şükela:  tümü | bugün
  • severek, kendinden gecilerek dinlenilen bir sarkinin ozellikle bir yerine/bolumune/kismina takintili bir sekilde muptela, deyim yerindeyse hasta olma durumudur. sarkinin tam da o yeri defalarca sardirilir sardirilir sardirilir dinlenir. o derece sardilir, ki bu sarki, araba teybinde calan bir kasette ise o kisimda inceden deformasyonlar bile ortaya cikar. hele bir de, yanibasinizda, sizinle ayni frekanslari alabilen bi arkadasiniz varsa, "bu lavuk napiyo la acep?", seklindeki dusuncelerini belli ederek sizi yan gozle suzer. o vakit sizin icinizden gecen ise gaz pedalinin sonuna kadar basarak, arkadasi musait bi yerde indirmek olacaktir.
  • koparici sololari olan sarkilarn insan evladina yaptirdigi islem.
  • muzigin patladigi yeri cok sevenlerin yapabilecegi is.
    (bkz: patladigini herkese duyurma meraki)
  • genelde "işte bu kısım beni anlatıyor" yahut "bana hitap ediyor" düşüncesiyle, aynı bölümü defalarca dinlemek suretiyle yapılan eylem.
  • müthiş solosu yüzünden defalarca free bird dinlemek buna bir örnektir.
  • cambaz'ın introsunu dinlemiştim ben 1578 kez filan. hala da dinlerim ara ara. hastalıklı bişiy. stairway to heaven'ın introsu da telesekreterde durur. salak gibi evi arayıp dinlerim. giriş de uzun biraz. cepten epey giriyo ama olsun.
  • butun gunumu bir demon of the fall'a hercamıs bulunarak destek verdigim eylem..
  • gel sözlükçü gel, mutlu olduğum ender anlardan birindeyiz, içimde bir huzur. fakülte yılları. amfide ders dinliyoruz. yanımdaki arkadaş, ebru, takılmış diline bir şarkı sürekli mırıldanıyor: "her sabah doğan güneş bir sabah doğmaz oldu..." sonra dersi dinlemeye devam. bulduğu her fırsatta bunu mırıldanıyor. "her sabah doğan güneş bir sabah doğmaz oldu..." bir yandan da not tutuyor. "her sabah doğan güneş..." birden bağırıvermişim: "aa yeter be kadın! ulan yaşamak istemiyorum artık. tamam mı? oldu mu? dünyam karardı, mutlu musun?" şaşırdı, ne dedim ki ben şimdi diye. senin diline dolanan şarkı benim boynumda bir ilmik, dedim. yutkundu. son söylediğini tekrarlar mısın, dedi. bi sus, dedim. şimdi bu şarkı ne zaman çıksa karşıma, yolumu değiştiriyorum. karşı kaldırıma geçiyorum.
  • bir dönem hepimizin yaptığı şey. kardeşim müslüm babanın bir şarkısının belirli bir yerine öyle bir takmıştı ki kasetin (o zamanlar kaset diye bir şey vardı) o kısmı bozulmuştu. diğer şarkılar sorunsuz çalabiliyorken o kısımda ses yamulurdu.

    (bkz: aşk bu değil yapma güzel)
    (bkz: #16728943)

    bende hayalci balığım ahmet kaya'nın bir şarkısına fena takmıştım. şarkının hep aynı yerini dinlerdim, hep aynı yerini söylerdim...

    çok uzakta öyle bir yer var
    o yerlerde mutluluklar
    paylaşılmaya hazır
    bir hayat var.

    (bkz: ağlama bebek)
  • iyidir. (bkz: the grass was greener)