şükela:  tümü | bugün
  • şehir içinde en çok kullanılan toplu taşıma aracı olan minibüste yaşanan ve ohaaa dedirten olaylardır. örneğin:
    olayın geçtiği zamanlarda minibüs kapıları otomatik değil manueldir, yaşlı teyze minibüse biner ve kapıyı tam olarak kapatamaz. açıp hızlıca çarpar. teyze minibüsten indiğinde de kapıyı kapatamaz ve aynı işlemi bi kaç kez tekrar eder daralan şoförden dumura uğratan cümle gelir;
    - bırrrraaakkk teyze bırak amına koydun kapının ecdadını siktin kapısızda giderizzzz!
  • bir minibus soforunun trafik sikisikligina hic de aldirmadan sakin sakin bekleyisi ve bu bekleyisin bi noktasinda yan gozden deri bir canta cikarmasi; cantanin icinden piposunu cikarip, tutun kutusunu acip tutunu piposuna doldurmasi, yakmasi, mis gibi kokmasi... inanilmaz ama gercek!

    yil: 2001 felan
    hat: kadikoy-pendik
  • (bkz: eski sevgiliye minibüs girmesi)

    herhalde yaşanabilecek en dumur olaydır bir minibüste.
  • vaktiyle sarıyer taksim minibüslerinin birinde tıklım tıklım giderken, şöförün arkasındaki 2li koltuğun kapıya bakan kısmında (minibüsleri bilenler için söylüyorum, vites kolunun hemen önüne gelen yer) oturan şişko bi adam vardı.ben de tam herifin yanında ayakta dikilmiş inmesini bekliyodum.hayvan gibi yer açılırdı inseydi.inmedi.bi de ikide bir cep telefonunu çıkarıp tekrar koyuyodu yerine.sanayi mahallesi civarında şöför bi cigara yaktı sıkışan trafiğe surat yaparak.
    bizim eleman hemen ayar vermeye çalıştı:

    - şöför bey lütfen söndürün o sigarayı..
    - cam açık beyfendi.duman gelmez
    - hayır efendim ne demek bunu siz bilemezsiniz.geliyo duman.
    ( istifini bozmadan sigaraya devam )
    - ayrıca takım elbise giymemişsiniz.biliyorum sizin tüzükte takım elbise kravat falan giyme zorunluluğu var.bırak takımı gömlek bile yok sizde
    ( şöför de tam çeliktepe delikanlısı gibi, kırmızı ferrari polar giymiş altta kot)
    - hayır efendim yok öyle bişi
    - bakın böyle devam ederseniz sizi odaya şikayet edicem.biliyorum yerini odanın balmumcuda.söndürsene be adam sigaranı.arkadaşlar bişey söyleyin siz de

    (tssss)
    ( balmumcu girişi..dolmuş durur kapı açılır)
    - beyefendi odaya gidcek misiniz? (dikizden bakıp sırıtarak)

    bu dakkada ifrit olan minibüs ahalisi kazan kaldırır, tonton elemanla orta yaşlı finançı olduğunu sandığım bi hatun alelacele inip odaya giderler..
    arka taraflardan homurtular geliyodu ki yıldızda ben indim.
    belki de eleman sallıyodu balmumcuda olduğunu biliyom diye, oda nerdeyse artık.eğer öyleyse o finansçı kadın ağzına sıçmıştır adamın.
  • günlerce düşünseniz bile anlam veremeyeceğiniz olaylardır. tanımı yaptıktan sonra hemen örnek vermek istiyorum...

    kadıköy-kartal minibüsüne bir zavallı apranaks biner. yerine geçer oturur. önündeki oturan bayandan parayı uzatmasını rica eder...
    - pardon bir tane göztepe uzatır mısınız?
    -...........
    (duymadığını düşünerek bir kez de yavaşça omzuna dokunarak) - pardon! bir tane göztepe uzatır mısınız?
    -............
    -pardon!!! bir tane göztepe
    (kadın bir hışımla döner) - parayı uzatırım ama ben söylemem!
    -??????????????

    hayır anlamadım ki niye söylemiyorsun? göztepe benim bilmediğim bir küfür falan mı? acaba ben göztepe dediğimi zannederken başka birşey mi dedim? anormal bir istek mi bu? manyak olan sen misin yoksa ben miyim? noluyo be?
    minibuste para uzatmayi reddeden insan modeli ile karşılaşmıştım ama parayı uzatıp gidilecek yeri söylemeyi reddeden insan modeli ile ilk defa karşılaştım...
    dur bakalım daha neler görücez?
  • çocukluk zamanım..
    komşu köylerden birinde yapılacak düğün için otobüs kiralanır. köylüler otobüse doluşurlar. gülerek oynayarak, türküler söyleyerek yola düzülürler. köy ahalisinin çoğu binmiştir otobüse. yan yana oturmuş iki kadın (biri komşumuz) aşağı yukarı şöyle şeyler konuşurlar:

    - gelin de çok gözel diyollar ööle mi acep fatma?
    - hee yaa gözel ben de gördüm maşallah tü tü tü..
    - fatmaaa bişii diyeceeem
    - ne diyeceen?
    - şalvarını nirden aldın?
    - bazardan aldım. hani varya kör muaaarem her hafta gelir gurar bazarın girişine tezgaa.
    - hee biliyom. ne zaman aldın? gaç lira virdin?
    - daa evelsi gün aldım. otuz lira virdim.
    - aaa iyi iyi fiyatlı da deelmiş bek.
    - deel de işte soonadan içime sınmadı gııı..
    - vallaa mı diyon?
    - he valla. öbür bazara gidip değiştirecem. başkasını alacam muarremden.
    - niye değiştiroyon yaa? ne gözel şalvar iştee. çiçekli yarpaklı. tam benim sevdiğim gibin.
    - seninki de tam benim sevdiğim gibin : ))
    - aaa ööle miie : )))
    - öle yaa. sen nirden aldın?
    - muarremden aldım kimden alacam? iküç hafta oldu alalı.

