şükela:  tümü | bugün
  • sevdiğimiz bir şarkı vardır. aklımızdan geçerken radyoda ya da tv de çıkar seviniriz, olur bir gün elimize geçer daha çok sevinir ve defalarca dinleriz. sınırsız dinleyebileceğimizi keyf alacağımızı sanırız. lakin öyle değildir, belli bir zamandan sonra müzik başımızı ağrıtır o keyfi vermez, o bass lar o tınılar artık bize zul gelir. işte o an bir şarkının melodilerinin bokunun çıktığı andır.
  • pop müzik gibi sevmemem gereken bir tür (hipster'ım çünkü lol) kulağıma hoş geldiğinde loop'a alır ve sıkılmayı beklerim. o açıdan benim de yaptığım bir eylem.
  • babadan ayar almaya kadar yolu var;
    (bkz: #27242822)
  • internetin olmasının sonucudur.

    mesela internetin olmadığı bir dünya: radyoda, bilmediğiniz ama ilk dinleyişte aşık olunan şarkılardan birine denk geldiniz. tam da şarkının orta yerinde. internetin olduğu bir dünyada olsaydınız, cep telefonunuzu çıkarıp, shazam'da şarkıyı dinletir, kimin söylediğini anında bulurdunuz. olmadı, sözlerin bir kısmını yazar, yine de şarkının kime ait olduğunu bulup, şarkıyı piç edene kadar dinlerdiniz. ama internetin olmadığı dünyada büyük bir özlemle bir sonraki denk gelişini beklerdiniz şarkının, kulağa, her dinleyişte daha keyifli gelirdi. böylece, bokunu çıkarana kadar dinleyememiş olurdunuz o güzide şarkının.*
  • bazı şarkılar acayip yakalar bünyeyi tutar ensesinden, şarkıyı yapan gelse o an kulu kölesi olursun, işte o raddede istersin ki kulağında hep çınlasın bu şarkı, bir gün, iki gün, bilemedin bir hafta boyu etrafındakileri tiksindirene kadar dinlersin. sonra birden bire şarkı kulağına değişik gelir, ilk dinlediğin zamanlardaki bağlılığı hissetmezsin, işte o zaman boku çıkmıştır afedersin.
  • bir nevi kendine hakim olamama, söz geçirememe durumu. şarkının boku çıkacağını bile bile kaçınılmaz sona doğru yol alır insan.
  • (bkz: giga pudding)
  • ortaokulda (bkz: losing my religion)'ı tüm bir kasete önlü arkalı doldurmamın örnek teşkil ettiği hadise.