şükela:  tümü | bugün
  • 13 14 yaslarinda akli noksan bir kizin koltuktaki cukulata lekesine bakip ciyak ciyak aaayy regl lekesi bu biri regl olmus bulastirmis oturmam ben bunaa ayyy diyerek bagirmasi ve tum sinemanin dumur icinde kizi izlemesi..hatirladikca hala tuylerim diken diken olur..
  • jurassic park vizyona yeni girmis, sureyyanin onu tiklim tiklim.. ancak locada bilet bulabildik girdik sinemaya, izlemeye basladik..
    dinazor goruldugu ilk sahne, bir kafes in icinden cikmaya calisan trex'in gorundugu sahneydi, dinazor bagirinca anladik ki (maalesef) hoparlorler localarin kol koyma yerlerinin altina monte edilmis, ciktigimda kulaklarim ugulduyordu
    o gun bugundur dinazordan korkarim
  • bu olay halen proje safhasinda olup bi gun gerceklestirilecektir...
    on kisilik bi abaza grubu(kafa insanlar olmalari yeterlidir) miki filme gitmeden once eczaneye ugrayip siringa ; bakkala ugrayip sut alirlar.. sonra sinemada en arkaya oturup sutleri siringalara doldururken bi yandan da aah ooh diye sesler cikarirlar , sonra da (siringadan) en uzaga kim fiskirtacak oynarlar.. isiklar yanmadan kacarlar (dayaktan)
  • beyoğlu sinemasının yeni açıldığı yıllarda 7 sıranın ortalarında bi yerde bi koltuk yerinden çıkıyordu ben de her seferinde bu koltuğu yerinden çıkarıp o boşluğa ayakları falan uzatırdım. her enselenişimde yer göstericilerden biri sen mi kırıyon lan bu koltukları diye bağırırdı. ben sonucu beklediğim için pek şaşırmazdım ama diğer izleyicilere kısa süreli şoklar yaşatırdık.
  • (bkz: bir arkadasim)
  • pulp fictionun sonunda yaşlıca bir beyefendi travoltanın öldükten sonra filmde görünmesi üzerine uzunca bir süre emek sinemasının müdürünü bobinlerin sırasının karıştığı konusunda ikna etmeye çalışmıştı
  • yol filminin ba$ında kapının açılıp içeri bir adamın girerek 'ambülans $öförü tamer uluyol lütfen gelsin' diye bağırmasının ardından olayın gerçekliğiyle filmin gerçekliği arasında bocalamaktır hayat.
  • ingilterede starwarsa gidiyordum*, erkenden girdim salona, filmin müziğini çalmaya başladılar 10 dakka boyuunca... havaya girdim resmen, takdir ediyorum buradan ingiliz makinist kardeşlerimi...
  • emek sinemasının sarı bir kedisi vardı bir zamanlar hala var mı bilmiyorum, gösterim sırasında gelip kucağınızda falan uyurdu. işte o kedi, free willy'de ekranın önündeki platforma çıkmış, avcı kedi pozisyonu alarak filmde havaya sıçrayan balinaları yakalamaya çalışmış kendini yerden yere atmış idi. mutlu bir anımdır.
  • beyoğlu sinemasında boş bir gece seansında, iki arka koltuğumuzda mısır pakedini hışır hışır hışırdatan bir adam vardı. iki ön koltuğumuzda da (bilen bilir) bülent üstün'ün tonguç tiplemesine ilham olan iri yarı korkunç abi. abi önce ses çıkarmadı, ama mısır hışırdamaya devam edince avaz avaz yankılandı sesi tüm sinemada: "ulan gelirim oraya o mısırı kıçına sokarım senin hışırdatma be!"
    mısır hışırtısı kesilmekle kalmadı, hışardatan kişi sinemayı erkenden terketti, arayı bekleme riskine hiç girmedi.