şükela:  tümü | bugün
  • yalnızsınızdır. dünyanın, yaşamanın bir zevki, neşesi kalmamıştır sizin için. hayattan tat alamama noktasına gelmişsinizdir. hayalini kurduğunuz, düşlediğiniz, yürekten istediğiniz bir sevgili modeli vardır kafanızda ama yıllar geçmiş olmamıştır, bulamamışsınızdır onu. eski aşklar sevdalısısınızdır siz. anlatılan hikayelerdeki, efsanelerdeki, okunan şiirlerdeki aşklar gibi yaşamak istemişsinizdir hep aşkınızı, sevdanızı. aşk ve sevda sizin için iki öpücükten ibaret olmamıştır asla. çoğu zaman ilk adımı hep karşıdan beklemiş, ilk adımı atmaktan hep korkmuşsunuzdur. ve o beklemeler size hiçbir şey kazandırmamıştır. ve artık öyle bir an gelmiştir ki yalnızlık büsbütün sarmıştır içinizi, dışınızı... bir kurşun kalem alır yazarsınız halinizi gözünüzden dökülen yaşlarla ıslanan kağıda. bir vefalı yarin eksikliğini derinden duyarsınız. bilirsiniz ki hayatta herşey paylaştıkça güzel. mesela bir şiiri, güzel bir hikayeyi, acıları, dertleri, minnacık bile olsa bir sevinci, önemsiz bile olsa bir düşünceyi paylaşmak... hayattaki gözle görünen, görünmeyen, hissedilen herşey paylaştıkça bir başka güzeldir sizin için. önemli olanda zaten paylaşabilecek o doğru insanı bulabilmektir ama işte öyle biri yoktur hayatınızda. ve onun yokluğunu derinden hissettiğiniz bu anlar acı verir size.
  • bar, cafe vs. gibi yerlere girdiğinizde boş masanın üzerindeki "rezerve" yazısını gördüğünüz andır.
  • (bkz: brunch)
  • sınavdan çıkmışsınızdır, berbat geçmiştir hayatınızdaki her şeyin berbat oldugu gibi. yalnız hissedersiniz kendinizi. eski bir arkadaşınızı görüp bir yerde oturmaya karar verirsiniz. eski günlerden konuşursunuz, eskiden okulda olan olaylardan, hocalardan, bugünden, gelecekten. ama bunların hiçbiri seni mutlu etmez. bunları konuşurken bile yanında sevdiceğin olmasını istersin çünkü seni eski bir arkadaş seni anlamaz evet anlamaz. sadece seni anlayacak birine ihtiyacın vardir, sevdiğin insana, seni anlayan birine ihtiyacın vardır.
  • eğer sözü edilen gerçekten dürüst, eleştireceği zaman "sen zaten şöylesin..." gibi gudik değil "bi de şu açıdan bak" gibi adam gibi fikir ortaya koyabilen, lafını esirgemeyen fakat açık sözlülükle patavatsızlık/dangalaklık arasındaki farkın bilincinde olan ama her şeye rağmen kusursuz olmayan, sadece insan olmaya çalışan, insan olmanın da hata yapmanın mümkün olduğunun farkında olan ama sadece hata yapıp bırakmayan, hata yapınca da eğer mümkünse o hatayı düzeltmek için en azından çaba göstermenin gerekliliğini bilen bir varlık olmaktan geçtiğini idrak edebilmiş bir sevgili ise, bu sevgiliye bir insan ömür boyu ihtiyaç duyar. he zaten o zaman onun adı sevgili, eş vs değil hayat arkadaşı ya da ruh eşi oluyor.

    he var mıdır öyle biri? bilmiyorum. bazen insan buldum sanıyor, bazen de sessiz sedasız oturmayı yeğliyor. *
  • doğduktan sonra başlar.
  • sevgili olan iki arkadaşınızın yanında veya daha kötüsü, hepsi çift olan arkadaş grubunuzla bir aktivitede bulunurken duyulan türden bir ihtiyaçtır. ha gelip geçici ihtiyaçlar için sevgili edinmeye gerek var mıdır? tabi ki hayır. yıllardır doğru insan aldatmacasıyla kandırılan bireyler olarak hala onu beklemekteyiz. mazoşist bir ısrarla. ama zevk alarak.
  • bazen ihtiyacınız olan eski sevgilinizidir. ona kavuşamayacağınızı bilmeniz yüzünden çivi çiviyi söker mantığıyla yeni bir sevgiliye ihtiyaç duyarsınız kendinizi inandırarak. bu duruma sözlük bir sevgiliye ihtiyaç duyulan an denir. ama işin gerçeği bunun bir çözüm oluşturduğunu uzun süredir görmedim ben. * *
  • mesela 3 mayıs 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı'nı izleme olayı o anlardan biridir. o cipsleri alıp gelseydi, bi de bira açsaydık. veya ben bira içmesem de olur, kola içerim ehe.
  • kadıköyde bavullarınızla beşiktaşa geçerken her sevgilinin yanına gelip çiçek satmaya çalışan çingeneleri gördüğünüz andır...
    elinde olmadan kıskanırsın nerde yanlış yaptığını sorgularsın..
    (bkz: bende istiyorum bi tane)