şükela:  tümü | bugün
  • içinden 'kezban' çıkan bir kadınla karşılaşan erkektir.gerçekten mücadele edilecek kadınlar için uğraş verilmeli.bunun ayrımı net olarak yapılmalıdır.
    çok tatlı,güzel ve nezih düşüncelere sahip bir kadını bulunca da sonuna kadar gitmesi gereken erkektir ayrıca.malum,populasyonu çok az böyle kadınların.
  • tecrübeleri sonucu doğru yolu bulmuş erkektir.
    biz nasıl çabalamıyorsak, siz de çabalamayın tabi.
  • ne bok yiyeceğini şaşırmış erkektir.

    ne zamandır bu konuyla ilgili bir şeyler yazayım diyorum. fakat, taraftar giydirmeleri, bekaret dertleri ve hiçbir içeriği olmayan, kısır siyasi tartışmaların döndüğü başlıklardan fırsat bulamadım.

    bu sosyal medya, yorgan altı gibi. herkes osuruğunu buraya salıyor. sosyal medya, değerli olduğunu hissedememiş, kırgın, hayatta istediğini elde edememiş, kendince iyi niyetten kaybetmiş, hep fazla değer vermiş, sevgisini hak edeni bulamamış, yalanı sevmeyen, dürüstlüğü yüzünden başına gelmeyen kalmamış insanlarla dolu. bizim iş yerindeki hayri abiden, annemin gün arkadaşı mücella teyzeye, okul arkadaşım timurdan, eski sevgilim hülyaya kadar herkes böyle. ama en çok kadınlar. en çok da kadınlar böyle.

    bir kere olsun düşünüyor musunuz ey kadınlar, lan biz hayattan ne bekledik, neler yaptık da böyle bir muameleye layık olduk diye? yok, o düşünülür mü? siz sevgililer gününde şaşırtıcı hediyeler, her gün küçük sürprizler bekleyen, tek taşlı, ilginç temalı evlilik teklifleri alması gereken, ev işlerinde destek olan nazik kibar bir erkek ararken, aynı zamanda elinde küsküyle gezen adam hayali kuran insanlar değil misiniz? siz değil misiniz, cimri olmasın ama para saçmasın, yakışıklı olsun ama kadın gibi kendine bakmasın, ilgili olsun ama hep peşimde gezmesin, kıskansın ama sorun etmesin, zengin olsun ama para konuşmasın, nazik ve kibar olsun ama maço olsun, diyenler? lan o sizin için çabalayan adamlar var ya, ben onların hayatını sikeyim.

    sizin yüzünüzden, o adamlar, o naif kadınları kırdı, görmedi. sizin sikimtrak dertlerinizle uğraşmaktan, onları fark edemedi. saçından bukle kesip veren kadınları, mendile isim işleyen kadınları, üşüme diye içlik alan kadınları, saatlerce bekledikten sonra, nrdsn uff bn gdyrm, demek için değil de, başına bir şey geldi mi diye meraktan telefona sarılan kadınları kırdılar.

    şimdi facebook'ta, twitter'da, kadın güzellemeleri yapanlar, yok kadın rakı gibidir, muhabbet ister, yok kadın kristal vazodur, kırılırsa düzelmez, yok kadın bi giderse daha geri dönmez, giden kadın susar, sessizliği sağır edici olur, yok kadın seni defalarca sınar, ve sen pişman bile olamadan,farkına bile varmadan o kararını vermiş ve çoktan gitmiştir... yok ya! bunları ağzını büze büze profil fotosu çektiren, garantileyene kadar elinin altında on adamı tutup, işine gelmeyince arkadaşız diyen, tek bildiği koca götünü ertimek için diyet yapmak olan, pucca okuyup birbirine çok güzelsin cınım derken içinden saydıran kadınlar mı yapar? hasiktir diyorum.

