şükela:  tümü | bugün
  • depresyon sebebi.ikiye bölünürsün,yarın orda kalır.
  • bogulursun, tum sehir ustune gelir sanki. seni cekip kurtaracak bir kacistir sanirsin, bir sehirlerarasi otobusun bilmem kacinci koltugunu huznunun firar tuneli sayarsin. gunler gecer ve anlarsin ki, bir sehri terketmek, bir sevgiyi birakip gitmek degilmis. mekanlar degisse de, atan yurek hep ayni duzende atiyormus.
  • hersey oyle uzerinize gelir ki, yapacak bir sey bulamazsiniz. kacis tek yol olur bazen. hem de uzaklara... oyle uzaklara ki; kimsenin sizi bulamayacagi kadar uzaklara. kimsenin sizi gormeyecegi, tanimayacagi kadar uzaklara. yalnizliginizi yalniz yasayabileceginiz kadar uzaklara.

    sevdikleriniz de vardir yasadiginiz yerde sevmedikleriniz de. sevmediklerinizden, sizi zorlayanlardan kacarsiniz, gidersiniz. sevdikleriniz arkanizda kalir. belki bir haber bile veremezsiniz onlara. o kadar zor, o kadar acidir aslinda.

    giderken icinizde kizginlik da vardir, bilinmeyene duydugunuz korku da. asla geri donmeyi dusunmeyebilirsiniz de, bir gun geri donmeyi de. ama kopan bir seyler vardir icinizde bilirsiniz. hicbir seyin eskisi gibi olmayacaginin farkinda olmanin buruklugu da vardir.

    uyusmus bir beyinle yaparsiniz yolculugunuzu. geldiginiz yer size o kadar uzaktir ki, ozgurlugunuzu kaybettiginiz korkusu kaplar icinizi. eliniz hicbir seye uzanmak istemez, esyalarinizi bile yerlestirmezsiniz yeni evinize. darmadagin gunler gecer, anilarla dolu darmadagin gunler.

    yavas yavas isinirsiniz geldiginiz sehre. dostlariniz olur, arkadaslariniz. birlikte gezer, eglenir, vakit gecirirsiniz. kaniksarsiniz sehrinizi, yeni dostlarinizi. bazi geceler biraktiklariniz gelir akliniza, eski huznu duyamazsiniz bu sefer.

