şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: geceye bir şiir bırak) başlığından esinlenilmiştir.ilgili başlığa bakıldığında,şiirlerin kahir ekseriyeti bilindik şairlerin dizeleri ile kakılı olduğu görülecektir.
    kolaya kaçmadan,(bkz: ekşici piç)'lige bulaşmadan,ekiplerle dalaşmadan ve

    şairim demek de kolay değil,
    hemen kafaya alırlar adamı.
    “yağdı yağmur, çaktı şimşek
    sen de mi şair oldun be eşşoğlu eşşek”
    deyiverirler.
    yağdı yağmur, çaktı şimşek
    nerden bileceksin
    be eşşoğlu eşşek.

    demeden,içinden geldiğince ve mutlaka her insanın bi' kenara bıraktığı şiiri vardır.
    mesela,buyrun "duvar";
    ...taşınırken bir yerlerden,toplanan eşyalar arasında duvardan sökülen resimler,tablolar vardır mesela.duvar sorar mı hiç? bu resmi çakma,o tabloyu sökme diye.duvar ile konuşur mu insan? an gelir konuşur.göz göze gelinir duvar ile ve sorarsın o'na.

    söyle bana duvar,
    kaç resim çakıldı bağrına sevmediğin?
    ya da kaç resim söküldü bağrından sevdiğin?
  • ele ele yaşlanmayı düşünürken ben seninle
    meğerse sen hiç değilmişsin benimle ,
    başka bir sen varmış senin içinde
    senden biraz daha derinlerde.

    dilediğin gibi gideceğim ben bugün
    istediğin gibi ardıma bile bakmadan
    gideceğim ben bugün seni almadan
    bıkmadan, usanmadan, ama yaşlanmadan.

    @sg888
  • sevdiğim adam çok uzakta
    ne yapsam da geri dönmüyor
    bildiklerim onda kaldı
    ama o bunu bilmiyor
  • düşünki mahalli şeyler diploma olmuş
    türkçe ihtimalini giyinen üniversiteli beşiktaş gibi
    mahkeme kupasının dizilerini düşündüren
    yatık çizgiye dair karalarımı sorgulatan
    utanmazca doğuya gitmecesine yorgun
  • uykum gelmedi yatamıyorum yine
    artık her gecem aynı , döndü ayine
    hayatın sillesi döndürdü beni tersime
    la casa de papeli ziyafeti çekeyim kendime
  • arnavut kaldırımına çökmüşüz, düştük derler ama genelde,
    çökmekten kastımızı karıştırarak hep, çöktük lan işte.
    şarap düştü, içerken biz kırmızı olmuş her yer bir de bileklerin.
    bileklerinin kırmızılaşması benzemiyor ben okşarken saçlarının uzamasına.
    ben söylemeden geçemem, içimden söylerim hatta o yüzden.
    düşmek kendi anlamını aşmış bir kelime, bir yıldız, dolu yahut göz yaşı içinse.
    zarifsin ben bunu zarafetine bağlayamam, ipim kendimi asarken kopmuş,
    oradan bileklerime dolanmış, yılan olmuş, içimi kemireni boğacakmış.
    boğamazsın dedim zehrinden tutup, zehrin dedim, şarabın içinde nasıl olur?
    bak bu aleme geçiş için siroz sözü aldım ben, ciğeri de şu kapının girişine bıraktım.
    bıyıkları taze terleyen oğlanları ütülemişler içeride, oysa daha adamlığa 5 vardı.
    bizi daha dışarıdayken kurşunlamışlardı, mühürlenmeyi de bildik daha ilk eşikte.

    agora meyhanesinden atılmışız yaka paça, daha tek cümlesi yazılmamış.
    ya da tam tersi bir kahırda ki, kahireden taze getirtmişiz yeşil yeşil.
    karartana kadar imanımız gevremiş lan geceleri.
    damağımız kurumuş, dilimizi jiletlemişiz hissedene kadar,
    ki hissetmek dediğim buradan geçmişine yol olur benim diyenin.
    geçmişe çıkan yolları tıkamaya çalışıyoruz oysa devrilen çınarlarla,
    acıdan kahkaha atarken rahatsız etmişiz cennet ehlini,
    cehennem ehline el sallarken kollarımız uzamış,
    karanlığın simasında leke olan yıldızları temizlemişiz,
    güneşin bizden saklandığını düşünmüşler ekvator’da, ki çizgisiyle meşhurdur.
    3 çizgi söylemişiz torpillisinden, burundan hipofiz bezine tünel açmışız.
    tam tünelin ortasında depremler saklanmış, damarlarımız çatlamış.
    ilk bir kaç artçıda zülüfleri dökülmüş, sonra perçemiyle gırtlak kesilmiş.

    mecnun leylayı unutmuş, kerem aslıya yol vermiş, ali ayşeyi zaten hiç sevmemiş.
    masallara inanmayanları harikalar diyarında bağırsaklarından asmışlar, aşk dahil.
    kaf dağında berduşa hira’da peygamber demiş, kız vermişler.
    kız kulesini göğsümüze çingenelerin inşaattan topladığı çivilerle çivilemişler.
    nereden baksan çarmıh derdi isa görse, neyse ki ben musa’nın yılanına fısıladım.
    allah’ın şairlerle arası hep açıktır diye duymuştum, ya şiirler?

    bordo dudaklara gri dumanlar çarparken cisme bürünmeye çalıştık,
    sol omzuma yıkılmışım, yalnız başımla beraber.
    yek pare bir parçamız bile kalmamış, al bu sende kalsın gibi meme uzatma.
    ben o bacakların yorgunluğunu dizlerinden okumuş, üflemişim.
    biz o sırtı arşınlayalı yüzyıllar geçmiş, üzerinde bir kaç dirhem patlamış.
    en az monroe mezarı kadar, sen de erotiksin, biraz da komik gerçekten.
    gülmek bize yakışmıyor, kusrumuzla eğlen.
    sana zahmet olmasın gibi, biz eziyete zaten meftunuz.
    uyumadan makyajını silme, sabah seni en az 3 kere öldürmek istiyorum.

    c. aşk..