1. ortaokul ve lise yıllarımda işkence dolu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde, iki haftada bir mecburen izlerdik biz bu filmi. hiç bir şekilde ailemi yansıtmadığı gibi daha o yaşımda kadına biçilen rol kalıplarından dolayı belki de gayet rahatsız edici gelirdi bu film. izle izle ezberlemiştik zaten. ama camiye gidip namaz kılmak mı bir muslumanin 24 saati'ni izlemek mi deseler film izlemeyi tercih ederdim elbet. çok sonra, bu gece, başrolde ibrahim sadri'nin yeraldığını öğrenince şaşkınlığım tavan yaptı resmen. açtım bi kez daha izledim salak gibi. halen duygularım sabit, halen çok sıkıcı gelmekte bana.
  2. bir kısım inanan için takva filminde gerçekçi bir şekilde betimlenmiş olan süreç: buzdolabından alınıp ısıtılan bir önceki günün naçizane yemeğini yemek, geciktirmeden namaz borcunu ödemek, süzgün bir şekilde tesbihini çekmek, mümin bir dostunu, ayağına geldiği için mahçubiyet ve sevinçle misafir etmek, hayatın anlamını zikr de bulmak, geceleri boşalarak uyanmak, gecenin yarısı tövbelerle boy abdesti almak...
    allah'ın daha sevgili kulları için, diğerleri gecenin bir yarısı boy abdestini alırken kar-zarar hesapları yapmak, dünya borsalarında mısır fiyatlarını takip etmek, gemicilik sektöründeki gelişmeleri izlemek, amerikadan direktif almak...
    zordur müslümanlık yirmidört saatiyle günümüzde, allah taksiratlarımızı affetsin.