şükela:  tümü | bugün
  • lübnanlı bir arkadaşım vardı üniversiteden. tömer okumak için istanbula ilk geldiği zamanlarda şöyle bir hadise yaşanıyor,
    üsküdar dolmuşunda herkes parasını uzatarak zeynep kamil, burhan felek gibi isimlerle ineceği yeri tarif ederek parasını uzatıyor. bizimki bu yer isimlerini bilmediğinden yolcuların kendi isimlerini söylediğini zannediyor, yani şöförün herkesi tanıdığını ve herkesin evini bildiğini düşünerek parasını uzatıyor ve şöföre "hüseyin nassar" diyor. şoför bön bön bakıyor tabi. neyseki yolcuların da yardımıyla bir şekilde anlaşıyorlar.
  • hayatamın en dumur olaylarından biridir bu olay şahsen komik desen değil öyle biçim bi olay.

    yer gebze-harem minibüsleri d100 üzerinde gidiyoruz.bu minibüslerde de her türlü it her türlü sapık bulunabilecek düzeyde.biz de arkadaşlarla boş minibüs bulamadığımız için binmişiz her neyse.minibüse durakta 2 kişi bindi gayet düzgün tipli insanlar biz arkada ayakta bekliyoruz adamlar da şoförün bulunduğu bölümde ayakta konuşuyor.araç dolu ayakta rahat 10 kişi varız.bu iki lavuk hafif gürültülü tartışmaya başladı sen nasıl öyle dersin lan ayakları sonra biri cebinden çakısını çıkarda havada 3-4 kez salladı bu olaylar saniyeler içinde oluyor tabi kadınlar çığlık atıp arkaya doğru yüklenmeye başladı. çakıyı sallayan dallama bağırıyo "öldürim mi lan seni he öldürim mi" diye. şoför falan yaklaşamıyo herif ciddi bişey dese ona saplıycak biz de bakıyoruz öyle mal mal nolucak diye kimseden ses çıkmıyor.
    o anda minibüsün sol arka köşesinde oturan süper kahramanımız hayatı boyunca bu anı beklemiş gibi çıkışıyor "saplıycaksan sapla kardeşim milletin işi gücü var burda bekleme yapma!"diye herif dönüp bakıyo noluyo lan diye o anda şoför araya girip çakıyı elinden alıyo ve herifi minibüsten aşağı atıyorlar.yolculuk devam ediyo daha sonrasında geçen konuşmalara göre biri birinin peygamberine mi ne küfür etmiş bu yüzden böyle bi olay yaşanmış ikisi de arkadaş he normalde...
  • bugün başıma gelip şu saat olmuş hala güldüren olaydır.

    arkada oturan kadın yanımda oturan kadını dürtüp "sigortaya gidicem. nerede biliyor musun?" diye sordu. yanımda oturan kadın "ben buranın yabancısıyım. şoföre sor istersen" dedi. kadın: "hıhhhhhh... tam da adamına sorulacak soru." biz binmeden önce minibüsçüyle aralarında ne geçtiyse artık. bu arada minibüs boş ve iki kadın, şoför dahil herkesin duyacağı hatta yan minibüstekilerin duyacağı tonda konuşuyorlar. allahtan şoför "hatırlatırım, arabada ben de varım" demedi.

    derken arkadaki kadın konuşmaya devam etti: bizim mahallede oturan cinci bir kadın var. cinleri varmış. bana fal baktı. senin musluğun açık sana sigortadan para geliyor dedi. ama senin yıllar öncesinde yabancı bir yerde de çalışmışlığın varmış deyince almanya'da çalıştığımı hatırladım. almanya'da çalıştığımı bildi köpek. cümleyi köpekle bitirince ben dumur oldum, yanımda oturan muhatabı olan kadın daha bir dumur oldu ve sessizce önüne döndü. belli ki kadın bildiğin deli. kadını tekrar dürtüp konuşmaya devam etti. sonra sen git bütün mahallede dedikodu yap. yabancı yerde de çalıştığı için sigortadan çok iyi para alacak diye. onun yüzünden aylardır uğraşıyorum. benim hakkımda neler dedilerse sigortadan bir türlü emekli olamıyorum. yanımdaki kadın "demek ki dedikoducularla muhatap olmaman gerekiyormuş" dedi. deli kadın: "hay güzel günleri olasıca... bak ne kadar doğru söyledin. dedikodu çok kötü bir şey" dedi.

    dedi ama inmeyeydi kimbilir daha neler anlatacaktı. bizden önce inip sigorta yoluna doğru yürüyerek gözden kayboldu.
  • bir bayanın yaşayabileceği olaylar silsilesidir, ayakta duran erkek siz oturduğunuzda sanki ağzınıza verecek gibi durur ya da ayakta beklerken minibüsün sarsılmasıyla arkanızda duran erkeğin elinin poponuza değip değip durmasıdır, minübüsün direğiyle akraba çıkma olasılığı yüksektir.
  • trafik polisi minibüsü durdurduğunda yaşanan olaylardır. ayaktakilerin cama yapıştığı vakitlerde zannedersiniz ki ceza kesecek. hayır, o da binmeye çalıştı, bindi de. basamakta hem de. hayata dair iç burkan detaylar dan da sayılabilir olaydır.
  • yer: ankara, milli kütüphanenin hemen önü.

