şükela:  tümü | bugün
  • kafanızdan herşeyin silineceğini düşündüğünüz durumdur. yanınızda hiç birşey götürmek istemezken birde bakmışsınızki kafanızdaki bavulun içinde duruyor herşey. keşke yeni şehre gitmekle düzelseydi herşey, keşke yepyeni bir dönem başlasa ve herşey huzur olsa, mutluluk olsa.

    (bkz: gidiyorum alışamadım bu kente)
  • bazı kötü anıları unutmak maksadıyla yapılıyorsa, durumu muhtemelen daha kötüye götürecek eylemdir. çünkü bırakın anıları unutmayı, artık terk ettiğiniz şehri ve içindekileri özlemek gibi bir durumla da baş başasınızdır.

    (bkz: unutamamak)
    (bkz: pişmanlık)
  • geldiğimde hayal kırıklığımı gizleyememiştim..beklentilerim gerçekliğini gölgede bırakmıştı uzunca bir süre..hiçbir zaman burada ne işim var demedim ama hani görür görmez de aşık olmamıştım.. güzel değildi hatta yer yer çirkindi bile..hayaller ülkesinin en çirkin şehri olmaya adaydı..ah şu internet fotoğrafları ne kadar da kandırıkçıydı..

    ne zaman ki beklentilerin ötesindeki gerçekliğiyle yüzleşip başka bir gözle bakmaya başladım, insanlarından çok şehrin kendisine adadım kendimi o zaman bir açılıp saçıldı ne kadar işvesi varsa seriverdi önüme..birkaç aylık geliş (ki o şehir de o kadar kalınır mı diyenlerden biriydim) neredeyse bir sene oluverdi..ben anlattım o dinledi, o anlattı ben dinledim..denize sırtını dönmüştü bir kere ama güneşi uğurlamayı öğrendi geç de olsa.. bir şehirde yapayalnızken bile asla yalnız olunmayacağını öğretti bana..gözümün gördüğünün ötesindeki güzellikleri çekip çıkartmayı, küçük detayların büyüleyici dünyasında keyfe dalmayı,tesadüflerin cilvelerini ve zamanlamasındaki akıl almaz kusursuzluğunu da..

    ayrılasım var başka şehirlerde bekleyenlerim var demiştim hani şu denize bakan falezin tepesinde..burayı da yaşadım şimdi yeni yerlere hazırım derken kendimi kandırdığımı farkediyorum bu şehirdeki son birkaç saatimde bugün..gitme kal da diyemezdi, kalacağımı bildiği halde..ayrılmam lazımdı en azından bir süreliğine.. üzerimdeki ağırlık sadece 1-2 kitap kadar artan çantadan o denli ağırlaşacak değildi yanıma yolluk niyetine onca anı yüklemiş bu şehir..taşıyamayacağım dedim..ses çıkarmadı..saatlerce gezip her köşesine birer veda bakışı bıraktıktan sonra oturdum ilk kez cilveleştiğimiz parkına.. uzun uzun ağladım..gelip geçenler anlayamadılar neden bir türlü susamadığımı..tıpkı anlayamadıkları gibi neden bir çölde, bu öğlen, durduk yere yağmur yağdığını..
  • zordur bazen bir şehirden ayrılmak. heleki doğup büyüdüğünüz şehir ise. sadece şehirden ayrılmak değildir öyle olduğunda mesele. top koşturduğun beton sahadan ayrılmaktır. ilk sigaranı içtiğin, akşamları arkadaşlarınla muhabbet ettiğin o böcek yuvası ağacın altındaki masadan ayrılmaktır. koşarken düşüp düşüp dizlerini parçaladığın yokuş yoldan ayrılmaktır. bazen öylesine özlem doludur ki, saklanbaç oynarken saklandığın sidik kokan bodrumları bile özlersin.

    ilk aşk da oradadır bazen, son aşk da. bırakıp gidemezsin ayrılık acılarını. gitmesen de yoktur hayatında aşk ama gidince sanki bir daha hiç aşık olmayacakmışsın gibi gelir. gereksiz yere üzülürsün.

    normalde kaçmak için bin tane takla attığın adamı bile messengerda görünce "hacı napıyosun yaa" diye yavşarsın. bazı sabahlar tenezzül bile etmediğin, annenin yaptığı o sucuklu tostun kokusu bir gece sigara içerken burnuna gelir. "ulan ecdadını sikeyim alt tarafı sucuklu tost o bile burnumuzda tütüyor" diye laf edersin. bütün gün başında mal mal oturduğun o masanı özlersin. "odamda olsam da mal gibi oturup göt büyütsem" dersin.

    annenin dırdırını, kardeşin sataşmalarını, babanın laf sokmalarını özlersin. her sabah gazete alırken içinden küfür ettiğin sümüklü bakkalı özlersin. her sabah ezanı sanki kıyamet o sabah kopacakmışcasına kederli bir şekilde okuyan, sabahın köründe "noluyo amına koyayım ölüyor muyuz?" diye yatağından kaldıran imamı özlersin.

    boktan trafiği, ter kokusundan camları buğulanan otobüsleri, sigara içemediğin vapurları, saatlerce lafa tutup bindiğine bin pişman eden taksicileri çok da sikindeymiş gibi boş bir iç burukluğuyla anarsın.

    bazen o kadar zorlaşır ki için daralmaya başlar. çocukluğundaki gibi her seferinde topunu kesen ibnetörün oturduğu apartmanın zillerine basıp kaçsan ya da o boklavatın camına 3-5 yumurta atıp cama çıktığında "nooldu lan götlek" diye küfür etsen bile rahatlayamayacakmışsın gibi gelir. zorlaştıkça zorlaşır.

    bazasının desteklerinden biri kırıldığı için yampiri yumpiri duran gıcırtılı yatağın bile en kral otelin kral suitindeki yataklar gibi gelmeye başlar. beyninin dibinde yanan kaloriferle altından sızan soğuk havayı ayaklarına ayaklarına üfleyen pencerenin arasında uyumak özlenecek hale gelir.

    anlayacağınız hayatınızı bir tuşu çalışmayan sikindirik bir gamepad haline getirir bir şehirden ayrılmak. bir yanı hep eksiktir hayatın.
  • 2 gün öncesinde gelip bu başlıktaki entryleri okutur.
  • kararini vermek bile zordur biraz da yasla alakalidir sanirim. 20 lerin basindayken 5 dakikada alinabilecek olan bu karar 30 lara yaklastiginda veya geldiginde aylarca dusunmene sebep olur. bir bakmissin o sehre alismissin seni tutan birsey olmasa bile. bazen nefrette etsen bir turlu o karari alamaz bulursun kendini. zordur bir noktadan sonra zor..