şükela:  tümü | bugün
  • insanın kalbini üşüten, ruhunun tüm ışığını söndürüp bedenini hissiz kılan, kararmış günlerine kararmış gözleri de katarak yaşama tutunacak belki de en son dalın kırılıp umarsızca düşüşlere ve bir daha ayağa kalkamayışlara sebep olacak o; en savunmasız olunan halde karna yenen bir yumruk misali kişiyi sersemleten ve nefessiz kılıp dizlerinin bağını çözen, çok ama çok can yakan darbedir.

    hayatında sonbaharını yaşatır adeta insana. solar bir yaprak gibi, ifadesizliğin kapladığı yüz, yüzyıl yaşlanır birden. cıvıl cıvıl çarpan yürek sessizliğe bürünür. matem havasıdır kaplayan yüreği. bir daha belki de hiç güneş doğmayacaktır, üzerine kalbin. içi hep soğuk ve hep ıssız, terk edilmiş kasaba misali, yıkık dökük kalacaktır.

    yapılır mı böylesi bir zalimlik. yazı yaşarken neden sonbaharın o tatsızlığına mahkum eder ki, çekip giden. zor, dayanması çok zordur, böylesi bir ayrılığa. hele hele kullanılıp bir kenara atılmışlık hissi, o his için için yakar yıkar insanı. zordur, onsuzluğa katlanmak ne zor.
  • fonda "les feuilles mortes " çalmaktadır.#795047

    "et la mer efface sur le sable
    les pas des amants désunis."
  • yaşarken dolu dolu aşkı, yaşarken aşkı her hücresine bandırırcasına ve için için tadarken mutluluğu, bir anda tutulan güneş misali aya tutsak düşmüş gün gibi geceye savrulmaya eş, hiç umursamadan sımsıkı tutarken ellerini ve gözlerinin içinde kaybolmuşken sevgilinin, sıcacık ellerin ve içinde kaybolunan gözlerin sahibi tarafından ansızın yüreğe saplanan bir hançer olmuş terk ediş ile dağlanıp, damar damar hayat dolu yaprakların sararıp solmasıyla gelişini hissettiren sonbahardan demli bir günde başa gelen, gelip de uzun süre gitmeyen, uzun süre gitmeyip de o başı duvarlara vurmaya mahkum eden terk ediliştir.