    önce bi kendinize bakın, sizin için çaba gösterilmesini istiyorsanız, sahiden çaba gösterilecek kadın mıyım diye düşünün. dağları delen ferhat bu toprakların çocuğudur. lan siz şirin olun da ferhat ortaya çıkar merak etmeyin...

    edit: imalat hatası

    editsel düzlemler: bu yazı, bir ergen manifestosuna dönüşeceğini düşünmeden, aslında yazıda bahsi geçen insanlara ve tavırlarına olan, kısmen eleştirimin, daha çok eleştirme biçimimin, beni bu tavra sahip insanlara yaklaştıracağını, hatta onlar gibi göstereceğini hesap etmeden yazdığım bir yazı. ilginçtir ki bu yazı, yukarıda dediğim sebeplerden ötürü pek içime sinmemesine rağmen, en çok beğenilen yazım oldu. sanki yazıda anlattığım yüzeyselliğin bir tarafıymışım gibi konuşmuş ve cephe almışım. böylece sanki burada anlatılanlar basit bir gözlemle edinilebilecek kanılar değil de tecrübeyle oluşmuş acı hatıralar gibi görünmüş. aslında gayem, bir anlık öfkeyle, ne lan bu mallık diyerek, facebook'ta bir sürü halini bildiğim insanların sosyal medya denilen karın ağrısı yüzünden ne duruma geldiklerini anlatmaktı. çok da derdimmiş gibi... neyse, pek benim kafamın içinden çıkacak şeyler değil yani bunlar. bu yüzden bir nebze olsun duygularınıza tercüman olabildiysem, lanet olsun bana. çünkü ben dünyayı kadınlar ve erkekler diye magazin ağzıyla ikiye bölmüş, incelikten yoksun kalabalıkların derdine tercüman olacak son kişiyim. bu yazıyı kaldırmama amacım; eleştirdiğim kalabalıklar tarafından alkışlanıp bundan gizli bir memnuniyet duymak değil. silmiyorum ki bir ibret vesikası olarak orada dursun ve bir daha yüzeceğim suları seçerken bana bu gerçeği hatırlatsın.
  • cok bisey beklemiyoruz, bazen bi soz, bazen bi gulucuk yeter. afadersin yetmiyor ulan. kadin beyni o kadar aptal noktalar uretiyor ki bu noktalardan gecmeyince erkek, ilgisiz, cabasiz olmus oluyor. he amk ilgisiz. sen bezdir hayattan sonra ilgisiz de... sicayim modern zamana... ben yazmiycam artik... spor yapin! hareket!
  • kadın-erkek eşitliğine inanan erkektir.
    evinde oturup göz süzerek kendine kur yapılmasını bekliyordur.

    hep erkekler mi çabalayacak. oldu ne güzel hayat.
  • en iyisine zaten sahiptir.
  • eğer kadının kendisini beğenmesi/sevmesi/hoşlanması için çabalamıyorsa doğrusunu yapan erkektir. deli gibi aşık bile olsa bu böyledir.

    çünkü sizi birey olarak, muhabbetinizi, zekanızı, karakterinizi, dış görünüşünüzü, beraber nasıl vakit geçirebileceğinizi görüp de beğenmeyen zaten beğenmez çabalayıp da elde ederseniz sadece kendinizi kandırmış olursunuz. o kadın sadece sizin ilginizi sever, sizin onu sevmenizi sever sizi değil. pamuk ipliğine bağlı bi durumdur belki kendinizi yanında rahat bile hissedemeyebilirsiniz çok çabalamaktan ve emeklerinizin bi anda küle dönüşeceğini bilmekten. birey olamamış, güçsüz erkektir. hemcinslerimden utanma sebebidir.

    ama karşı taraftan da olumlu sinyaller almış (bakın arada bi olumlu ama gel gitli sinyallerden bahsetmiyorum düz olumlu işte) bir erkek çabalamıyorsa sevmiyor olabilir, karşı tarafın beklentilerini karşılayacağını düşünmüyor olabilir. beklentilerden kastım düzenli ilişki için güven veya tek gecelik ilişki için rahatlık hadi olmadı direkt beğenmiyor olabilir.

