şükela:  tümü | bugün
  • belirgin -bir- sey'i isaret etmek icin kullanilan iki kelime.
  • "bişey" , "birşey" , "bişii" , "bişe" , "bişiy"... olarak yazılan sıfat tamlaması.

    en azından başlıkların kurallara uygun olması açısından şeylerin, her zaman ve her yerde ayrı yazılması gerektiğini hatırlatmak isterim.
  • bir sey için uğraş didin dur, sonra o birsey olsun; bir şey bu demektir.
    (bkz: hatasiz kodlama diye 1 sey yoktur)
  • (bkz: something)
  • -bir şeyler-

    "bir şey" yapıyorsun bir şeyden
    "bir şey"den, bir öykü,
    o öyküden bir şey yapıyorum
    bir öykü, o şeyden.

    liliana orlowska

    ---

    -quelque chose-

    tu fais "une chose" d'une chose
    tu fais une histoire à partir d"une chose",
    je fais une chose de cette histoire
    je fais une histoire de cette chose

    liliana orlowska

    (fransızca aslından çeviren: reha yünlüel / şiirhâne)

    iç. imece, sayı: 23 / nisan-mayıs 2001)
  • "...
    bir şeyiz
    kaçınılmaz ölü saatler içindeki
    kimse artık bir şey için
    daha fazla bir şey söyleyemez.
    ..."*
  • bilmem farkında mısınız... 7'den 77'ye hepimiz bir şey olmasını bekliyoruz.
    nedir bu şey?
    belli değil.

    (belirsizlik içinde kıvranırmıyım ben şimdi)

    ama bekliyoruz işte!
    olmayınca huysuzlanıyoruz.
    işte, evde... her türlü ilişkide...
    olması gereken bir şey var ve olmuyor.

    (gereklilik değilmi zaten, zorunluluk değilmi kıvrandıran)

    birine 'n'aber?' dediğinizde aldığınız cevabı düşünün...
    'amaan ne olsun işte...' gibi bir şeydir çoklukla.
    bu şu demek:
    'kahretsin ki bir şey yok!'

    (ayrımına varınca bunun ağrımazmı kalbim neden olmuyo istediklerim!)

    halbuki ne olmalıydı?
    bir şey!

    (şımarık gibi bağırmak içimden gelen)

    kimse bilmiyor o şeyin ne olduğunu. bildiğimiz, o şeyin
    henüz olmadığı.
    eşler bunun için değiştiriliyor...
    şehirden şehire göç bunun için...
    ev değiştirmeler...
    iş değiştirmeler...
    ağzıyla kuş tutsa bile iktidarı değiştirmeler...

    (ama)

    orada ya da onunla olmayan, burada ya da bununla olur
    belki umudu...

    (çığlık sessizlik gibi; duyu algılama noktamı aşmış çoktan)

    sevgiliyle bir süre sonra ilişkinin soğuması da bundan.
    'aşkın ömrü' falan değil. ilk bakışma, ilk buluşma, ilk
    yalnız kalma, ilk sevişme...
    sonra bekleyiş. 'e, hadi bir şey olsun!'

    (yorgumun gülmekten,umay umay)

    iki taraf da karşıdakini suçluyor. olmayan şey karşıdaki
    yüzünden olmuyor!
    kahve falında çıkar hani...
    'size bir kısmet var.'
    'hanenize ay doğuyor.'
    sevinir insan... ama kimse gerçekleştiğini görmemiştir henüz.
    zira kısmet denen şey elini uzatıp:
    'merhaba ben kısmet, hani falınızda çıkan kısmet' demediğinden...

    ("gülüyorum ama içimden kuru olan yerlerimden")

    olmasını beklediğimiz ama ne olduğunu bilmediğimiz o şey de
    biz fark etmeden oluyordur belki.
    ne olduğunu bilmediğimiz şeyin olup olmadığını ne bileceksiniz...

    (düşünmek istemiyorum. kapatıyorum düğmesinden.. beceremiyorum)

    kimse bir çaba da sarf etmiyor o şeyin olması yolunda.
    bilinmezin yolu da bilinmez zira.
    sadece bekleniyor ve somurtuluyor.
    bir de birileri suçlanıyor.

    (suçluluk altından kalkamıyacağım bir deve dönüşmüş belli ki)

    belli bir yaşa gelmiş insanların, ömrün boşa geçtiğini
    düşünmeleri de bundan olabilir.
    o şey olmamış çünkü...
    bir sürü şey yaşanmış ama o sözünü ettiğimiz şey olmamış.

    (bekliyormuyum gerçekten o şeyi)

    hepimizde sürekli bir 'tamam da şimdi ne olacak, sırada ne var?' hali...
    bitmez tükenmez, dile getirilemez, tarif edilemez bir
    bekleme durumu...

    (sanırım bu bir kısır döngü. sonuca asla ulaşamıyacağız)

    bir bilsek beklediğimiz o şeyin ne olduğunu...
    o çok merak ettiğimiz 'hayatın anlamını' da çözmüş olacağız belki...

    (belki...)
  • zamanında edindiğim beyinsiz sevgilimin farklı olmak adına, "kuzum, yavrus, tatlım" sözcüklerini sarfetmemek adına bana taktığı isimdi bu. bu kadar mı saçma olunur sofistike olmaya çalışılırken acaba?". ki telefonunda da birşey olarak kayıtlıydım, ayrı bile yazmamıştı imla kurallarından bihaber lavuk.
  • "bir tekliksem ben, bir şeyim sende,
    yoksalarda ne uzun ince gider idim
    birşeyin olabilsem"