şükela:  tümü | bugün
  • nihal atsız’ın ruh adam kitabında geçen (bkz: geri gelen mektup) şiiridir.
    --- spoiler ---

    ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

    gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

    gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
    gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

    bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.
    dinmez! gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu!
    hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

    dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'kaabil'
    imkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil

    sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum. mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskandırıyordur.
    en hisli şiirden de örülmez bu güzellik. yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur; kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

    gözler ki birer parçasıdır sende ilahın
    gözler ki senin en katı zulmün ve silahın
    vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
    sen vururken de öldürürken de güzelsin....
    --- spoiler ---
  • hoş geldin kadınım benim hoş geldin
    yorulmuşsundur;
    nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
    ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
    susamışsındır;
    buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
    acıkmışsındır;
    beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi yoksuldur odam.

    hoş geldin kadınım benim hoş geldin
    ayağını basdın odama
    kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
    güldün,
    güller açıldı penceremin demirlerinde
    ağladın,
    avuçlarıma döküldü inciler
    gönlüm gibi zengin
    hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

    hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

    (bkz: nazım hikmet ran)

    efsane okurum. *
  • seni düşünmek güzel şey, ümitli şey.
    dünyanın en güzel sesinden
    en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
    fakat artık ümit yetmiyor bana.
    ben artık şarkı dinlemek değil,
    şarkı söylemek istiyorum.

    (bkz: nazım hikmet)
    (bkz: seni düşünmek)

    edit: nazım seven kızları üzmeyin beyler.
    hemcinslerimin uyarısı üzerine edit: nazım seven insanları üzmeyin eşek sıpaları.
  • kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu
    sana dokununca mı denizleniyor masa
    senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan
    sıkıntımın ormanında?

    üç beş günümüz var şuracığında
    nice oyuncağımızı kırdılar
    biz de güzel çocuklardık bahçelerde
    sularda alabalık

    azla avunmaya alıştık
    ne yapalım paramız yoksa
    şarabımız bitince yağmura çıkarız
    kim güzelleşmiyor öpüşünce.

    (bkz: ahmet oktay)
  • (bkz: cemal süreya) (bkz: üvercinka)
    böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
    kesmemeye
    laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    bütün kara parçalarında
    afrika dahil

    aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    yatakta yatmayı bildiğin kadar
    sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    bütün kara parçaları için
    afrika dahil

    senin bir havan var beni asıl saran o
    onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    sabahları acıktığı için haklı
    gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    birçok çiçek adları gibi güzel
    en tanınmış kırmızılarla açan
    bütün kara parçalarında
    afrika dahil

    birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
    boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
    değerlendiremez
    bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
    diziyorlar
    bütün kara parçalarında
    afrika dahil

    burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    aklıma kadeh tutuşların geliyor
    çiçek pasajında akşamüstleri
    asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    bütün kara parçalarında
    afrika hariç değil
  • le matin je ne mange pas, je pense à toi
    le midi je ne mange pas, je pense à toi
    le soir je ne mange pas, je pense à toi
    la nuit je ne dors pas, j'ai faim
  • ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
    durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    bu evleri atla bu evleri de bunları da
    göğe bakalım

    falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    inecek var deriz otobüs durur ineriz
    bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
    herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    beni bırak göğe bakalım

    senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    bana dönesin diye bir bir kapattım
    şimdi otobüs gelir biner gideriz
    dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    durma kendini hatırlat.

    (bkz: turgut uyar)
  • onursuzunum işte..
    daha nen olayım senin??
  • sezai karakoç'un sessiz müzik adlı şiiri olabilir:

    sessiz müzik

    sen kış güneşi misin
    yakarsın ısıtmazsın

    bir ırmağın ortası yoksa
    seni mi hatırlayacağım

    bu dünyada olup bitenlerin
    olup bitmemiş olması için
    ne yapıyorsun

    sizin evin duvarları taştan
    dumanı da mı taştan

    seni kız arkadaşlarından
    sevinç gözyaşları içinde
    öpen olmayacak mı

    ezberlediğin şiir
    beklediğin adam
  • aşk kalbimi yakan bir volkan gibidir
    en sevdiğim tatlı kazandibidir.
    leyla sev beni sokma müşküle
    gel kaşık atalım iki tabak keşküle

    (bkz: tosun paşa)