    akşama bir program var, en cici elbiselerimi giyinmişim, tam takır kravatlı bir şekilde hazırlanmışım. neyse, bindim malum minibüse ve en nefret edilen koltuk olan şoförün arkasındaki üçlüye oturdum. cam kenarında biri vardı, sonradan bir kadın daha geldi ve ben ortada kaldım. oraları bilirsiniz, zorunlu muavinlik makamıdır aynı zamanda. al gülüm ver gülüm derken eğleniyoruz hep beraber. gideceğim yer de öyle aman aman uzak bir yer değil, trt'nin dandirik stüdyosu, arı stüdyosu mu orkut mu bir yer işte. hava bozuk, bir yağmurlu ki sormayın. aylardan mart, soğuk o biçim, yağmur çamur o biçim. fakat minibüsteki kalabalık insanın içini dışını ısıtıyor. sıcacık bir ortamda seyahat ediyoruz. havasızlıktan olsa gerek, şoför bir aralık camını açtı*, inmeme de 300 metre ya var ya yok. ineyim inmeyeyim diye tereddüt ederken sağa sola bakınıyorum geldik mi diye. o aralık yanımızdan bir otobüs geçti, arkadaş, bence o an iblisin tecelli ettiği andı, o an tüm matematik, fizik ve kimya ve hatta coğrafyanın iflas ettiği andı, o an melih'in çukurlarının tepeme sıçtığı andı, anlatsam kimse inanmaz, ama işte anlatıyorum, bak üstünden iki sene geçti hala anlatırken konuyu kaybettim. o an minibüsün hemen solundan bir otobüs geçti, geçerken de melihin çukuru varmış, tabii ki ağzına kadar çamurlu su dolu bir çukur. nasıl becerdiyse çukura giren otobüsün tekeri o çukurdaki suyu olduğu gibi, kalıp halinde, hiç bozmadan, minibüsün camından içeri attı. su la bu, nasıl dağılmaz, nasıl becerir bilmiyorum, ama kalıp halinde gelen suyu minibüs şoförü denen denyo farketti, kendini hemen direksiyona doğru öne attı, açı hesaplarına göre kurban ben olmalıydım, ve nitekim o pis çamurlu su tepemden ta paçama kadar üstüme boca oldu. işin garip ve endişe veren yanı, ne yanımdakilere, ne önümdekine ne de arkamdakine bir damla su gitmedi, koduğumun minibüsü bile ıslanmadı. tüm suyu içime çektim.

    o kadar şaşırdım ki, tepki veremedim, çenemden, burnumdan su damlıyordu, kala kaldım. bir kova su, bi de çamurlu. sırıtma halindeki kaptan durdu da "bir şey var mı abi" dedi, kader başıma sıçtı dedim ve orada indim, yanımdaki kadın da indi. o da nasıl bir kadınsa artık, çantasından kağıt havlu çıktı, rulosuyla beraber hem de. böldü böldü verdi, silindim, o verdi, ben silindim. nasıl bir salak hava oluştu ise, başladım gülmeye, gideceğim yere kadar yağmurda dolaştım ki biraz çamuru gitsin üzerimden.

    olaylardan sonra düşündüm, sanki tuzak gibiydi, her şey kurgu gibiydi, hatta yanımdaki kağıt havlu taşıyan kadın da kurgunun bir parçası gibiydi.

    bak bu da kurgu, ama onlar yapınca film oluyor aq. bak bi
  • tanımadığınız bir hemcinsinizin aniden arkanızdan sarılıp siz afallayınca hiçbir şey söylemeden gülümsemekle yetinmesi.
  • eğer kadıköy bostancı hattı minübüsüne binmişseniz ve para uzatırken kulaklığı çıkarmanızla fonda çalan şarkının sahibinin iron maiden olduğunu duymaktaysanız "bir minübüste yaşanabilecek en dumur olay"ınızı yaşamaktasınız demektir.yerinize oturabilirsiniz.kulaklığı çıkarın.para üstünüzü alın.ineceğiniz yeri yaşanan olay etkisinden çıkamayıp kaçırmamak adına derin nefesler alın,şimdi sakin...
  • (bkz: minibüs şoförünün kırmızı ışıkta beklerken ölmesi)
    lise hazırlık sınıfındayım 15 yıl kadar önce. evimle okulum arası ebesinin amı km olduğu için hergün 3 vesait değiştirerek git gel yapıyorum. sabah saat 6 da uyanıp 2 saat git 8 saat ders 2 saat geri yol derken günden gelen yüzsüz teyzelere yer vermemek için ön koltuğa şöforun yanına oturuyorum sürekli, ilk duraktan binmenin de avantajıyla. bi ara uyuyakalmışım yolcuların şöfore hadi lan ne bekliyon, arkadaki araçların kornaları eşliğinde uyandım. şöfor de senin gibi uyumuş dürtüver şunu evladım dedi bi teyze bi dürttüm tık yok. biraz daha sağlam sarsayım dedim adam pat diye üstüme düştü. sonrası şok, 2 saat kendine gelememe, polise ifade verme derken eve saat gece 11 gibi gel bi de anne babadan sen bu saate kadar nerdeydin azarı.
  • istemeden yanımda oturan kadının telefon konuşmasını dinlememle başladı.

    kız sevgilisiyle konuşurken kavga etmeye başladı:

    - bıdı bıdı bıdı... tamam zafer hep böyle yapıyorsun, bitti. bu sondu. bir daha aramayacağım seni, bitti. bu son kez. hadi öptüm, görüşürüz.

    önce konuşmaya pek anlam veremedim ki versem ne olacak banane yani. derken arkadan bir teyze sesi duyuldu:

    t: müsait bir yerde durur musunuz?

    şoför duydu, duracak bir yer arıyor. teyze ısrarcı:

    t: müsait bir yerde durur musunuz? burada dur.

    ş: burada duramıyorum yasak. ilrde indireceğim.

    t: allah allah dur diyorum, durmuyor. şoför bey geçtik dururmusunuz.

    ş: burası durak değil...

    t: ama durun diyorum.

    neyse minibüs durdu. teyze inerken hala veryansın ediyordu. durun diyorum dur muyor yaa...

hesabın var mı? giriş yap