şükela:  tümü | bugün
  • onun her isteğini gerçek yapmayı istemektir.

    düğün de düğün yapalım ,yüzük de yüzük alalım.
  • şüphesiz ki sonu çok acı verir.

    aşkından yanarak ölmek gibi bir şey.
  • her türlü acı veren olaydır. birlikte olsan da olmasan da fark etmez. siz siz olun ne kadın sevin ne erkek. insan bile bile acı çekmek istiyor arada bir,kanser gibi bir şey. hiç bir şeyin olmayan, belki de hiç olmayacak biri için uykusuz geceler geçirebilirsiniz.
  • ana ivanovic tenisi bıraktığında anladım bu hissin ne demek olduğunu.
  • - yazıp yazıp silmektir.
    - üzülmesin, kırılmasın, dudağını büküp yüzünü asmasın diye içine atmaktır.
    - film izlerken uyuyakaldığında rahatsız olmasın diye kontrollü nefes almaktır.
    - tüm parayı hediyeye harcadıktan sonra bakırköy'den büyükçekmece'ye kadar otostopla gitmektir.
    - okul kaydını yaptırabilmesi için sigarayı bırakmak, okul bittikten sonra yeniden başlamaktır.
    - sigara kokusunu sevmiyor diye günde 1500 kere diş fırçalamaktır.
    - sırf doktordan korkuyor diye, muayene öncesi telefon açıp rahatlatmak için uyanamam korkusuyla sabaha kadar uyumamaktır.
    - en sevdiğin şiir kitabının kapağına yazdığın notu bir yıl sonra fark ettiğinde bile susmaktır.
    - odanı, evini, şehrini değiştirmektir.
    - ağır geçen regl sancılarında internetten araştırıp karnına sıcak su torbası koymaktır.
    - zehirlendiğinde acil serviste bile sıkılmasın diye kitap okumaktır.
    - arkadaşların evinde kaçak göçek sevişmeye çalışmaktır.
    - doğum günü için mükellef bir sofra hazırladıktan sonra kenardan arkadaşlarıyla nasıl güldüğünü izlemektir.
    - gecenin bir vakti başkasını sevdiğini söyleyip seni terk etmesine rağmen, başına bir iş gelmesin diye yeni sevgilisinin evine kadar arabayla bırakmaktır. arkasından eve girene kadar bakmaktır.
    - her seferinde kokusunun burnuna gelmesidir, içine öküz oturmasıdır.
    - her seferinde, yine, yeni, yeniden inanmaktır.
    - her seferinde, yine, yeni, yeniden göt olmaktır.
    - ahmaklıktır.
  • "gel kendini ben eyle.!" dese sevgili, derhal feda olurum.

    böyle meftunum bir kadına, sevmek ne kelime...
  • bu kişi sadece annemiz olmalıdır yoksa gerisi acı sadece acı.
  • hastalıktır.
  • öncelikle, çok sevmek acı verir...

    kendini bulursun sevdiğin kadında. içindeki seni.

    ne yaparsan yap çıkaramazsın aklından. hasta olur; uzaksındır, yanında olamıyorsundur, elinden bir şey gelmez yani. kafayı yersin!

    başkasına ait olduğunu bile bile gözlerinin içine dalarsın, hayaller kurarsın.

    umut edersin, belki dersin. belki...

    cemal süreya'ya kulak verelim;
    "sevmek ne uzun kelime. derin deniz mavisi. ne zaman geleceksin? gelsen ya. güzel buralar. hem sana bütün olmayı öğretirim. göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda, çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var. giderdin dedim. gittin ve gittiğin kırk gece sana uyudum. aklım ödünç, ellerim yanlış. ama sen yine de gitme. gidersen peşinden gelmem ama kalırsan bu masalın sonunu birlikte öğreniriz. bulutlardan elbise dikmeye başlasın mı güvercinler? ama yine de sen bilirsin. sana gitme demeyeceğim. zaten ben senin gidişine hastayım. sustuk yine. sigaralarımızı içtik. sigaralarımızı dedim evet. sen sigara sevmezsin. nefret edersin. her sigara içtiğimde senin yerine de içiyorum ben. gidiyorum. yollar ıssız, karanlık. ben güzel değil miyim? neden kuş koymuyorlar yoluma? bu hayat sıktı. gel yürüyelim?" *