    (birbirlerinin şalvarlarına dokunurlar, kumaşlarını yoklarlar, okşarlar..)

    - bişii diyecem hatçe
    - aaa disene benden mi çekiniyong?
    - yoh dimekten deel de aklıma geleni itmekten çekiniyom.
    - ne itmek istiyong ki?
    - şalvarları deeşirek mi?
    - aa olurrrr:))
    - amma düğüne varmadan değşirmek icab ider. yoğusam ne anladım ben. dee mi?
    - değşirecek yirimiz yok kiya!
    - hee : (
    - .....
    - .....
    - .....
    - haticeee
    - nee?
    - : )) annıyon mu içimden geçeni gız?
    - annadım annadım : )) hadi hemencecik şurda değşirivirelim. fugan yavrum dön öte yana. accik de gapa şurayı, bi de dik dur gören olmasın.

    (bkz: gözlerimi kaparım vazifemi yaparım)
  • (bkz: #10541971)
  • -based on a true story-

    iş çıkışına denk gelen bir saatte, yarım gün süren ehliyet yenileme işlemini biteren arkadaşımız eşi ile birlikte normal güzergahları dışında olan bir minibüs hattını kullanarak evlerine dönmek istemektedirler. uzun süreli bir bekleyişin sonrasında minibüs gelir. binilen yerde henüz araç çok dolu değildir. ilk biniş anında en akrada, elindeki eşyalarla birlikte 1.5 kişilik yer kaplayan ve yana eğik şekilde oturan amca dikkat çekmektedir. olayı bize aktaran bayan arkadaşımız da bu amcanın yanında oturabilecek bir yer bulur ancak amcanın kapladığı yerden dolayı arkasına yaslanamadan öne doğru oturmaktadır.

    minibüs yoluna devam ettikçe yoldan müşteri toplamaya da devam eder. minibüs dolmaya başladıkça amcadaki yöneticilik ruhu ortaya çıkar ve herkesin iniş binişlerini organize etmeye başlar. sen şuraya geç, sen böyle otur, bir kişi kaldı dışarda, biraz gayret edin o da binsin tarzı yorumları havalarda uçuşmaktadır. amca bir anda minibüsün tek hakimi oluvermiştir.

    asıl dumur edici olay minibüsteki müşteri sayısının 30 civarında olduğu anlarda gerçekleşir. amcamız bir anda yan yatmış pozisyonundan doğrulur ve ağzından şu kelimeler dökülür:

    -allah'u ekber

    ne oluyor demeye kalmadan amca tekbir getirmiş ve oturduğu yerde, minibüs hareket halindeyken, namaz kılmaya başlamıştır. gayet güzel de iki rekat namazını kılmıştır. bu esnada amcanın yanında oturan bayan arkadaşımız da kazara kendisine dokunmamaya gayret etmektedir. ne de olsa namaz kılarken karşı cinse dokunmak pek uygun olmaz.

    neyse amca namazını bitirdikten bir süre sonra ineceği yere yaklaşmıştır ama bu inme hadisesi de apayrı bir dumur yaratır. amca "inecek var" dedikten sonra şöför durur. amcada bir hareket gözlenmez fakat sözleri müthiştir: "şimdi değil!!!"

    neyse araç bir süre daha gittikten sonra amcanın asıl inmek istediği yere gelinir ve tüm minibüs sakinlerinin katkısı ile alışverişinde dünyaları alan amcanın torbaları dışarı indirilir. kendisi de aracı terkettikten sonra artık tüm müşteriler onun hakkında konuşmaktadırlar.
  • 2006 yılbaşı günü, küçük esat dolmuşunu kullanan şöförün hali. buyrun bakın:

    http://i.hizliresim.com/r00pp7.jpg

    vatandaş bütün bir saat bu şekilde kullandı aracı, kimse ne gülebildi, ne bir şey diyebildi.

    edit: linki yeniledim.
  • sıcak bir ankara günü, öğle vakti. elde çanta, güçbela binilen ve hatta ayakta zar zor durulan dolu balgat-kızılay minibüsünde (ankara'da bunların hepsine dolmuş deniyor ya neyse), cepten bin bir güçlükle çıkarılan para, hemen yandaki koltukta oturan teyzeye uzatılır. kadın, böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyormuşçasına, önce kahramanımıza, sonra paraya bakar. sonra da bombayı patlatır: "neden sen kendin vermiyorsun?"

    ya sabırlar eşliğinde para bir öndeki yolcuyla yerine ulaştırılır, sözkonusu kadının mesela bu davranışı istanbul'da sergilemeye cesareti olup olmayacağı düşünülerek kızılay'a varılır.

    bu insan tipinin diğer suretleri için, (bkz: minibuste para uzatmayi reddeden insan modeli)

hesabın var mı? giriş yap