şükela:  tümü | bugün
  • zeki murenin garo mafyan ile calistigi ayrildik iste albumunde yer alir.

    belli ki terkedip gitmissin beni
    sen yoktun, bir huzun vardi odada
    anladim maziye gommussun beni
    bir mektup, bir resim vardi masada

    bir kalemde beni silip atmissin
    bu askin sonu yok, diye yazmissin
    her sey bitti, diye imza atmissin
    bir mektup, bir resim vardi masada

    yiktin gonlumdeki aska inanci
    bil ki unutulmak olumden aci
    yazilar tanidik, sozler yabanci
    bir mektup, bir resim vardi masada

    beste: mahmut ogul
    gufte: seyda timucin **
  • hicaz mak'amindandir bu yakici sarki
  • artık dinlerken hiç bir şey hissetmediğinizi farkettiğinizde, "ne oldum ben" gibi bir soru hisseder insan, içinde çoktan üstü kapatlmış bir yerlerden sesini duyurmaya çalışan.
  • zeki müren'i özlemişim. şöyle evde oturup dakikalarca dinlemeyi gönlümce. halbuki ne mektup ne resim var masada. sadece kırmızı bir şarap ve ateşi hiç sönmeyen sigara. iyiyim yani. 'hep aynı şeyler işte. biraz yaşlandım tabi. seyrekleşti biraz saçlarım' ne diyordum? yetti bu şarkılar. tutukluluk halimin devamına. cinayete içelim.
  • zeki müren o kadar güzel söylüyor ki bu şarkıyı, o an her ne yapmakta iseniz durdurmanız ve ibadet eder gibi kendinizi sadece o an o şarkıya, o sese teslim etmeniz gerekir. öyle güçlü ama öyle de naif söyler ki her harfe her kelimeye ayrı bir itinayla hükmeder üstad.
  • murat boz gibi "mesaşşş" alanların işe yaramaz şarkılarına sayfalarca yorum yazılırken, bu şahasere, esere bu kadar az yorum yapılması üzücü, üzücü olduğu kadar utanç verici.
  • “her şey bitti diye imza atan” güzel ruhlu insanların şarkısı. dinlerken bir yanına, kaldı mı böyle bir terk ediliş diye sorarken, öbür yanına, olsa da beni her gün terk etse dedirten şarkıdır.
  • bu sabah zeki müren'in en güzel şarkısı temalı entry girerken, bu şarkıyı yazmıştım. ki zeki müren'i birkaç istisna dışında sevmem, beğenmem. fakat bu şarkı o kadar iyi bir şarkı ki, orkestrasyondan sözlere kadar, makamından (ki hicaz...) usulüne kadar haza şarkı gibi şarkı.

    sözler bambaşka. sözler gerçekten bambaşka. sözler tamamen 1989 yılına özgü. terk edilen bir adamın hikayesi. eve döndüğünde masa üzerinde bulunan bir mektup ve yanına iliştirilmiş bir resim... hani 'dur cebini arayayım da, ne oluyor diye bir sorayım' diye bir durumun yok. arayabileceğin bir ev telefonu bile yok hatta... bu ulaşamama durumu, mektupla kalakalma; biraz 'dün gece resmini öptüm de yattım' ya da 'bende bir resmin var yüzüme bakmıyor' yeraltılığı... ciddi manada yeraltı edebiyatı bu.

    yazıların tanıdık olup da sözlerin yabancı olması, bir küçük devirtir benim diyen adama.