    yillar gecer, korkularinizi, kizginliklarinizi, acilarinizi bir yere hapsedip donersiniz geriye. yeniden eski sehrinizin sokaklarinda dolasirken unuttugunuz o kokulari cekersiniz icinize. guzel seyler gelir akliniza fakat artik size yabancidir orasi. daha fazla kalamaz, cekip donersiniz yeni yurdunuza, huzur yuvaniza.
  • nefes alış verişimi sayıyor bu şehir
    sokaklarını boş, karanlık yapıyor ben geçtiğimde
    ürperiyorum ismi her geçtiğinde
    şehir beni benden alıp uzaklara götürüyor
    dar sokakları, soğuğu, derme çatma hayallerimi
    geride bırakmam lazım.
    şehri değil
    yaşattığın ve yeşermesi için çabaladığın
    yaşanmış yıllarını terk edeceksin,
    böyle yazar terk etmenin o lüzumsuz kitabında...
  • bir şehri terk etmek, bir hayatı terk etmektir aslında. ya istemeyerek, ya da isteyerek.
    1) şehri istemeyerek terk ediyorsanız, hep geri dönme umudu taşırsınız. her caddesini, her kıyısını, sandallarını, konaklarını, ovalarını, çadırlarını, nesi varsa size göre kıymetli, hafızanıza kazımak istersiniz ve gideceğiniz yere gidene kadar elleriniz sıkılı yumruklar halinde kalır. ama bir şehri terk etmenin asıl kötü biçimi, onu isteyerek terk etmektir.
    2)isteyerek terk ediyorsanız, kim bilir o şehir size neler yapmıştır, o caddelerde, sokaklarda, o binalara bakarak çaresiz, yalnız ve savunmasız kalmışsınızdır. bazı acılara gark olmuş, bazı kafeslerden çıkamamışsınızdır. bu şehir sizin memleketinizse, orada tutunamamış olmanın getirdiği dipteki geleneksel üzüntüyü hissedersiniz, ama bu sizin kırgınlığınızı gidermez. çocukluğunuzun, gençliğinizin geçtiği o yollara bakar ve kendinizi terkedilmiş hissedersiniz, gitmeye karar veren siz de olsanız, sanki şehir sizi kovuyor gibidir. sizden daha beceriksiz onlarca akrabanız ve tanıdığınız orada istedikleri gibi bir hayat kurmuştur ama sizin elinizde bir tren bileti vardır sadece, gardan gece yarısı kalkacak olan. eğer memleketiniz değilse, iyice yabancılaşırsınız oraya. bu şehre gelirkenki umutlarınızı düşünürsünüz, geleli belki ancak bir yıl olmuştur ama aradığınızı bulamamışsınızdır, daha kaç şehir dolaşacağınızı düşünürsünüz bir an, sanki hayat sizin dışınızda akıp gidiyordur ve siz soluk soluğa koştuğunuz halde ona yetişemiyorsunuzdur. pılınızı pırtınızı toplamış, geldiğiniz gibi gidiyorsunuzdur aynı trenle, kim bilir nereye.
    isteyerek terk ettiğiniz şehirler, içinizde geri dönüş umudunun yeşermesine izin vermezler, arkanıza dönüp baktığınızda bile içiniz acır ve artık oraya sadece misafir olarak gideceğinizi, dönüş biletinizin çantanızda duracağını, kışın telaşlı akşamlarında eve yetişmeye çalışırken uğrayıp salatalık malzeme alacağınız manavın verdiği hem gündelik hem de kalıcı aidiyet hissini o şehirde bir daha asla hissetmeyeceğinizi bilirsiniz. size ait olanı, içinizden söküp yabancı haline getirmektir bu, bir zaman o şehirdeki hatıralarınızı bile griye boyayıp soluklaştırırsınız ki size geçmişi hatırlatmasın.
    en kötüsü ise, yeni geldiğiniz (göçtüğünüz) şehirde çok mutlu, gönençli, sağlıklı, zengin ve hatta şatafatlı bir hayatınız olsa da, önceki şehri terk ettiğiniz günün hayali aklınızdan silinmez, ve siz asla "iyi ki terk etmişim" diyemezsiniz. o terk ediş gününün acı hatırası sonsuza kadar kendini hatırlatacak ve her hatırlattığında o günkü üzüntünüzü yenileyecek, şatafatlı manzaranıza bakarken bile olsa, gözlerine hüzün çöktürecektir.
  • ardında bırakmaya çalıştıklarını kafanda ve kalbinde peşin sıra süreklememeyi becerebildiğin taktirde son derece keyifli olabilecek eylem.
  • sadece şehri terk etmekle kalsa belki de çok da yaralamayacak olan eylem ama aynı zamanda ordaki hayatınızı da bütünüyle terk ettiğinizde acı veriyor ama her şey gibi bir şekilde buna da alışıyor insan, geri dönüşü olduğunu bildiği sürece...

    edit: imla
  • terk edilen sehirde kalmani gerektirecek hiçbir sey yoksa, bir derdim var nakaratindaysa tüm sohpetler, yalnizlik hayata durusun olmussa; geçerlilige hak kazanmis tek eylemdir. kendini onarmaktir.
  • bile bile lades demektir. donup dolasip ardimizdan gelme, ayaklarima dolanma azmi olan bir seyden gereksiz kacma denemeleridir.

    bir diger acidan da oysa ki ozgurlugu secmek, baska vucutlar sevmektir. o dombili sehri tam kalbinden vurup gitmektir bir nevi.

    bir sehri terk etmek, dun gece yaptigimiz seydir, hepimizin kesisim kumesidir. hic terk etmemis insandan da mobilite adina hayir gelmese de, cok terk etmis insandan hayir gelir mi bilemem. bir kitaplik dolusu kitabi yoktur misal, kutuphane kullanicisi, ikinci el saticisi-hibesicidir. ezginin gunlugunu teomana da baglayabilmenin yaninda, aliskanlik yapmasi bonustur, "bunu terk ettiysem, digerini de ederim, kim tutar beni" demektir.
  • eski şehrinize uzun bir aradan sonra geldiğinizde hissettiğiniz duygu. her ne kadar o an o şehre girseniz de otoyoldan gözüken siliutlere, tanimadiğiniz binalara, değişen kavşaklara bakarak, "bu sehir benim değil artik" dersiniz üzülerek. işte o an terkettiğinizi/terkedildiğinizi anlarsiniz. artik yabanci bir misafir gibi bile gezemezsiniz, en azindan misafirin duyduğu bir heyecan vardir. sokaklarinda dolaşirken hayaletler karşinizdan gelir, şu köşede yarim saat dikilip selamlaşmadiğiniz bir kişi olur muydu eskiden.

    siz bir şehiri terkedemezsiniz, zaten o sizi çoktan terketmiştir.