iyi üretenlerden, türk ise en iyi kullananlardandır.
  7. türk bir üründe made in japan yazısını görünce vay efenim kaliteymiş der ve alır.
    japon için ise bu bir rutindir. ithal nedir pek bilmez.

bir japon ile bir türk arasındaki farklar hakkında bilgi verin