    burada bahsettiğim çaba iste ortak organizasyonlar yapmak, belki küçük sürprizler yapmak, ilgilenmektir tabi karşılıklı olarak ilerliyorsa bu durum yapılabilir. eğer kadın tarafından da aynı oranda bu çaba gelmiyor ise çabalamaması doğrudur. öbür türlüyse ne bok yiyosa yesin zaten hem rekabet azalır *
  • benim gibi bol bol çabalayıp ret yemekten bezmiştir. artık onun kızlara açılmasından çok kızların ona açılmasını ister. diğer türlü olamayacağını kavramıştır bezmiştir,ilgisizdir,alakasızdır. cem yılmaz'ın bir şey yap rahvan gitsin sözünü kullanmayı seven bir deniz canlısıdır.
  • yavsaktir yani baska aciklamasi yok
  • belirli obsesif tepkileri vermeyen erkektir ama şimdilik. aslında yanılgı olarak, tecrübeli erkeklerin bu olguyu yapmadıkları söylenir yani bunun sebebinin tecrübe olduğunu söylenir aslında bu bir yanılgıdır. kötü bir tecrübe yaşanmıştır elbet ama bunun sonucu, obsesif kafa yapısına bürünüp bir dişi birey için çabalamaması değil, kendini obsesif bir yapıya sokmamak için farklı bir obsesif kimlik geliştirir. o da, ben bu kız için koşturmayacağım takıntısı. yani takıntıyı farklı bir takıntıyla aşmaya çalışırlar.

    konunun belli başlı bazı sebepleri vardır. bazıları;

    - ilk olarak sevgi kavramı ile takıntı kavramlarını ayırmak lazım. birisine karşı sevgi besleyen kişi takıntı yaşamıyor olabilir. zaten bu konuyu da adlandırırken konuyu sevgiden çıkarıp aşk'a yorarız. yani sevgi olumlu bir olgunun tezahürü aşk ise takıntı ve kaosun açılmı gibi olur. tabi sevgi, takıntıyı besleyebilir.

    - beğendiğiniz ve zamanla sevdiğiniz kişiyle sağlıklı bir diyalog kuramadıysanız, birikim yaşarsınız. bu birikim eğer ki ertelenen bir sürece dönüşürse konu obsesif bir durum alır.(obsesif kompulsif hastasısınız demiyorum, ota boka obsesif diyen tiplerden değilim :) sadece bazı belirli obsesif hareketleri sergileyebilirsiniz.)

    - beğendiğiniz ve zamanla sevdiğiniz kişiyle konuşup, sağlıklı bir sonuç alamadıysanız ve bunun sonucunda hayatınıza dönmeyip sonuç alamadığınız kişiyle bir kez daha denemeyi düşünüyorsanız, birikim yaşarsınız. bu birikim sizi özgüveni düşük, egosu baskılanmış, daha zor diyalog kurabilen takıntılı bir bireye dönüştürebilir.

    - beğendiğiniz ve zamanla sevdiğiniz kişiyle konuşup sonuç alamadığınız halde, yerine başka bir kişiyi getirmeyip ya da hayatınıza devam etmeyip gene aynı konu ekseninde dönüyorsanız, takıntılı bir birey haline gelirsiniz. bunun bir tezahürü, kendi modunuzu düşürüp, karşı tarafı yükseltmektir. onu ulaşılamayan bir tanrı muamelesi yapmak, onu gördüğünüz anda bile rahatlamak gibi garip davranışlar göstermeniz olası.

    - şimdi en klişe olanı geliyor. her şeyi başardınız, mutlu bir ilişkiniz var ama doğanın bir gerçeği olarak ilişki miadınızı doldurup ayrılmışsınız. kafada dönen kavramlar genel olarak; yılların emeğinin boşa gitmesi, kaybedilen ve ayrılıktan sonra hesaplanılan zaman, hayata tekrardan tekil bir şahıs olarak bakmak.

    şimdi bu tarz şeyleri önceden yaşamış olan insanlar, zamanla kendilerini baskılayıp yeni bir strateji yöntemine giderler. yeni bir aday için görüşlerde sıkıntı yaşarlar. güvensizlik, adım atarken iki kez düşüme, emek göstermemek, yeni bir ilişki için hazır olamamak ya da daha eğlence içeren anlık hadiseler falan filan.

    ama dediğimiz gibi başlığın özüne dönersek şöyle bir sonuç çıkarırız. sevgi konusu içinde takıntı yaşamadıysanız çabalamanız için bir sebepte yoktur. geri kalan her şey için master card.

hesabın var mı? giriş yap