şükela:  tümü | bugün
  • arada bir yerde biraz duraklamis olsa da bir kulaktan giren, anlami ve içerigi teslim etmesi gereken ön büro kalabalik ve mesgul oldugu için beklemez orda, sonra gelir teslim ederim der, çikar gider diger kulaktan..
  • bir nevi akli bir karis havada olmak durumu.
  • genellikle anneler tarafindan kullanilan bir deyim. chocuga odasini toplamasi, ders chali$masi, iyi insanlarla arkada$lik etmesi, sigara ichmemesi, alkol kullanmamasi, kufurlu konu$mamasi, kuchuklerine sevgili, buyuklerine saygili davranmasi tembihlenmi$tir annesi tarafindan ama normal bir gench olan ki$i tabii ki bunlari dinlememi$ hayatini ya$ami$tir. akabinde anne delirir, bu lafi* sarfeder.

    ayrica bir ba$ka $ekli ichin (bkz: dinleyene sivrisinek saz, dinlemeyene davul zurna az)
  • arada trafiği engelleyen herhangi bir unsurun olmadığını * pek de güzel biçimde ifade eden deyim.
  • nedense çok önemli konularda gerçekleşen durumu anlatan deyim.

    önemsiz laflar, sıradan sözler, günlük konuşmalar, gereksiz ayrıntılar kelimesi kelimesine, en ince detayına kadar aklımda kalır da, her zaman olmamakla beraber eğer bana söylenen bir lafı dikkatsizce dinlediysem, daha doğrusu dinler göründüysem o laf kesinlikle önemli bir konu içermektedir, önemsiz olarak görsem de içinde çok önemli bir ayrıntı vardır. ve ben aklım başka yerde olarak dinlediğim bu konuşmada, kaçırdığım ayrıntıyı dinlerken hı hı hı şeklinde karşımdakini onaylarım.

    ve o ayrıntı gerekli olduğunda yüzüm kızararak bana o lafları anlatan kişiyi arar, ya sen bir şey demiştin ama unuttum, şöyle miydi böyle miydi gibi mazeretler sıralayarak tekrar söylemesini isterim. o da öküz değilse iyi dinlemediğimi anlar ve hafif / ağır şekilde ayar vererek lafını tekrar anlatır.

    bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkan şeyler içerisinde bir kez olsun önemsiz konular olmadı hayatımda.
  • $öyle: adamda iki kulak var, acayip de ceryan yapiyor.
  • iki kulak arasında içi boş kafatası olması durumu.
  • bazen gözümün önünde olanı göremediğime ayınca “bunca zaman aklım neredeydi!” diye kızarım kendime.

    mesela atalarımız “bir kulağından girip diğerinden çıkmak” deyimini “kulak vermemek” anlamında söylememiş aslında.

    çünkü marifet iki kulakta değil, arasında.

    meğer buna işaret etmiş atalarımız.

    “tarihteki her şey öyle olması gerektiği için meydana gelmiştir” derler ya kalın harflerle; ısınamadım bu görüşe.

    bence tarihi kanla yazan mürekkebin kaynağı da kulağın ardında aranmalı.
  • söylediğiniz şeylerin ya da yaptığınız uyarıların karşıdaki kişi üzerinde bir etkisinin olmadığını anlatmak için kullanılan bir deyim.

    ingilizcede de benzer bir yapı var. (bkz: be like water off the duck’s back)

    my words are like water off the duck’s back for her.
  • bir diğer versiyonu kulak arkası.
hesabın var mı? giriş yap