şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 10 yıl kadar önce bir akşam arkadaşım şeref ve ben belgesel izlemeye karar verdik. kuzenimin ölen büyük büyük babasından kalma koca bir eski belgesel kutusu vardı. kutuyu didiklemeye başladık. fakat ilgi çekici bir belgesel bulamamıştık. en son kutu boşaldığında elim karton kutunun sağ tarafındaki bir yüksekliğe değdi. kutunun sağ tarafında iki karton arasına bir şey sıkışmış gibiydi. kutuyu yırttım ve yüksekliğe baktım. bir cd kutusuydu. üzerinde "ölülerin yaşamı (sıradan bir belgesel) yazıyordu. arkadaşım şaşırmıştı. çünkü söylediğine göre bu büyük arşivi adı gibi biliyordu ve daha önce böyle bir belgeseli hiç görmemişti. ikimiz de ilk defa bu garip belgeseli izleyecektik. kutuyu açtım. içinden ön yüzü siyah bir cd çıktı. televizyonun karşısına geçtik. şeref , cd player'ı açmıştı ve benden cd'yi takmamı istiyordu. bense bu konuda kararsızdım çünkü korkmaktan korkuyordum. korkmaktan korkmak çok garip bir histi. anlatması dahi çok zor. o sırada şeref , cd'yi elimden kaptı ve cihaza yerleştirdi.
    "bu belgeselden korkmuyorsun, degil mi?"
    şeref cesur biriydi. bense fakat fazla cesaretin iyi olmadığını iyi bilirim.belgesel başladı. süresine baktığımızda şaşırmıştık. 3 dakikalık kısacık bir belgeseldi. belki de geri kalan kısmı bozulmuştu. bunu öğrenmek için beklememiz gerekecekti. şeref kumandadan oynatma tuşuna bastı ve belgesel başladı. tahmin ettiğim gibi ürkütücü bir belgeseldi. şeref'se öylece gözlerini dikmiş ekrana bakıyordu. ekranda fotoğraflar halinde mezarlar, cesetler geçiyordu. kalbim yerinden çıkacaktı. şeref'ın cesurluğu bile yetmedi. 30. saniyede şeref tam kapatmak için kumandayı eline aldı ki, bir ses konuşmaya başladı.
    "ölüler sandığınız gibi ölü değildirler. onlar, ölünce yaşamın başka boyutlarında varlıklarını sürdürürler. bir ölü eğer isterse sizinle konuşabilir." gerçekten çok saçmaydı. şeref, bu saçmalığa dayananamış olacak ki kapattı.
    "iğrenç bir belgeseldi. ben lavaboya gidiyorum." şeref lavaboya gittiğinde odada tek başıma kalmıştım. gözüm saate kaydı. saat 8.20 geçiyordu. dakikalar geçmesine rağmen şeref lavabodan dönmedi. meraklanıp arkasından gittim. lavaboya girdiğimdeyse şeref yerde öylece yatıyordu. ne bir yara, ne de bir kan vardı. şok olmuştum. korkarak şeref'e dokundum. bir buz deposu kadar soğuktu. nabzına baktım. atmıyordu. çok korkmuştum. ambulansı aradım ve yardım istedim. şeref'ı ambulansa ve beni de yanına bindirdiler. kısa bir zaman sonra hastanede üstünde beyaz bir örtü olan şeref'ın başında ağlıyordum. bu sırada polis cesedi inceleyen uzman yanıma geldi ve konuşmaya başladı.
    "bu cesedi ne zaman buldunuz? bu kişi öleli en az 3 gün olmuş."
    işte o zaman beynimde o iğrenç ses yankılandı:
    "bir ölü... eğer isterse... sizinle konuşabilir..." , (bkz: ya işte böyle)

    edit: hikayeye inanıp ciddi ciddi mesaj atan arkadaşlar sizi seviyorum .