şükela:  tümü | bugün
  • yeni biriyle sohbet ediyoruz. o kim bilmiyorum, o da ben kimim bilmiyor. sonra şarkılara geliyor sıra konuşurken. diyor ki bana falanca şarkı benim için vazgeçilmezdir. ismi kopyalayıp youtube'dan dinlemeye koyuluyorum. şarkının ismi hafızamın arka sokaklarında evsiz bir ölüymüş meğer. ama müziğini duyunca birden yasak eski aşkımı görüyorum aynı sokakta sanki.

    /eski aşkım aslında kendimmişim. kendimi yabancılıyorum. ama parfümü hiç değişmemiş sanki. kokladıkça bir kaç sene önceki bene yeniden meftun oluyorum. daha kaybolmadığım karamsarlığımdaki dansımı hatırlayıp, yavaş yavaş salınışımı görüyorum.

    o zamanki beni toplayınca bir makyaj çantası bile dolmuyor. bir yerlerinde, küçük gözünde sanki en değerli şeyim saklı. yükte hafif pahada ağır bu şey yüzünden küçük çantam aslında ağır işte. ama çantayı kaybettiğimi de hatırlıyorum aynı anda. kaybettiğim bütün değerli şeyler belki de bir çöplükte ya da el altından ucuza gitmiş. farkedip acı acı gülümsüyorum./

    hala uyanmadım rüyamdan çünkü şarkı hala çalıyor. ama sonuna yaklaşınca panikliyorum. hemen telefona kaydedip tekrar tekrar dinlemeye başlıyorum.

    /arka sokaktaki ölünün üzerindeki gazete kalkıyor. sarılıyoruz. kokusunu eski aşkımın parfümüne benzetiyorum. birden midem bulanıyor. kusmaya başlıyorum. kustukça kelimeler yüzüyor sarı suda. yüzleşemediğim bütün kayıplarım yerden yüzüme yansıyor. cismini yitirdiğim kayıplarımın isimleriyle kusuyorum.

    iyileşirim sanıp doğruluyorum sonra. hayır! öylesine bozulmuş dengem. meğer yitirdiğim ne varsa tortularıymış beni ayakta tutan. bir kez daha gelen öğürtüyü tutuyorum bu kez. /

    şarkı devam ediyor. benim başım ağrıdığı halde elim şarkıyı durdurmaya gitmiyor.

    /hayal gerçek birden birleşiyor. eksilenlerin yerlerini bozduğum için artık her şey eskisinden de kötü. /

    bir şarkıyla geçmişi anıyorum. geçmiş üstüme gelirken bocalıyorum. bir şarkı ile geçmişimi kusuyor bedenim ve zihnim. geçmişim bir şarkılık, makineden çalıp duruyor.