şükela:  tümü | bugün
  • "gel kendini ben eyle.!" dese sevgili, derhal feda olurum.

    böyle meftunum bir kadına, sevmek ne kelime...
  • bu kişi sadece annemiz olmalıdır yoksa gerisi acı sadece acı.
  • sevilen kadın üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını gözlemlediğim eylem.

    yapmayın beyler.
  • çöküşün başlangıcıdır. hem bedenen hem ruhen insanı çökertir. bu hemen olmaz tabi. onu hayatın her anında düşlersiniz ve bir bakmışsın hayatın ta kendisi oluvermiştir. olur da gider, biter veya ölürse artık siz de yaşayan bir ölüsünüz.
  • ulan ne çok sevmişim.

    geçmiş zaman tabi. dönüp bakıyorum. şu an olsa siksen yapmam. yarrak yapmam, bal gibi yaparım amına koyim kimi kandırıyosam.

    sevince çok ya da az ya da o kavram ne sikimse o, ortadan kalkıyor sanki. salt sevmek, sadece o anı sevmek. olumlu ve olumsuz bütün yönlerini sevmek sanırım sizin çok sevmek dediğiniz şey. olduğu gibi kabul etmek.

    çok zor gerçekten.bir insanı olduğu gibi kabul etmek. ben insanların yanımda geğirmesinden nefret ederim.rahatsızlandı bir gün, geğirip rahatlayabilsin diye sabahın 5'inde bütün şehirdeki nöbetçi eczaneleri dolaşıp -bilenler bilir gaviscon diye bir şurup var çok etkilidir spazm konusunda-ilaç aradım. sadece bir saniyecik geğirebilsin diye.

    sevince, iğrençlikler de hayata dair bir tebessüm anı oluyor.

    sonra zor zamanında 16 gün sıkılmasın diye yanında duruyorsun. gecen gündüzün o oluyor, aileni arkadaşlarını hiçe sayıp sadece o mutlu olsun diye anneni bile görmüyorsun, yeter ki o mutlu olsun, huzurlu olsun..

    yetmiyor, 16 günün sonunda ertesi gün ailenin yanına gidiyorsun, hasret gideriyorsun, gece bir mesaj geliyor; ''sen benimle hiç ilgilenmiyorsun.''

    sebep de yazdığı şeye geç cevap vermem.

    sevince, vefasızlıklar da hayata dair bir tebessüm anı oluyor.

    aradan zaman geçiyor, içini ona döküyorsun, istiyorsun ki her şeyini bilsin, her şeyimizle bir olalım diyorsun, ağlıyorsun yanında anlatırken çünkü ciddi acılar çekilmiş, ciddi badireler atlatılmış oluyor ve bunlar tekrardan başına gelirse onunla da göğüs gerebileceğimizi anlamasını istiyorsun, o başka türlü anlıyor, seni zayıf görüyor, bu ilişkide erkek ben miyim sen misin bazen cidden anlamıyorum diyebiliyor.

    tuhaf şey, sen onun yanında sadece onun yanında zayıf olmayı kabul diyorsun, o etmiyor.

    sevince, zayıflıklar da hayata dairbir zerre tebessüm anı oluyor.

    sonra bütün planlarını ona göre ayarlıyorsun, ailenle tanıştırıyorsun, niyetim ciddi imajı veriyorsun- ne sikim demekse bu da- olmuyor diyor.

    ne olmuyor diyorsun, ne oluyor, diyor. peki diyorsun. siktirip gidiyor.

    aradan çok uzun zaman geçiyor, geliyorlar gidiyorlar, seviyorsun, yine çok seviyorsun, yine, bu sefer diğerlerindeki gibi olmayacak, bu sefer kuralına göre oynayacağım diyorsun. sevince kural mural kalmıyor.

    neşet kalıyor, rakı kalıyor, beraber ağladığın dostların kalıyor, bir kadını çok sevince, kadınlar, kalmıyor...
  • bir kadını veya bir erkeği çok sevmek aptallıktır, duyguların piç edileceğini bile bile boş yere zaman, emek harcamaktır. ne kadar yaşayacağımızın belli olmadığı olamayacağı bir boyutta gelip geçici bir hoşlantı yüzünden çabalamak ve akabinde onca sevgi sözcükleri, melankoliklikler, şiirler, romanlar, resimler bırakmak hep saçma, en saçma.
    kendinizi sevin azıcık, bir yaşam amacınız olsun, ne bileyim gidin evsizlere yemek kıyafet dağıtın, düşmüşlere dert ortağı olun, sevgiyi ve ilgiyi hakedene verin.
  • sevmeyi bilen erkeklerin olduğunu ortaya koyan başlıktır. çok seven tüm erkekleri ve kadınları kutlarım.
  • çok güzeldir, eşeklerin gözleri kadar çok güzeldir, aynı zamanda simsiyah bir kedi yavrusu kadar , tıka basa doymuş bir sokak köpeği kadar da çok güzeldir.
  • kesinlikle her erkeğin en az bir defa tecrübe etmesi gerekendir

    büyük ihtimal sonu hüsran olacağı için tabi ki. mutlu sonlu bitse önermezdim. acı çekmek lazım arada. o acı size çok güzel şeyler katar, olgunlaşırsınız bir seviye daha atlarsiniz. mükemmele bir adim daha yaklasirsiniz. kesinlikle sevmekten korkmayin, ama aptal da olmayin.